BABA GIZ ATIŞMALARI – PEŞREV FASLI – BİRİNCİ MERHALE

Gız (Ezo Sarıcı): Babacığım, kusuruma bakma ama açık konuşacağım. Senin şu “Sokağa Çıkma Uzaya Çık” makaleni okudum. Çok da güldürdü. Her standart müzisyen gibi, işe Dvorak 9. Senfoni’yle başlamışsın.

Baba (Sedat Sarıcı): Yavrucuğum, şimdi şu söyleşiyi kayıt ettiğimiz kaset teybi bir durduralım. Buraları eşe dosta duyurmayalım. Artık 18 yaşına geldin. Bazı gerçekleri öğrenme vaktin. Sen dünyaya geldiğinde görevli hemşire seni yıkamak için özel bir odaya götürdü. Sonra bebekler karışmış diye benim kucağıma seni tutuşturdu. Biz önce şaka zannettik, nezaketen gülmüştük. Şimdi anlıyorum ki daha ilk cümlede bana “standart” dediğine göre benim yavrum olamazsın. Hakikaten bebekler karışmış.

Gız: Her zaman olduğu gibi kendin anlatıp kendin gülüyorsun. İtirazı gerektiren yerde itiraz etmişsem, genetik özelliklerim tam da senden geçmiş demektir.

Ben hala Dvorak 9. Senfoni’nin seçimini yanlış buluyorum. Çünkü çok abartılmış bir eser. Dvorak’ın diğer sekiz senfonisinde çok değerli bölümler var. Nedense herkes 9. Senfoni’den bahsediyor. Hatta sadece senfoninin 4. Bölümü’nün başlangıcına konsantre olunuyor.

Çek besteci Antonin Dvorak

Baba: Hah, ben de işte tam o bölüm için bu eseri seçmiştim. En vurucu, en benzersiz bölüm orası. Gerisi zaman doldurmak için varyasyon gibi geliyor bana. Biz bu listeyle eşine az rastlanan eserleri belirlemeye çalışıyoruz.

Gız: Peki, diyelim ki bu raundun galibi sensin. Rock ve pop müzik kültüründe gitar motiflerine yaslı sayısız parça var. Sen de gitarla çok uğraştığın için bunlardan haberdar olmanı umuyorum. Led Zeppelin’in “Stairway to Heaven”da en basit gitar fikirleri sürekli tekrarlanıyor. Sen bu eseri müziksel başarısı için mi, yoksa sözlerinden dolayı mı seçtin?

Baba: Stairway To Heaven’ı boş ver şimdi. Sen geçen sene Handel’in 104 senfonisi var, 94’ünü dinlemiştim, demiştin ya?

Gız: Yahu baba, birinci olarak olarak Handel değil, Haydn. Daha önce de iki defa aynı konuda uyarmıştım.

Baba: Bunadım galiba.

Gız: Sonra 94 değil, 74’ünü dinleyebildim. En az yarısı birbirinin varyasyonu..

Baba: İşte bende şey diyecektim. Sayı saygınlık getirmez. Dönelim Satirway to Heaven’a. Tamam, kabul ediyorum. Bol tekrar var. Amerika’da bir radyo istasyonu sadece Led Zeppelin çalarmış. Bir yılbaşı da 24 saat boyunca sadece Stairway To Heaven’ı çalmış. Yani tekrarı bol ama sıkıcı değil. Gitar doğaçlama ise milli marşlar gibi bir çok gitarcının en küçük ayrıntısına kadar ezberlediği güzellikte. Bence nefis bir beste ve nefis bir düzenleme. Benim zaten gavurcam çok kıt. Bir kaç kelime ancak anlayabiliyorum. Yani sözlerinden dolayı seçmedim.

Led Zeppelin IV

Gız: Şimdi veli toplantılarından neden bunca yıl kaçtığın ortaya çıktı. Samimi itirafın için sağol…

1960 ve 70’li yıllarda doğup ilerleyen gelişkin bir rock akımı oluştu. Buna “progressive rock” diyoruz. Bu tarzın en tanınmış topluluğu Pink Floyd’dur. Benim de senin gibi Pink Floyd’a büyük bir aşk ve saygım var. Fakat beni burada yanlış anlama ama Supertramp’ın progressive rock müziğe katkısı Pink Floyd’la eşit seviyededir. Tabii bu benim düşüncem. School adlı parçanın da bulunmuş olduğu “Crime Of The Century” albümündeki bazı fikirlerin, sonraki yıllardaki Pink Floyd albümlerinde etkisini hissediyorum. Bu sebeble de son 10 aylık karantina dönemi boyunca bütün uğraşlarıma rağmen Supertramp’a hak etmiş olduğu saygınlığa dair seni ikna edemedim. Bakalım buna ne diyeceksin?

