Başbakan Eroğlu’na çağrı

PAYLAŞ

Bir siyasi partinin militanlığını yapmadığımız ve dedikodular üzerine senaryolar yazmadığımız için bazı odakların sürekli hedefindeyiz. Kendileri gibi düşünmeyenleri “ötekiler” olarak sınıflandırıp her türlü saldırıyı mubah gören bu küçük adamların seviyesine asla inmeyeceğim. Haberdar gazetesi, haber veren ve yorum yapan gazetecilerin sesi olduğu için insanlarla değil, olaylar ve daha çok da düşüncelerle ilgilenmeyi sürdüreceğim.

Bu düşünceyle, sıradan insanlarla uğraşmak yerine, ülke yönetimine talip olan ya da ülkede siyasi gücü ele geçirme mücadelesi veren siyasi partiler ve liderlerle ilgili yazılar yazmayı sürdüreceğim.

ÖRP lideri Turgay Avcı’ya Çağrı başlıklı yazım nedeniyle çok sayıda okur mesajı aldım. Aldığım hemen hemen bütün mesajlarda yazdıklarımızı paylaşan okurların tebrikleri ve katkılarıyla karşılaşmaktan dolayı mutluyum. Değerli Okurlarımıza, yorumları ve mesajları için çok teşekkür ediyorum.

Bugün ve yarın, Cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan Eroğlu’na Çağrı başlıklı iki yazı kaleme alacağım. Bu yazıların nedeni, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başbakan Eroğlu’na düşüncelerimi ve önerilerimi son kez iletmektir.

UBP içinde ismini öğrenemediğimiz bir “küçük” adamın, UBP muhalifi bir partinin militanı, UBP ve Eroğlu düşmanı, Eroğlu’na muhalif bütün adayları her platformda destekleyen bir “tetikçi” ile işbirliği yaptığını; söz konusu tetikçinin açıklamalarından öğrendik. Bu vahim durum nedeniyle, bundan sonra Eroğlu üzerine yazı yazmamaya karar verdim. Başbakan Eroğlu, bu işbirlikçi danışmanlarını yanında tuttuğu sürece, ne UBP, ne de Eroğlu hakkında bu yazılar dışında bir köşe yazısı kaleme almayacağım bilgisini değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum.

Daha önce Başbakan Eroğlu’nun Brütüs’leri isimli bir yazı kaleme almış ve Eroğlu’nun yakın çalışma ekibinde bulunan bazı isimlerin kendisine ne derece zarar verdiklerini açıklamaya çalışmıştım. Bugün geldiğimiz noktada Cumhurbaşkanı adaylığında neredeyse rakipsiz aday olması gereken Başbakan Eroğlu’nun seçime başa baş girecek noktaya getirilmesi, işte bu Brütüs’lerin eseridir.

Sözünü ettiğim Brütüs’ler, Başbakan Eroğlu’nu kimin destekleyeceğine, kimin Eroğlu’na tavsiyede bulunabileceğine, kimlerin önerilerini dile getireceğine, kimin Eroğlu ile görüşeceğine, kimin UBPli olduğuna, kimin olmadığına karar verecek cesarettedirler. Bu tür tavırları Türk siyasal yaşamındaki deneyimlerinden çok iyi bildiğim için UBP ve Başbakan Eroğlu ile en ufak bir temasım olmamıştır. Bundan sonra da olmayacağına emin olabilirsiniz.

Tarihte birçok önemli siyasetçi ve devlet adamını; parti militanları, dalkavuklar, tetikçiler, yalakalar ve kıskanç danışmanları hezimete sürüklemişlerdir. Bu zararlı kesimler, liderlerinin etrafını çevreleyip halktan ve gerçeklerden koparırlar, sürekli “Kral” muamelesi yaparak yanlış kararlar vermelerine kaynaklık ederler. Bu nedenle, bir siyasi partiden ve iktidardan hiçbir beklentisi olmayanlar, siyasetçilere en büyük katkıları verenlerdir.

Bu yazıyı kalem alma nedenim, Cumhurbaşkanlığı sürecinde sahip olduğu büyük avantajı yanlış kararlar ve tavırlar ile heba eden Cumhurbaşkanı Eroğlu’na bu yanlışı hatırlatmak ve sahip olduğu avantajı yeniden elde ederek seçimlere katılmasına katkıda bulunmaktır.

Başbakan Eroğlu’nun, son seçimlerin galibi olarak halk iradesini temsil eden bir siyasi figür olarak seçime hazır olmasını beklerken, Cumhurbaşkanı Talat’ın her kesimden destek alan “bağımsız” bir aday gibi seçimlere katılmasına hizmet etmesini anlayabilmiş değilim. Başbakan Eroğlu, kendisini de sadece UBP oylarını dayanarak seçime giren bir adaya dönüştürmüştür. Bu yanlış, seçimlerin kaderini etkileyecek kadar önemlidir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde her şeyin Başbakan Eroğlu’ndan yana olduğu görülürken, bir anda Cumhurbaşkanı Talat’ın yarışa başa baş katılma noktasına gelmesinin ardında yatan nedenleri sorgulamaya çalışacağım.

