Ayvalık’ı betona boğacaklar!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ayvalık ve Cunda’daki korunan alanları yapılaşmaya açma girişimine sert tepki: ‘Her şeyi sattılar, şimdi sıra oraya geldi!’
 
Tarihi ve doğal değerleriyle Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Ayvalık ve Cunda Adası’nda korunan alanlar yapılaşmaya açılıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan doğal sit alanlarının yeniden değerlendirilmesiyle ilgili plan, Ayvalık’ın mutlak koruma alanı statüsündeki Cunda Adası, Alibey Adası, Pateriça, Çiçek Adası ve Hakkıbey Yarımadası gibi bölgelerin imara açılmasını öngörüyor. Bakanlığın planına tepki gösteren Ayvalık Tabiat Platformu, “Otelciler, büyük müteahhit firmalar, kooperatifler aç kurtlar gibi bu alanlardaki koruma kalkanının kaldırılmasını bekliyor. Kısaca sermaye neyi talep ettiyse oralardaki koruma kalkanı kaldırılarak her yer imara açılmak isteniyor” açıklaması yaparak kamuoyuna Ayvalık’ın korunması için destek çağrısında bulundu.
 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın özel firmalara hazırlattığı Ayvalık ve çevresindeki korunan alanların yeniden değerlendirilmesiyle ilgili plan raporu tartışma yarattı. Bakanlık tarafından Ayvalık Belediyesi’ne gönderilen plan, bölgedeki doğal sit alanı ve tabiat parkı niteliğindeki alanların büyük bölümünün imara açılmasını öngörüyor. Ayvalık Belediyesi’nin Şubat Ayı Meclis toplantısında gündeme gelen plan, incelenmek üzere imar komisyonuna sevk edildi. İmar komisyonu, 17 Şubat tarihine kadar planla ilgili bir çalışma yapacak. Bunun ardından ise olağanüstü toplanması beklenen belediyen meclisinin onayına sunulacak.
BAKANLIĞIN RANT PLANI AYVALIK BELEDİYESİ’NİN GÜNDEMİNDE
Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer, Bakanlığın imar talebine karşı çıktıklarını dile getirirken, konuyla ilgili bir açıklama yapan Ayvalık Tabiat Platformu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bilimsel temeli bir çalışma yapacağını duyurduğuna dikkat çekerek, “Oysa daha işin başında ihale alan firmalara nerelerin korunacağı, nerelerin koruma kalkanından kurtarılıp ranta açılacağı gözümüzün önünde bağıra çağıra söylendi. O çalışmalar Ayvalık’ta yapılırken ilgili bürokratlar daha alanı görmeden ve ortada firmanın yaptığı ‘bilimsel’ bir çalışma olmadan ‘buralarda korunacak bir şey yok’ diyerek her şeyi  başından belirlediler. Yani önce karar alınmış sonra buna ‘bilimsel’ kılıf uydurulmuştu” ifadelerini kullandı.
‘HER ŞEYİ TÜKETMİŞ, İNŞAATLA VAROLMAYA ÇALIŞAN BİR SİSTEM’
Bu ülkede elde kalmış ne kadar özel ve değerli alan varsa yeniden değerlendirme adı altında koruma kalkanlarını yok ederek yapılaşmaya açmaya hazırlanıyorlar” görüşüne yer verilen platform açıklamasında,  “Datça, Bodrum, Marmaris, Fethiye, Ayvalık, Çeşme, aklınıza neresi gelirse hepsini talana ve ranta açmaya hazırlanıyorlar. Her şeyi tüketmiş, her şeyi satmış, her şeyi bitirmiş, sadece vergi ve inşaat sektörü üzerinden kendini var etmeye çalışan bir sistemle karşı karşıyayız. Sıfırı tüketmiş tüccarın eski defterleri karıştırması gibi AKP iktidarı da yeni rant alanları yaratmak için var gücüyle doğal sit alanlarına (Milli Parklara, Tabiat Parklarına, diğer korunan alanlara) gözünü dikti. Her şeyi sattılar, her şeyi özelleştirdiler, kamuya ait maden,  banka, fabrika, dağ, tepe ne varsa tümünü paraya çevirdiler. Geriye bir şey kalmadı. Şimdi sıra doğal alanlarını yapılaşmaya açmaya geldi” denildi.
‘CUNDA’NIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ YAPILAŞMAYA AÇILIYOR’
Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın, adaları, koruma altındaki kıyıları ve kenti çevreleyen yeşil bandı ile önemli doğal sit alanlarını barındırdığına dikkat çekilen açıklamada, Bakanlığın hazırlattığı planda yapılaşmaya açılmak istenen yerler ise şöyle sıralandı: “Ayvalık’ta çok sayıda sektörün gözü var. Otelciler, büyük müteahhit firmalar, kooperatifler aç kurtlar gibi bu alanlardaki koruma kalkanının kaldırılmasını bekliyor. Kısaca sermaye neyi talep ettiyse oralardaki koruma kalkanı kaldırılarak her yer imara açılmak isteniyor. Değerlendirme yapılırken sadece mülk kriterleri gözetilmiş, başkaca bir kıstas yok. Yan yana adalardan bazıları korunurken bazı adaların sit dereceleri düşürülmüş. Örneğin Yellice, Pınar, Hasır, Tavuk,  Güvercin, Çiçek ve Çıplak Ada için koruma derecesi 1’den 2’ye düşürülmüş durumda. Cunda Adasının önemli bölümü yapılaşmaya açılmak isteniyor. Cunda’da neredeyse Cundalılara ait arazi kalmadı. Ne hikmetse daha çok Cunda’da el değiştiren Pateriça ve çevresi imara açılmak isteniyor.”
 
