Başarının yaşı yok (muş)…

Başarının yaşı yok (muş)…

0
PAYLAŞ

Uzun süredir sanat ve kültür yazılarına ara verdim.
İsteyerek değil.
Siyasetin kirli dehlizlerinden çıkmak kolay değil.
İnsan bir girmeye görsün.

Ama bazen siyaset dışında “soluk almak” gibi keyifli alanlara akmak gerek.
Mesela resme.
Ya da heykele.
Opera veya baleye…

Ne yalan söyleyeyım resim sergilerine uzun süredir gıtmiyporum, g,idemiyorum ama zaman zaman çağdaş resme gönül vermiş sanatcıları izlemeden de edemiyorum.
Özellikle genç ve geleceği olan sanatcıları.

Ancak bu kez ilk defa yaşı yetmişlere doğru giden bir kadın ressamımızdan bahsetmek istiytorum.
Açıkcası adını hiç duymamiştim.
Zaten kendisi de sanat eğitimi almamış…
İyi ki almamış.
Bir de alsaydı …

Adı Ayten.
İkinci adı Elisabeth.
Soyadı Berent.

ABD’nin Texas eyaletinde doğmuş…
Sanata olan ilgisi nedeniyle genç yaşlardan itibaren Houston’daki çeşitli atölyelerde resim çalışmış. Yaratıcılığını ve estetik anlayışını geliştirmek amacıyla University of Houston’da iç mimari okumuş. .Kısa bir süre sonra evlenerek Türkiye’ye yerleşmiş .
Ankara’yı mesken edinmiş kocasıyla.

Daha sonra Doğu ve Batı kültürleri ile harmanlanmış bir sanat anlayışını gözlemlemeye yönelen Berent ; bu süre içinde çeşitli araştırmalar yapmış, farklı ilham kaynakları bulmuş ve kendini ifade eden değişik materyaller üzerinde uygulamalar yapmış.
Yağlıboya karakalem pastel resimlerinin yanı sıra, heykel mobilya ve mücevher tasarımı üzerine de çalışmalar gerçekleştirmiş.
Berent’te yok yok.
Ama o, ne Amerika’da ve ne de Türkiye’de güzel sanatlar akademilerinde değil eğitim almayı belki de önünden bile geçmemiş.

Hani bazı meslekler için “yahu doğuştan sanatcı” veya “ doğuştan gazeteci” deriz ya, Ayten hanım da sanki sanat için doğmuş biri galiba.
Devam edelim.

Araştırmaları boyunca kültürel konulardan etkilenen Berent’in deneyimler sayesinde öğrendiklerini yansıtma ve öğretme arzusu onun çeşitli kültürel faaliyetlerde aktif olarak görev almasına da yol açmış.

Ayten hanımın görüşleri net.
İletişimin ve bilgi paylaşımının da bir çeşit sanat olduğunu düşünen Berent , doğaya ve yaşama sürekli pozitif bakmakta ve duyguların yansıtılmasının önemli olduğuna inanıyor. Berent bir süredir sanatcı Firdevsi Feyzullah ile çalışmış.

Son dönemde yağlıboya resim üzerine yoğunlaşmış.
Tuvaline genellikle realist çalışmalar yansıtmış.
Mimari tasarımlarında ise, işlevselliğin estetik kaygılardan daha ön planda tutulması gerektiği ilkesini benimsemiş.

Geldik zurnanın “zırt” dediği noktaya.
Yani işin sonuna.
Yolun sonu değil, üstelik Allah uzun ömür versin ama yetmişine çeyrek kala, bir kadının azimle katettiği yol ve ulaştığı kültürel düzey öyle “şıpınişi” anlatılacak gibi değil.
Çünkü harika işler çıkarmış.
Üstelik ilk sergisi.
İlk yağlıboya sergisi.
Yani, sanatcı olmanın, eser vermenin yaşı olmazmış derler.
Ayten hanım en son örneklerinden.
Hem de çok başarılı örneklerden biri..

Sözü biraz Ayten hanıma bırakalım:
“Bugüne kadar bir sürü şeyi konu ederek birçok formda resimler yaptım. İzlenimcilik, grafik, peysaj ve çiçek ; zamanla mükemmel uyum içinde oldular. Her fırça darbesi bana huzur verip çok eğlendirdi. Güzelliği ve doğallığı tuvale taşıdım ; bir çok göz gerçekten göremedi ve bu benim için çok da eğlenceliydi”

Ayten Berent, otobiyografisinden de küçük bir kesiti nakletti görüşmemiz sırasında.
Aslında Erenus Sanat Galerisi Müdiresi Rana Rezzan Alhan’a aktarmış bu son yorumu.
Ben de “beleşçilik” yaparak köşeme aktarayım dedim.
Ayten Berent şöyle özetlemiş durumu:

“Küçükken yaptığım resimleri keser saklardım. Sonra bir burs kazandım ama ailemden ayrı kalmamak için kabul etmedi. İç Mimarlık okudu. Türkiye’ye geldim. evlendim çocuk yaptım… Ama renkler her yerdeydi… Ve hala varlar.. Resimlerinde duygularım, sevgilerim, coşkularım, renklerim, ailem, arkadaşlarım her şey var. Bir anlamda Ankara ile buluşma gibi. Ne yazık ki, çoğu bakanlar her şeyi göremiyor ama ben ifade edebiliyorum, bedeni figürleri, doğadaki enerjiyi”

Cinnah Caddesi 10 numaradaki Eranus Sanat Galerisinde, “Arka Bahçem” adını verdiği sergiye 19 Mart akşamına kadar herkesi beklediğini söyleyen sanatcıdan son cümle şu:
“Şaşırttım birçok kimseyi, bilmedikleri Elizabeth Ayten resimleriyle”
Acaba kim ve kimlere mesaj veriyor dersiniz?
Bilemem.

BİR CEVAP BIRAK