Azerbaycan’ın Uğur Mumcu’suydu

“ŞEHİT ELMAR’IN ARDINDAN…

Öldürülen sadece bir gazeteci arkadaşımız değildir, Azerbaycan gazetecilerinin pirini şehit ettiler 3 gün önce. Sahipsiz, örneksiz bıraktılar bizi.

Ne olduğunu yalnız bugün, seni mezara indirirken anlayabildim. O ana kadar belki de rüya görüyorum diye kendi kendimi kandırıyordum. On binler uğurlarken seni son yolculuğuna, ben neredeyim diye soruyordum, ta ki mezarlığın kapısına gelene kadar…

Ölümün bile güzeldi arkadaş…

Her hafta sonları Monitör almak için acele ederdim. Bu alışkanlığımı da sayende terkedeceğim Elmar. Aylar önce, sanki şehit edileceğini tahmin ettiğin için, “Benden sonra Monitör dergisi kapansın” demiştin. Zaten senden sonra Monitör çıksa ne olur? O derginin sensiz ne anlamı var ki?

Aslında sen, şehadetinle çıkardın derginin son sayısını güzel insan. Ölümün – sergilediğin son performansındı. Ölümünün estetik yönüdür en çok bizi hayretlere düşüren biliyor musun? İkinci katta 4 kurşun yarası alıyorsun: birini kalbinden, ikisini karnından ve sonuncusunu da ağzından. Ama kendini toparlıyor, sürünerek de olsa üçüncü kata, dairene çıkıyor, kapını çalıyor ve babanın kolları üzerinde, yeni evlendiğin kadının gözleri önünde can veriyorsun. Ve yatak odasından, bir buçuk yaşlı bebeğinin sesi duyuluyor… Babasının ölümünden habersiz oğlunun sesi…

Satın almak istediler, satılmadın. Tehdit ettiler, susmadın. Statükoya hep hayır dedin. Banliyo mahallelerinin birinde, iğrenç mi iğrenç apartmanda, küçücük dairende sefil bir hayat yaşıyordun. Ne paran vardı, ne pulun. Sana teklif edilen herşeyi ise geri çevirirdin. Muhalefet demeden, hükumet demeden herkese saldırdın, ifşa ettin, utandırdın, rezil ettin, tansiyonlarını yükselttin, manen öldürdün.

Hiç birimizde ne sende olan yürek var, ne de sende olan kalem. İğrenç rejimin, son gazeteci kurbanısın sen! Çünkü senin gibisi artık olmayacak ki susturulsun! Asla!!!
çünkü bizler, bir eleştiri yazmadan önce, yüz ölçüyor bir biçiyoruz. Aman zarar gelmesin bize, aman çocuklarımız yetim, avratlarımız dul kalmasın diye iktidar sahiplerinin, zorbaların kıçlarını yalamaya hazırız.

Sense bebeğini yetim bıraktın. Evliliğin, babalığın tadını çıkaramadan gittin. Neden yaptın bunu? Biz zaten senin ölmeye hazır olduğunu, ölümü göze aldığını biliyorduk Elmar. Bundan emindik. İlla ki ispatlayacaktın Öyle mi?

İnsan bu, herşeyi unutur. Dostluk, ahbaplık, mesleki dayanışma… Bunların hepsi palavra. Gerçek olan ise ev halkındı. Geride göz yaşları asla kurumayacak olan aileni bıraktın…
Evet, sen bir ekoldün, cesaret sembolüydün.

Ya biz kimiz?

Haksızlık, zulüm, rüşvet, talan, terör karşısında gıkını bile çıkaramayan ödlekler.
Ölümünden de bir netice çıkaramazsak, yaşamaya hakkımız yok!

Ama ne olursa olsun, bizim ölümümüz, seninki gibi olmayacak.

Büyük ihtimal 85-90 yaşında, idrarımızı tutamayacak hale geldiğimizde, rahat yatağımızda ve başucumuzda evlatlarımız… Can vereceğiz. Tükürürüm ben böyle ölüme! Hakkım yoksa bile, ya Rabbi! Bana da bu şekilde ölmeyi nasib et! Galiba bu duayla haddimi aşıyorum…”

AÇIK GAZETE: Hüseynov’a yapılan suikastı şiddetle kınıyor, katillerinin bir an önce yakalanmasını istiyoruz. Katilleri bulununcaya dek Hüseynov’un eleştirdiği Aliyev rejimi zanlı kalacaktır…

Elmar’ın katilleri Azerbaycan’ın geleceğini korku üzerine kuramayacaklarını görecekler…

Açık Gazete, yiğit gazetecinin ailesine ve dostlarına başsağlığı diliyor acılarını paylaşıyor.

 

 


 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here