Başbakan artık karizmatik değil…

Denenmemiş bir partiyi iktidara getirerek, başında ki karizmatik genel başkanının ülkeyi kısa sürede ayağa kaldıracağı beklentisi içindeydi. Umut olarak nitelendirilen yeni partinin, neler yapabileceğini görebilmenin sabırsızlık ve heyecanını taşıyor, rahata kavuşacağı günleri iple çekiyordu…


AKP’nin “acil eylem planı” adı altında halka umut pompalayan önemli bir  deklarasyonu vardı… Ekonomide ki kanama hemen durdurulacak, kanayan yara ilerleyen sürede iyileştirilecekti…


Halk, “aman ne güzel!” coşkusuyla,   umut partisi AKP’nin geçim sıkıntısı ve işsizlik konularında neler yapabileceğini heyecanla beklemeye başladı… Önce günler geçti, sonra haftalar, daha sonra aylar ve yıllar. Aradan üç yıldan fazla süre geçti. Bugün tablo nedir?


İşsizlik doruk noktada varlığını korumaya devam ediyor.
Memur ve emeklinin aylığında ki artışlar komik.
Asgari ücret deseniz 350 milyon liralık görüntüsüyle “azami rezalet” olarak tabloda yerini alıyor. 


Küçük esnafın durumu ise tam anlamıyla çöküntü. Ülkede 45 bin bakkal faaliyetine son vermiş durunda…
Açlık, yoksulluk sefalet gizlenemeyecek boyutlarda…
Ülkede 950 bin kişi resmen aç yaşıyor…
20 milyon kişi kelimenin tam anlamıyla yoksul…
11 milyon kişi işsiz…
Kısaca bir avuç azınlık dışında, vatan toprakları üzerinde kimsenin yüzü gülmüyor…


Bakmayın kamuoyu anketlerinin ortaya koymuş olduğu verilere. Bizim yaptığımız araştırmaya göre ya bu halk anketi yapanları yanıltıyor ya da bize karşı bir oyun oynuyor.
Hangi konumda olursa olsun yandaş olanlar dışında (bunlar içerisinde önemli profesörler(!) ve değerli köşe yazarları(!) da mevcut) kimse gidişatı başarılı bulmuyor ve halinden memnun değil…
Peki, AKP’yi önde, halkı da tıkırında gösteren kamuoyu anketleri neyin nesi oluyor?


AKP iktidara geldiği ilk günlerde yakından tanıdığımız bir ilin köşe yazarlarından kimileri o ilden seçilmiş bakanları, köşe yazılarında öve öve bitiremiyorlar, hatta evlerine telefon ederek hanımlarıyla konuşmuş olmalarını doğa üstü kişi ve kişilerle konuşmuş gibi “bugün falanca bakanı aradım evinde yoktu, telefona eşi çıktı, çok değerli hanımefendi idi…” türü aktarımlarla    satırlara dökebiliyorlardı. Bakan eşiyle konuşan ilk ben oldum türü gülünç  havalara girebilmişlerdi. Oysa bakan da, eşi de farklı bir özelliği olmayan sıradan insanlardı…  Yüz seksen derecelik dönüşleri  başladı…



Başbakan’ın yüz hatları son aylarda bir hayli gergin. 
Göz altlarında ki torbalar gün geçtikçe hacım olarak büyüyor.
Televizyonlara akseden görüntüsü, hiç de halinden memnun olmadığını gösteriyor…


Enflasyon düşüyor, faizler azalıyor, büyüme sürüyor, makro rakamlar iyi gidiyor türü açıklamalarla, vatandaşın cebine bir şey koyamadan, halkı rahat ve huzura ulaştıramadığını kendisi de anlamış durumda.


Öbür yandan partisinde ki çözülmenin, büyük boyutlarda olma riskinin gittikçe artması, kimi bakanlarla arasında ki gerginlik, ABD’nin kendisini gittikçe gözden çıkarmakta olduğu haberlerinin sık sık basında yer alması, türbandı, içkiydi, ulemaydı gibi din merkezli çıkışlarının AB de güven erozyonu yaratması ve iyi gitmeyen ekonomik ve siyasi nedenler; AKP inişe geçtiğini ve Tayyip Erdoğan’ın seçildiği günlerdeki karizmasından ciddi ölçüde uzaklaştığını gösteriyor.


İşsizliği önlemeyen hiçbir hükümeti, halkın başarılı sayması mümkün değildir! İşi, aşı ve gelecek umudu olmayan insanların mutluluğundan nasıl söz edebilir siniz? Bugün girin halkın arasına tek tek sorun, acaba kaç kişi geleceğe, hatta yarınına güvenle bakabiliyor?  Halk güvenebileceği lider ve parti bulsa, AKP’nin adını bile anmayacak. Ancak, ne hazindir ki, Koskoca Türkiye özellikle de sol kesimde, şahsına ve partisine güven duyabileceği tek bir lider çıkaramıyor…


ABD, kendisinin ve politikalarının reklamını yapsın diye, 400 milyon dolarlık bütçeyi dış ülke basın mensuplarına tahsis etmiş durumda. Haber basında yer aldı.
Dağıtılmakta olan paralar kontenjanında Türk basın mensupları üçüncü sıradaymış…
Kimlere ne kadar para verildiği çeşitli kaynaklardan kulaklara fısıldamaya başlamış durumda.
Biz yine de eğer haber doğruysa diyerek görüşümüzü aktaralım. Böyle bir tablo karşısında, basının ve pek çok köşe yazarının yazdıklarına ve yorumlarına nasıl inanabiliriz?


Basın, yakın zamana kadar AKP iktidarına ve sayın Başbakan’a toz kondurmadı. Ancak, son zamanlarda genel basında (ulusal değil) iktidara karşı tavırların değiştiğini ibretle ve hayretle görüyoruz. Tayyip Erdoğan karizmasını yitirdikçe, basında ki  sahte AKP sevdalarının sayısı da azalmaya devam ediyor…


2006’da siyasette önemli hareketlenmelerin olacağını ve mevcut siyasi tablonun ciddi ölçüde değişeceğini söylemek kehanet olmayacaktır



burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.