Baba: Babacığım, dünyayı yönlendiren albümler vardır. Supertramp’ta bunlardan bir tane varmış ne güzel. Pink Floyd’un “Animals”ı destanımsı bir bütünlüğe sahip. Sonra “Wish You Were Here” olağanüstüdür. “Dark Side of The Moon”, 24 yıl listelerde kalmış. Ben o kadar tutmam ama dünya bırakmıyor, kalbinde tutuyor. “The Wall” bana göre beş para etmez ama dünyada en çok ses getiren albüm oldu. İngiltere başta olmak üzere bir çok ülkede yasaklandı. Eloğlu neyi yasaklayacağını iyi bilir! Uysal, uyumlu çocuklar benim dikkatimi çekmiyor.

Supertramp’ın “Crime Of The Century” albümündeki Crime Of The Century (Asrın Günahı) adlı parça da çok güzel. Supertramp’ın diğer şarkıları kolay yapabilecek şeyler. İstersen piramitlerin tapularını da onlara hediye edelim.

Gız: Babacığım, babacığım, babacığım. Pink Floyd aşkı seni öyle “büyülemiş ki” başka mücevherleri görsen de teneke zannediyorsun. Supertramp’ın “Breakfast In America” albümündeki The Logical Song şarkısında çok güzel  doğaçlamalar var. Breakfast In America şarkısında da çok güzel fikirler var. Haberin olsun.

Supertramp – Crime Of The Century

Diğer yandan uzaydan bahsediyorsun ama David Bowie’nin uzayla ilgili şarkılarından haberin yok.

Bowie’nin dünyayı sallamış şarkılarından biri “Life On Mars”. Bir başkası “Space Oddity”. Bunlar müthiş çalışmalardır. En vurulduğum bestesi ise “Blackstar”. Bu parçaya yer vermemen büyük ayıp. Uzaydan bahsediyorsun, gelecek yüzyıla ait bir çalışmayı ıskalıyorsun.

Baba: Sen onu bırak da asıl ayıp olan Al Di Meola,- “Race With Devil On Spanish High Way”in listede yer almaması. Bu kayıtta Jan Hammer, Steve Gad ve Antony Jackson da var ama doğru dürüst video bulamadım. Stüdyo kaydı mükemmel ama konser kayıtlarının hepsi çok kötü.

Gız: Peki, Queen’in “Bohemian Rhapsody”si neden listede yok? Makalende seçmiş olduğun eserler hesapta kendilerine has eserler. Bohemian Rhapsody kadar kendisine has bir eser henüz yaratılamadı. Milyonlarca insanın ezbere bildiği ve bu kadar da sevdiği bir eser nasıl gözünden kaçabildi?

Baba: Bir çok sebebi var. Bir defa milyardan çok dinlenmiş. Zaten uzaya gönderilmiş sayılır. Diğer yandan milyar dinlenen bütün parçalarda bir hafiflik sezinlemek doğal. Bu revaçta olan kötüdür anlamını çıkarmamızı gerektirmez. Mesela Sia – Chandelier de milyarı aştı ama hak ediyor.  Adile’nin de, pardon Adele diyecektim, milyarı aşan bir kaç parçası var. Ve Adele’in Royal Albert Hall konseri hakikaten unutulmayacak kadar duygulu.

Diğer yandan Queen topluluğunun adı bile yeterince itici değil mi? “Çok yaşa padişahım” demekle eşdeğer. Bohemian Rhapsody, bana bilinen müziksel fikirlerin peş peşe sıralanması gibi geliyor. İç içe geçme, yeni bir formüle erişme söz konusu değil. Bana sorarsan son albümlerindeki son parça “Show Must Go On” uzaya gönderilmeli.

Gız: Galiba ilk defa bir konu hakkında hem fikir olabildik. Show Must Go On, bence de çok güzel bir parça.

Baba: Bak adam ölüme giderken son nefesinde ne soruyor: “What are we living for? Does anybody know what we are looking for?” (Bilen varsa beri gelsin, ne arıyoruz, ne için yaşıyoruz?) Adam Zanzibar’lı müslüman bir ailenin çocuğu. Ahiretin ne olduğunu bilmez mi? Demek ki, kesmemiş, ardını sorgulamış.

