Ayrılık efsaneleriyle anılan kule; Kız Kulesi

Ayrılık efsaneleriyle anılan kule; Kız Kulesi

0
PAYLAŞ

İstanbul denince ilk akla gelen yerlerden biridir Kız Kulesi. İstanbul’un belki de en güzel, en nazlı kızıdır. Mağrur ve asildir. Onun bu duruşuna aşık olmamak imkansız gibidir. Hele görmezden gelmek mümkün değildir. Onun güzelliğini yansıtmaya çalışan kaç ressam, kaç fotoğraf sanatçısı vardır kim bilir? Kim bilir kaç yazar, kaç şair onu tasvir etmiştir?


Kız Kulesi güzeldir. Sadece güzel değil çok güzeldir. Efsunludur da… Hiç farkına varmadan büyüler sizi.


Kız Kulesi’ne ulaşmak zordur. Kendini korumaya almıştır? Ona ulaşmak için denizleri aşmanız gerekir. Ona aşık olup da ulaşamayanlar onunla ilgili hayaller, düşler kurmuştur. Kız Kulesi efsaneleri işte bu ulaşamama, kavuşamama üzerine motiflenmiştir.


Kız Kulesi hakkında o kadar çok efsane var ki, hangisini anlatarak başlayayım karar veremiyorum. Hemen hepimizin bildiği Bizans İmparatoru Konstantin’in  falcısının, hükümdarın çok sevdiği kızını zehirli bir yılanın sokup öldüreceğini söylemesi üzerine; Konstantin’in yılanın ulaşamayacağı bir yer olarak denizin ortasındaki bir kayaya bu kuleyi yaptırmasıdır. Konstantin, güzeller güzeli prensesini bu kuleye götürür. Kızına her gün sepetler içinde yemekler gönderir. Ancak bir gün güzel prenses, kendisine gönderilen üzüm sepetinin içine giren yılan tarafından sokulur. Ertesi gün kuleye gelenler talihsiz kızın cesediyle karşılaşırlar. O günden sonra bu kuleye Kız Kulesi denir.


Kız Kulesi ile ilgili anlatılan bir hikaye de, Ovidius’un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin aşkını anlatan bir hikayedir bu.  Bu hüzünlü hikaye Afrodit’in rahibelerinden olan Hero’nun Afrodit’in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılmasıyla başlar. Aşka yasaklı olan Hero bu törende Leandros ile karşılaşır. Hero ve Leandros birbirine ilk görüşte aşık olurlar. Leandros gece kuleye gelir ve aşklarını sevişerek kutsarlar. Her gece Hero ve Leandros Kız Kulesi’nde gizlice buluşur ve sevişirler. Hero sevgilisinin yolu kaybetmemesi için her gece kulede aşk ateşi yakar. Bir gece Leandros yine  yüzerek kuleye gelmek için denize atlar. O gece fırtına çıkar ve Hero’nun yaktığı aşk ateşini söndürür. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü anlayan Hero ise kendini Kız Kulesi’nden boğazın sularına bırakır. Böylece iki sevgili Boğaz’ın sularında buluşmuş olur.


Bir başka efsane de şöyledir; Bizans İmparatorlarından birinin oğlu, bir sabah uyanıp sarayın penceresinden denize bakınca denizin üzerinde yüzen bir kulübe ve üzerinde yatan çok güzel bir kız görür. Hemen denize atlar, akşama kadar yüzer ama o kulübeye bir türlü ulaşamaz. Üzüntülü bir şekilde geri dönen prens, güneş batarken kız ve kulübenin denizin içinde kaybolduğunu fark eder.  Ertesi sabah kız ve kulübe yeniden denizin üstüne çıkar. Oğlan yine denize dalar, kızı ve kulübeyi bulmaya çalışır. Bu günlerce devam eder. Prens üzüntüden hastalanır ve yatağa düşer. Buna dayanamayan İmparator oğlunun tarif ettiği yerde bir araştırma yaptırır. Tam da Kız Kulesi’nin bulunduğu yerde büyük bir kaya ve kayanın üzerinde de çok güzel bir kızın cesedine rastlarlar. Prens iyice hastalanır ve hayata küser. İmparator da oğlunun aşkı için o kayanın üstüne yükselen bu kuleyi yaptırır. Kızın cesedi de demir bir sanduka içinde bu kuleye konur.


