“Aziz Yıldırım Fenerbahçe’yi teslim almış durumdadır”

PAYLAŞ

“Kötü Adam Yine Ben Oldum”u okumadan önce Aziz Yılmaz’ı çok da iyi tanıdığımı söyleyemeyeceğim. Melek Göknur’a verdiği söyleşiyi kitaplaştıran Aziz Yılmaz’ın 42 yıl boyunca Fenerbahçe Kulübünde değişik kademelerde aktif görev aldığını, yeri geldiğinde yönetimlere karşı neden muhalefet yaptığını okuyunca düşünmeden edemedim. 42 yıl, dile kolay… Çoook uzun bir süre… Kimler kimler gelmiş geçmiştir bu 42 yılda. Kaç başkan görmüş, kaç başarıyı kutlamış, kaç

Aziz Yılmaz şimdi küskün ve kırgın bir adam. Kulübe kendi elleriyle getirdiği Aziz Yıldırım’ın “ya tarafsın ya bertaraf” politikasıyla kulüpten ihraç edilmiş. Gerçi o mücadele adamı. Bu haksız ihracı da kabul etmiş değil, mücadelesi yasal yollardan devam ediyor. Bu durum demokrasi, hak ve hürriyetler adına da utanç verici bir tablo aslında.

Çünkü Aziz Yıldırım başkanlığındaki Fenerbahçe kulübünden tek ihraç edilen isim Aziz Yılmaz değil. Liste kabarık. Listede her fırsatta FB Kulübüne başkan olmak istediğini söyleyen Sadettin Saran da var. Listede Kemal Belgin, Tahir Kıran, Hakan Bilal Kutlualp, Kerim Kerimoğlu, Ali Erkazan, Ziya Şengül, Onur Kayador, Yalçın Türk, Deriz Derinsu, Mehmet Yula, Recep Özcan gibi bilinen, tanınan isimler de yer alıyor..

Fenerbahçe Spor Kulübüne 1971 yılında giren, 2012 yılında Fenerbahçe Kulübü Disiplin Kurulu üyelerinin verdiği bir kararla kulüpten ihraç edilen Aziz Yılmaz’ın Fenerbahçe öyküsünü kendisiyle konuşuyoruz. Aziz Yılmaz, Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı olarak cevaplıyor sorularımızı.

-42 yıl sonunda ihraç edildiniz ve kötü adam siz oldunuz? Neler hissediyorsunuz?

Fenerbahçe benim birinci sevdam. 42 yıl bilfiil kulübün içinde oldum, bu sevdayla yaşadım. Benim yaşam tarzım Fenerbahçe. Bulaşıcı ya da iyileşmeyen bir hastalık gibi… Tabii tribünlerdeki Aziz Yılmaz’ı özlüyorum, maalesef oraya dönemiyoruz. Şu anda Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı’nın Başkanıyım sadece.

-Kulüpten ihraç edilişinizin üzerinden üç yıl geçti. Bize o süreci kısaca anlatır mısınız?

3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan bir süreç bu aslında. O tarihte Aziz Yıldırım ve bazı yöneticileri tutuklanmışlardı. Aziz Yıldırım cezaevinden kulübü yönetiyordu. Ona hakaret ettiğim gerekçesiyle hakkımda şikayet oldu. Disiplin kurulu üyeleri üç yıl geçici ihracıma karar verdi. Bu süreç bitmeden ikinci bir şikayet oldu ve yeniden disiplin kuruluna sevk edildim. Bu kez Disiplin Kurulu kesin ihracıma karar verdi. Usulsüz bir ihraç oldu. Bu anlamda yasal mücadelemiz devam ediyor.

-Usulsüz derken neyi kast ediyorsunuz?

Her şeyden önce hakaret ettiğim söylenilen kişinin değil de bir başka kişinin şikayetiyle disiplin kuruluna sevk edilmem usulüz bir durum.. Şahsi şikayet olmadan hakkımda disiplin suçlaması açıldı. Söylemek istediğim şu, eskiden Fenerbahçe Cumhuriyeti vardı. Bu artık yok demeyeyim ama çok küçüldü. Biz halen Fenerbahçe Cumhuriyetinin içindeyiz. Artık Fenerbahçe Diktatörlüğü var. Aziz Yıldırım İmparatorluğu var. Aziz Yıldırım’ın egemen olduğu Fenerbahçe camiası artık diktatörlükle yönetiliyor. Fenerbahçe’nin ilkeleri gasp edildi. Çağdaş bir yönetim kalmadı. Yıldırım böldü parçaladı. Hazan imparatorluğu yaşanıyor.

-Kitabınızı okurken sizin her zaman muhalefet olduğunuzu görüyoruz. Anlaşılan her dönemde muhalefet edecek durumlar olmuş Fenerbahçe’de. Özellikle Semih Bayülgen döneminde de bir diktatörlükten söz ediyorsunuz.