Elbette Bohemian Rhapsody’deki “Bismillah” beyanı da, herkesin harcı değildir. Ama 1970’li yıllar bugünden daha aydınlık yıllardı. Son 20 yılda görülen cahil devlet adamları, gezegen tarihinde hiç bu kadar yan yana görülmemiştir. Birleşmiş Milletler’deki başkan toplantılarının hatıra fotoğrafı karpuz sergisi gibi maşallah. Çoğu da kelek çıktı. Bunda en büyük kabahat benim üzerime. NATO Genel Sekreterliği’ni 10 yıl önce reddetmemiş olsaydım, bir çok şeyi önlemiş olacaktım. Seni okula götürüp getireyim derken, dünya ne hale geldi?

Gız: İyi ki beni okula götürmüşsün. Şimdi sana güzel bir cevap vereceğim. Evet son 20 yılda dünyada büyük bir kültürel çöküş yaşandı. Bu çöküşün sebebi senin jenerasyonun düşünce sistematiğinden kaynaklanıyor. Adele’i “Adile” olarak söylüyor olman, bilinçaltı haksızca bir küçümseme doğuruyor.

Az önce bahsini ettiğin sanatçıların milyarı bulan dinlenme oranları üzerinden değerlendirmen  bence doğru değil. Satış rakamlarının müziksel değeri ölçmeyi etkilemesi, entellektüel bakış açısını kısıtlayabilir. Sanatta, özellikle müzikte genel çoğunluğa beğendirme telaşı yaratıcılığı kısıtlıyor. Ve bir çok zaman da yok ediyor.

Benim jenerasyonumdan, hem de benim okulumdan Jacob Collier, hem genel çoğunluğu umursamadan dilediği gibi besteleyip düzenliyor, hem de  milyonlara ulaşabiliyor. Belirli bir dinleyici kesimini hedeflemeden dahiliğinin getirmiş olduğu fikirleri notaya döküp Quincy Jones veya Herbie Hancock’un dikkatini çekebiliyor. Yani milyar tıklanmış olmak bir ölçü olmamalı.

Jacob Collier’dan bahsetmişken, “Moon River” aranjesinin eşsiz olduğunu söylemeliyim. Bütün aranje sadece kendi sesinden oluşuyor ama zaman zaman kilise orgunu da andıran bölümleriyle çok sesliliğe ve çok fikirliliğe dair müthiş bir çalışma. Zaten uzaya gider gibi bir atmosfer de taşıyan bu eser mutlaka uzaya gönderilmeli.

Jacob Collier- Moon River

https://www.youtube.com/watch?v=VPLCk-FTVvw

Baba: O çocuk seninle aynı okulda okumuş diye kayırmaya çalışıyorsun.

David Bowie – Blackstar

Gız: Bak hala David Bowie – Blackstar’a cevap veremedin. Veremezsin…

David Bowie’nin ölümüne beş gün kala yayınlanan albüm, ölümü ardından unutuldu. Konserler/festivaller, radyo/televizyon programlarıyla albümün tanıtımı yapılamadığı için habersiz kalmış oldun. Dünya müzik mirasının sorumluluğunu üstlenecek kadar ilgili olsaydın gerekli araştırmayı zamanında yapmış olurdun.

Az önce Queen için “son albüm, son parça” dedin ya. David Bowie’nin son albümündeki Blackstar uzaya gönderilemeyecek de ne gönderilecek? Sorumu cevaplamayıp politikacı gibi kaçma.

Baba: İşte bu hakikaten benim ayıbım. Blackstar’ı unutmuş olmamın utancından sokağa çıkamıyorum. Ayrıca bu (Blackstar) Karayıldız’a bizim teravi namazlarında okunan Buhurizade ITRİ Efendi’nin Segah Salat-i Ümmiye’sine notası ve rotası o kadar benziyor ki. Yoksa Bowie, eski karısı Somalili siyahi müslüman model Iman Abdulmajid (Zara Mohamed Cabdulmajiid)’den etkilenmiş olmasın? Neblem gardaş. Videoyu da izlemek gerek.

David Bowie – Blackstar

https://www.youtube.com/watch?v=kszLwBaC4Sw

Zaten David Bowie senin gibi siyah mahallesi Brixton doğumlu. Hatırlarsan öldükten aylar sonra bile metro istasyonunun karşısında resmi bulunan duvarın önüne sevenleri yüzlerce buket çiçek bırakırdı.

Baban bu faslı burada keser. Bu kadar keder yeter.

David Bowie – Brixton’daki duvar resmi

_____________________

* Müzisyen  de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

1 Yorum

  1. Sedat ağabey, en iyi eserin kızın 🙂

    iyiki hayata getirmişiniz, bu yazıdan onu anlıyorum. ne güzel bir gurur

    Selamlar ve sevgiler

    Benim Sedat Ağabeyim

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 − three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.