Her şeyden önce, Talat ekibinin yarışa ithal bir siyasi danışmanlık şirketiyle hazırlanması, kim ne derse desin bir avantaj olarak görülmelidir. Özellikle Başbakan Eroğlu’nun UBP seçim kampanyasına hazırlandığı ekip dışında toplumun değişik kesimlerine açılabilecek, değişik kesimleri temsil edebilecek, değişik kesimlerin ve siyasi oluşumların siyasi tercihlerini algılayabilecek bir ekip kuramadığı görülmektedir. Bu eksikliğin bir an önce giderilmesini sağlayamazsa, seçimlerde karşısına daha çok sürprizler çıkacaktır.

Peki, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçimi farklı kılan temel neden nedir ? Genel seçimlerde partiler yarışırken ve iktidar partisinin icraatları oylanırken, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışın Talat ve Eroğlu arasında geçecek olması, iki seçimin farklılığını yaratan nedenlerin kaynağıdır. Bu farklılığı önemsemeyen Eroğlu ekibi, yenilenmeyen, farklı siyasi partilerin tabanlarını algılayamayan ve toplumun tüm kesimlerine yönelik bir seçim kampanyası yürütmek iddiasından baştan vazgeçmiş bir görüntü çizmektedir.

Cumhurbaşkanı Talat’ın değişik partilerde siyaset yapmış, farklı kesimlere hitap edebilecek isimlerle halkın önüne çıkması, “bağımsız aday” kimliğini pekiştirmektedir. Oysa, Cumhurbaşkanlığı döneminde eski partisi dışında hiçbir kesimle çalışmayan, temsilcisini, danışmanlarını ve yakın çalışma ekibini eski partisinden seçen bir geçmişi vardır. Bugün partizanlığa son verecek bir kimlikte yola çıkması, UBP adayı Başbakan Eroğlu’nun UBP dışındaki bütün kesimleri dışlaması ile pekiştirilmiş görünmektedir. Bu taktik, Talat’a puan kazandırmakta, Eroğlu’nu ise UBP oylarına sıkıştırmaktadır.

Başbakan Eroğlu’nu halkın değişik kesimlerinden oy alarak tek başına iktidar olma noktasına getiren unsurlar çok iyi analiz edilmelidir. CTP Hükümetlerinin başarısızlıkları ve partizanlığı, UBP’yi seçim zaferine götüren en önemli, nedenler arasındadır. Bugün geldiğimiz noktada Başbakan Eroğlu’nun UBP oylarını sıkıştırılıp Cumhurbaşkanı Talat’ın değişik kesimlerin adayı olma noktasına getirilmesi, Eroğlu açısından ciddi bir taktik yenilgi olarak değerlendirilebilir.

Başbakan Eroğlu’naükümetlerinin başarısızlığı ev partizanlığı, UBP’nin seçim başarısının en önemli unsurlarından briisidir. oy vermesi muhtemel seçmen tabanlarına sahip DP ve ÖRP’yi dışlayarak bu partilerin seçmen tabanını küstürmesi, kendisine destek vermeye hazır olan bu partilerde etkin isimlerle diyalogdan kaçınması, adeta bu partilerin seçmen tabanını dışlaması; UBP’nin seçimlerde oy toplamak değil, oy almamak için bir strateji izlediği görüntüsü çizmektedir. Başbakan eroğlu’nun seçim zaferi için kendisine yakın olan partilerle diyalog kurulması, bu yapılmak istenmiyorsa ise bu partiler içinde etkin unsurlar ile diyalog kurma yoluna gidilmesi gerekir. Aksi durumda, bu parti seçmen tabanlarından oy almak bir hayaldir.

UBP’nin milliyetçi, KKTC’ye inanan ve Eroğlu’na destek vermeye hazır farklı partilerdeki seçmenleri dışlaması karşısında Cumhurbaşkanı Talat, bütün kesimleri kucakladığı mesajı vermektedir. Bu seçim taktiğinin Talat’ın geçmiş deneyimi ile çeliştiğini bilmekle birlikte, dışlanan seçmenler, ya sandığa gitmemek ya da giderek Talat’a oy vermek noktasına geleceklerdir. Bu oyunu bozamayan UBP, seçimlere büyük bir dezavantaj ile girmek durumunda kalacaktır.

Başbakan Eroğlu açısından acil olarak yapılması gereken; DP ve ÖRP’de kendisini desteklemeye hazır olan kesimlerin etkin isimleriyle bir seçim bürosu oluşturup seçimlere yalnızca UBP oylarıyla gitme inadından vazgeçmesidir. Cumhurbaşkanı Talat, kısmen de olsa bu taktiği uygulayarak aday tanıtım etkinliğinde başarılı bir siyasi manevra yapmıştır. Talat ekibinin bu siyasi manevrasını başarısızlığa uğratmanın yolu, aynı taktiği Başbakan Eroğlu’nun da kullanmasından geçer.

Benden uyarması. Marx’ın belirttiği gibi, Söyledim ve Ruhumu Kurtardım. Başbakan Eroğlu, Cumhurbaşkanı olmak istiyorsa, yanındaki parti destekçileri ve paralı danışmanları yanında, partisi dışındaki sağduyulu seslere de kulak vermelidir. Eğer kimseye kulak asmadan kendi bildiği yolda gitmeye çalışırsa, sonuçtan da kendisi sorumlu olacaktır. Başbakan Eroğlu’na seçimlerde başarılar diliyorum. Seçimi kazanması dileğiyle.

CEVAP VER