Böyle bir diktatörlük değildi o zaman ki…. Evet Semih Bayülgen tek adamdı. Fenerbahçe Kulübünün başkanı olmadı hiçbir zaman ama hep tek adam oldu. Kulübün gizli başkanı ve sahibi gibiydi. Her şey onun istediği gibi olurdu. Muhalefet edenleri bir şekilde sustururdu. Genellikle yönetime alır ve seslerini kısardı. Bunca yıl büyük bir kulübün tek adamı olmak megalomanik bir hale bürünmesine neden oldu, doğrudur. Şartlar insanı magaloman yapıyor ama demokratik bir şekilde Semih Bayülgen’e muhalefet edebilirdik. Nitekim ettik ve her dönemin sonu olduğu gibi o dönemi yıktık, bitirdik. Bugün böyle bir şeyden söz edemeyiz. Bugün muhalefet etme yollarınız kapatılmıştır. Bugün bir diktatörlük yaşanmaktadır.

-Semih Bayülgen dönemiyle Aziz Yıldırım dönemi mukayese edilemez yani…

Elbette… Onlar çok özel insanlardı. Mektepliydiler. İnsan sevgileri müthişti. Çalıp çırpmadılar, bir kuruşun bile hesabı tuttular. Kulübün parasını kendi paraları gibi gördüler. Oğlu Kazım Bayülgen’le aynı yönetimde olmaktan rahatsızlık duyan bir adamdı Semih Baba. Bir okul, bir ekoldüler. İnsan olarak bambaşka bir yerdeydiler. Tek adam olunan her yerde olduğu gibi zamanla ego şişti ve yanlışa düştüler. İlk yıllardaki çağdaş ve demokratik olma özelliklerini kaybettiler.

-Siz o okuldan yetiştiniz…

Semih Bayülgen, kulübe destek olacak, lider olacak, fayda sağlayacak, sevilen, saygı duyulan kişileri yönetimine kendi yanına alırdı. Bu kişiler bu mektepte yetişirdi. Bu işin mektebi yönetim kurullarında bulunmaktır ve mektebin süresi de aşağı yukarı 20 yıldır. Semih Baba “ehlikeyf olunup da Fenerbahçeli olunmaz” derdi hep. “Fenerbahçe’ye hizmet sadece yemek, içmek, muhabbet etmekle olmaz” derdi Biz hep bu söze göre yaşadık. Bu sözü benimsedik ve kulübümüz için hep çok çalıştık. Onlar da çok çalışırlardı. Zaten sonuç ortada. En çok başarının olduğu dönem onun dönemidir. Fenerbahçe için yaptıkları azımsanacak şeyler değildir. O zamanki şartlarda ekonomik durumu iyi, maddi olarak kulübe fayda sağlayacak olanlardan seçilirdi başkanlar ve yönetim kurulu üyeleri. Semih Bayülgen bir doktordu, sular idaresinden maaş alırdı başka geliri yoktu. Zengin değildi, iyi bir bürokrat, iyi bir Fenerbahçeliydi. Zengin insanlarla çalışırdı ve başarılı olurdu. Çünkü o zaman gelir yok, hiçbir şey yok. Herkesin günlük harcırahı vardı, ister yesin, ister arttırsın evine götürsün. Rıdvan 10 lira alıyorsa, genç takımdaki da aynı parayı alıyordu

-Nasıl bir yanlışa düştüler de o dönemde muhalif tarafa geçtiniz. Siz Semih Bayülgen’in yanında Kadıköy grubunun önemli isimlerinden biriyken, bu gruptan ayrılıp Fenerliler Grubunu kurdunuz. O dönemde FB başkanı Razi Trak’tı. Onu istifa ettirdiniz ve Ali Şen’i başkan seçtirdiniz. Sonra Ali Şen’e de muhalefet ettiniz. Güven Sazak başkanlığa adaylığını koyduğunda da Ali Şen’i desteklediniz. Muhalefetleriniz sonucunda ne değişti?

Semih Bayülgen, Fenerbehçe Kulübünün ve o zamanın en güçlü grubu olan Kadıköy grubunun tek söz sahibiydi. Biz de yönetimdeydik ama kukla gibiydik. O ne söylerse o olurdu. Yanlışları söylemek için, Kadıköy grubundan ayrılarak Fenerliler grubunu kurduk. Seçimler öncesinde herkesin fikrini söylediği gruplar oluşurdu. O gruplara o zamanlar kötü gözle bakılırdı ancak, o gruplar sayesinde muhalefet yapılırdı. Bu da demokrasinin bir gereğidir. O günlerde de yanlışlar yapılırdı ama demokrasi işlerdi. Yani bugünkü gibi muhalefet susturulmamıştı. Bugün muhalefet yapacak, başkanlığa ya da yönetime aday olacak kişiler partiden ihraç edilmiş durumda. Aziz Yıldırım kendi sesinden başka ses duymak istemiyor. Oysa bir fikir varsa karşı fikir de olacak. Fikirler böyle beslenecek. Olması gereken budur.