Gördüğünüz gibi Kız Kulesi’yle ilgili bütün efsaneler ayrılıklarla doludur. Kız Kulesi, Galata Kulesi’nin tersine kavuşamayanların kulesidir.


Kız Kulesi’nin geçmişinin M.Ö. 341 yılına kadar uzandığı söylenir. M.S. 1110’lere geldiğimizde ise ilk bugünkü belirgin şeklini almaya başlamıştır. İmparator Manuel Comnenos tarafından savunma kulesi olarak inşa edilmiştir.


Kız Kulesi İstanbul’un fethi sırasında Osmanlılara geçti. Fatih Sultan Mehmet ile birlikte İstanbul’a gelen ve fethedilen yerlerin tahririni yapan tarihçi Tursun Bey, Fatih’in İstanbul’daki eserlerini sayarken bu kuleyi şu cümlelerle anlatmıştır:


“İstanbul limanının ağzına karşı Anadolu yakasından deniz içinden döküntü taş arasına müstahkem bir kale yaptı ve toplar koydu ki, attıkça liman içinde gemi duramaz.”


Fatih Sultan Mehmet, gerçekten de kuleyi tahkim ettirmiş ve içine toplar koydurtmuştur. Her yatsıdan sonra ve seher vakti kulede mehter çaldırtmıştır.


Fatih Sultan Mehmet her ne kadar Kız Kulesini önceleri savunma amaçlı kullandıysa da, kule Osmanlılar zamanında daha çok gösteri platformu olarak kullanılmıştır. Ayrıca kulenin, gemilere yol gösterme işlevi de vardır. Bunun için Osmanlılar kuleye fener ilave etmişlerdir. 1719 yılında fenerden çıkan alevle yanan kule, 1725 yılında onarılır. Bu onarım sırasında kule kısmı biraz değiştirilerek üst tarafa camlı bir köşk ve onun üzerine de kurşunla kaplı bir kubbe oturtulur ve bina kagir olarak tekrar yapılır. 1830 senesinde kolera salgınının şehre yayılmaması için burası karantina hastanesine dönüştürülür.


Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş devrine girmesi ile tekrar savunma kalesi olarak kullanılmaya başlanır ve toplarla donatılır. O yıllarda ünlü hattat Rakim’in yazısı ile kapısının üzerindeki mermere Sultan II. Mahmut’un tuğrasını taşıyan kitabe yerleştirilir. 1857’de kuleye yeniden fener ilave edilir. 1920 yılında fenerin lambası otomatik ışık yapma sistemine kavuşur. 1944 senesinde kuleye ciddi bir restorasyon yapılır. 1959 senesinde Askeriye’ye devredilir ve radar istasyonu olarak kullanılır. 1982 senesinde Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne geçer, bu dönemde bir ara geçici olarak siyanür deposu olarak da kullanılır.


1992’de buranın özel sektöre devrine karar verilir. Böylece Kız Kulesi, 49 yıllığına Hamoğlu Turizm şirketine kiraya verilir. 1998’de başlayan restorasyon çalışmaları 2000’de tamamlanan kule, bugün restoran olarak hizmet veriyor. Kulede pazartesi günleri hariç her gün, 12:00 – 19:00’a kadar halka açık gündüz programı, 20:30 – 01:00 saatleri arasında ise İstanbul halkına, yerli ve yabancı turistlere yönelik rezervasyonlu program var.


Bu programın cazibesinden midir, yoksa Kız Kulesi’nin efsunundan mıdır nedir bilinmez ama, ayrılık efsanelerine inat, günümüz aşıkların en çok ziyaret ettiği yerlerden biridir Kız Kulesi…


 

BİR CEVAP BIRAK