Ayvalık’ın daha fazla betonlaşmaya kurban edilmemesi için kamuoyuna destek çağrısında bulunulan açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
‘AKP’Yİ AYAKTA TUTAN İNŞAAT SEKTÖRÜ, ACIMASIZCA SALDIRIYORLAR’
“Doğayı sadece rant olarak gören zihniyetin geriye hiçbir şey bırakmak istemiyor. Gözlerini para kör etmiş durumda. Ve iktidarlarını ayakta tutmak için yeni rant ve inşaat alanlarına ihtiyaçları var. İnşaat bir çok sektörü besleyen, istihdam olanakları yaratan ve bankaları ayakta tutan en önemli sektör. AKP iktidarını ayakta tutan tek sektör de bu.  İşte bu yüzden çok ısrarlılar. Bu yüzden acımasızca saldırıyorlar. Bu gidişe dur demek, Ayvalık ve doğamızı korumak bizim elimizde. Yan yana gelerek,  güçlü karşı duruşlar oluşturarak, sivil eylemler ve hukuki yollara başvurarak, diğer çevre örgütleri ile güç birlikleri oluşturarak bu saldırıyı püskürtebiliriz. Her şey bize bağlı. Sanmayın ki o kadar güçlüler. Ranta ve talana karşı çıkmak istiyorsan Ayvalık Tabiat Platformuna güç ver. Sesimiz artsın,  gücümüz çoğalsın, birlikte başaralım. Şimdiye kadar birçok saldırıyı püskürttük,  şimdi sıra bunda.  Başarmak bizim gücümüze bağlı. Sen de gücümüze güç kat.”
 
BÖLGENİN DOĞASI MÜDAHALE EDİLMEZSE YILDA 81 MİLYON KAZANDIRIYOR
Betona boğularak kısa vadeli kazançlar uğruna yok edilmek istenen Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nı çevreleyen kıyı alanında 16’sı koruma altında toplam 671 tür deniz canlısı yaşıyor. 2014 yılında tamamlanan bilimsel çalışmaya göre Ayvalık Adaları Deniz ve Kıyı Koruma Alanı’ndan elde edilen gelirin yıllık 81 milyon TL olduğu belirlendi. Bu tutarın 72 milyonu rekreasyon ve turizm gelirinden, 7 milyonu erozyon kontrolünden, geriye kalanı ise karbon tutma, deniz ürünlerinden oluşuyor.  Sürdürülebilir bir koruma politikasıyla bölgenin doğal mirası her yıl benzer oranda ekonomik katkı sağlama potansiyeline sahip.
Önceki haberİstanbul’un göbeğinde akıl almaz yağma!
Sonraki haberİngiltere’den dayanışma büyüyecek
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 − 9 =