-Üç yıllığına tekrar başkan seçildi Aziz Yıldırım ve “bu son başkanlığım” dedi. Alternatifleri ihraç etmesiyle ünlü bu başkanın yerine kim geçecek. Sözünü ettiğiniz 20 yıllık mektebi bitiren biri var mı kulüpte.

Aziz Yıldırım, “böl- parçala – yönet” tarzını benimsediği için rakip dayandırmadı kendine. Rakibi yok. Ufak bir zorlayacak rakip görse onu hemen ihraç eder. 3 tane adam çıkmaz bütün kulüpten. Aziz Yıldırım’ın yalanları kaf dağını çoktan aştı. Üç yıl sonra bırakacağı tamamen yalan. Ya yatalak olursa bırakır ya da ölürse bırakır. Allah korusun kimseye ölüm dilemem ama yaşadığı sürece Aziz Yıldırım adaydır ve başkanlığı kimseye bırakmaz. Kulübü teslim almış durumdadır ve Fenerbahçe’yi kullanıp müteahhitlik yapmaktadır.

-Seçimlerden önce Bilal Erdoğan’ı başkanlık için yetiştireceği gibi bir söylenti çalınmıştı kulağımıza…

Hiç böyle bir şey duymadım. Bilal Erdoğan’ın öyle bir düşüncesi olamaz. Yaş olarak da müsait değil. Ayrıca üye değil. Çok ütopik bir söylenti.

-Aziz Yıldırım’ı Fenerbahçe Kulübüne siz sokmuşsunuz…

Maalesef Aziz Yıldırım’ı Fenerbahçe’nin başına ben bela ettim. Muhittin Bulgurlu ve Hasan Özaydın’la kongre organize ediyorduk. O zaman tanıştık Aziz Yıldırım’la. Onunla birlikte Vefa Küçük, Köksal Özbek ve Osman Yalçın’ı yönetime soktum. O zamanlar Metin Aşık başkandı. Yönetimde göreve başlayan Aziz Yıldırım, daha ilk aylarda rengini belli etti ve yönetimi bölmeye kalktı. Onunla birlikte yönetime girenler de onu destekledirler. Metin Aşık’a karşı karalama kampanyası başlattılar. Vefa Küçük’ün başkan olması için uğraştılar. Beni daha o günlerden hazmedemedi. Ona destek vermemiştim. Aslında benim de Aziz Yıldırm’a destek verdiğim konular oldu. Fakat onun yönetim tarzını anlamaya başladığımda ona karşı da muhalefete geçtim. Onun zamanındaki bütün yönetimler tek bir ağza bakan, pasifize edilmiş, fikir üretmeyen, üretse de fikrini söyleyemeyen kişilerden oluşmuştu. Aziz Yıldırım, başkanlığı Ali Şen’den 5 milyon borçla devraldı. Fenerbahçe’nin bugünkü borç ve durumu ortada. Üstelik göreve geldiği yıllarda sponsorluk yasası çıkmıştı. Bu büyük bir gelir kapısı açtı. Fenerium mağazalar z,inciri Kulübe bağlandı. Bir çok tesis vs… Daha pek çok gelir kapısı olmasına rağmen kulübün mali durumu ortada. Aziz Yıldırım bugüne kadar kulüp için gelir getirecek hiçbir yatırımı yapmamıştır. Yolsuzlukları burada söylemeyeceğim. Merak edenler kitabımı alır okur. Şu kadarını söyleyeyim. Fenerbahçe Spor Kulübü tarihinde hiç bu kadar büyük bir batağa düşmemiştir.

-Sizin dopingle mücadeleniz de dikkat çekici…

Futbol Şube Sorumlusu olduğum dönemde doping sorunuyla büyük mücadele verdim, doğrudur.. Beşiktaş’ta Feyyaz, Ali ve Metin’in dönemiydi. Beşiktaş’ın üst üste şampiyon olma nedeni de dopingti. Süleyman Seba’nın bu konuda bilgisi olduğunu düşünmüyorum. Asla böyle bir şeye izin vermezdi. Bizim takımda da dopingli futbolcular olduğu kulağıma çalınıyordu. lmanya’da yaşayan bir eczacıdan alıyorlarmış bu ilaçları. O yıllarda Spor Bakanı olan Şükrü Erdem’e Doping Tahlil Merkezini kurdurttum.

-Fenerbahçe’de doping yapan futbolcu vardır derken Rıdvan Dilmen’den mi söz ediyorsunuz. Rıdvan hakkında kumar ve doping iddialarınız olmuştu zira…

Rıdvan, Aykut ve Oğuz hariç bütün takıma doping uygulatan, takımdakileri at yarışı ve kumara alıştıran biridir. Rıdvan bir devlet büyüğünün kardeşinin arkadaşı olduğu için Aziz Yıldırım tarafından hep korunmuştur.

-Kimdir bu devlet büyüğü? Aziz Yıldırım’ın bu kişiden menfaati mi vardır?

Gerek yok kim olduğunun bilinmesine…Bilen biliyor zaten…

CEVAP VER