Başbakan ve Siirt

Yıllar önce okuduğu bir şiir nedeniyle hapse giren başbakanın şiir okuduğu yer Siirt.
    
Daha sonra Ak partiyi kurdu ve partisi ilk seçimde iktidar oldu. Fakat Erdoğan milletvekili bile olamamıştı. Seçimden sonra bir ilde seçim iptal edildi. Böylece Erdoğan’a seçime girme imkânı tanındı ve girdiği seçimde milletvekili oldu. Hemen ardından da hükümetin başına geçti. Milletvekili seçildiği yer yine Siirt.
    
Tarih, 14 Mart 2008 ve Başbakan Erdoğan’ın yarın Siirt’e gideceği duyuruldu. Aynı gün,  televizyonlar son dakika haberini geçiyordu. Yargıtay başsavcılığı Ak partinin kapatılması için dava açmıştı. Gündemde yine aynı il vardı; Siirt.
    
Başbakanın bu konuyla ilgili konuşması bekleniyor. Konuşması beklenen yer yine Siirt.
    
Bir insan ile bir ilin bu kadar özleşmesi hayret vericidir.
Acaba Siirt uğursuz mu geliyor diye akla gelebilir. Ama hayır.
    
Çünkü Siirt’te okuduğu bir şiirden dolayı hapse girdiği doğru ancak, daha sonra önünün açılmasının da bu süreç sebebiyle olduğu hep yazıldı.
    
Siirt’teki seçim iptal olmasa, Erdoğan milletvekili ve dolayısıyla başbakan olamayacaktı. Başbakan olması için belki bir dönem beklemesi gerekecekti.
    
En dikkat çeken husus ise, Erdoğan’ın her önü tıkanmak istendiğinde daha güçlü olarak yoluna devam ettiğidir.
    
Başbakan programını bozmadı ve Siirt’e geldi. Bu satırları yazdığımız sırada Başbakanın yapacağı konuşmayı bekliyorduk. Az önce konuşmanın metni geldi. Başbakan, partinin kapatma davasıyla ilgili özetle şunları söyledi; “Bu yoldan bizi almaya kimsenin gücü yetmeyecek. Böyle garabetle, ayıpla karşı karşıya bırakanlar bunun utancıyla yaşamaktan kurtulamayacak. Demokrasi mücadelesi veren partiyiz. Kol kırmakla el kırmakla işimizi yok. En büyük dersi sandıkta alırlar. Kimse 16 milyon 500 bin seçmenin oy verdiği AK Parti’yi laikliğin odağı haline geldiğini söyleyemez. Dünkü olay AK Parti’ye değil, milli iradeye atılmış bir adımdır. Siirt anlamlı bir şehir. Hep böyle anlamlı günlerde Siirt’teyiz. Dün akşam yine bir gelişme yaşandı. Gölge düşürenler siyasi ve ekonomik istikrarı tehlikeye atanlar bunun vebalini taşıyacaktır.”
    
Halen ülkede herhangi bir partinin kapatılması konuşuluyorsa,  orada demokratik normalleşme daha olmamış demektir.
    
Ülkenin yıllardır sıkıntısını çektiği,  bilhassa terör ve demokratik açılımlar gibi birçok hususun çözüm arayışlarının, ilk defa bu kadar ciddi konuşulduğu bir dönemde, söz konusu parti kapatma davası daha bir düşündürüyor.
    
Bu gibi konular toplumu geriyor. Ekonomiye etkisi ise çok olumsuzdur. Dış politikada devletin elini zayıflatır. Bürokrasi çalışamaz duruma gelir. Fırsatçılara gün doğar.
    
Kısacası; zarar gören ülke ve dolayısıyla halk olur.
Yazık…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.