Başbakanın kaç sıfatı vardır?

Başbakanın kaç sıfatı vardır?

0
PAYLAŞ

Başbakanın yakasında bir çok etiket bulunmaktadır. Bu etiketler girdiği ortama göre değişmektedir. O kadar değişik ortamlara girmektedir ki, o an hangi sıfat taşıdığını basın danışmanı ya da parti sözcüsünden öğrenmekteyiz.

“Ne kadar yanlış tipler varsa, yanlış insan varsa bunları devlet olarak ayıklamamız lazım ki… Yarınların Türkiye’si güçlü bir devlet eliyle yürüyecektir, kurulacaktır. Buna inanıyorum ve bunun adımlarını da kararlı bir şekilde atıyoruz.” (Hürriyet, 11 Kasım 2009, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12913827.asp)

Bir ziyaret sırasında, basın ile konuşurken Başbakan Erdoğan kendini açık olarak ifade etmektedir. (O an hangi sıfatı kullanıyordu açıkçası bilmiyorum.) Bu konuşmayı ülke adını çıkaralım ve başka bir ülke adı koyalım. Ve oradan elde edeceğimiz sonucu kabaca hayal edelim, nasıl bir sonuca varırsınız? Örneğin 1935 yılı Almanya’sı. Güçlü devlet yaratılmıştır, yanlış tipler devlet kademelerinden uzaklaştırılmıştır. Sadece kendi ülkesinde değil, yakın bir tarih sonrası komşu ülkelerdeki yanış insanları da temizleyecektir. (Benzetme çok kötü oldu değil mi? En iyisi başka ülke ve tarih koyun siz, çünkü bilinen ve herkesin anladığı için o tarihi ve ülkeyi koydum!) belki başbakan burada benim düşündüğümü düşünmeden söylemiştir. O sadece yanlış tip dediği darbe girişimi yapanlar ama henüz suçları kabul edilmemiş bu tiplerin. Suçu sabit olanlar ise emekliliklerini rahatlıkla yaşamaya devam ediyorlar, onlara karşı nedense pek duyarlılık yok! O yüzden benim aklıma yukarda söylediğim sonuç çıkıyor, çünkü kendisine engel olabilecekleri ortadan kaldırmak onun için daha önemli, suçlu olanlar ile hesaplaşmayı akınla bile getirmemektedir. Zamanı henüz değildir belki!

İktidar partisi başkanı, her bulunduğu ortama göre kimlik değiştirmektedir. Bazen başbakan, bazen parti başkanı, bazen meclis grup başkan sıfatlarını kullanır. Aklıma gelmeyen daha başka sıfatları da vardır mutlaka, onları da siz bulun! Gerçi kendisi dahi bilmez, nerede hangi sıfat ile konuştuğunu ama onun sıfatlarını parti sözcüsü ya da basın sözcüsü açıklar!

Bir insanın çok kimlikli olması bazı karışıklıkları yanında getiriyor. Ülke seçime giderken bazen başbakanlık aracı kullanılır, bazen parti arabası. Bir bakmışsınız başbakan aracından parti aracına geçmiş çocuklara oyuncak dağıtıyor! Kimliklerin bu kadar iç içe olduğu başka bir lider gördünüz mü? Elbette gördünüz, çünkü bizde lider her şeyi bilen, duyan ve karar alandır! Mussoloni bizim liderlerimiz yanında belki masum bile kalır! Onu da ben bilemem, siz bulun! Google sayfasına girin araştırın!

“one minute” sözün söylendiği yerde, başbakan hangi sıfat ile orada olduğunu anımsayan var mıdır? Her ‘one minute’ görüntüsü yayınlandığında elinde bulunan dosyaya gözüm takılır, o dosyada parti logosu vardır! Acaba oraya hangi sıfat ile gitmişti, neden haberler başbakanın çıkışı olarak yansıdı?

Başbakan yarınların Türkiye’sini kurmaktadır. Öyle bir yarın düşünmektedir ki, kendisi gibi düşünmeyen, desteklemeyenleri, kendisine bağlı bakanlıklar ve kurumlar ile izlemektedir. Davalar açmaktadır / açtırmaktadır… (Bir davanın savcısı ve avukatı bellidir, savcı dava açar, değil mi?) Devletin işleyişini ve denetimini yapmak ile ilgili bölümlerde değişim baş döndürücü bir şekilde yapılmaktadır. Telefonların dinlenmesi sıradanlaşmıştır. Denetim her alanda baskıya dönüşürken, mahkeme önlerinde dosyalarda kabarmaktadır. Bu dönemde açılan davalar, bir anlamda siyasi olarak yorumlanmaya başlaması acaba tesadüfi midir?

Bilgi kirliliği her dönemde olmuştur, fakat bu kirlilik gündemi değiştirecek boyutta olması bir programlı hedefe doğru gidilen yolu mu göstermektedir?

Başbakanın ordu ile yakın tarih ile yüzleşmesi bir çok kesim tarafından olumlu görülmektedir. Fakat bu yüzleşme sadece kendisini ilgilendiren tarih ile sınırlı olduğu gözden kaçırılmaktadır. Darbe girişimleri ve darbe niyeti olanlar ile yüzleşmesi bana göre de olumludur ve hatta zorunludur. Bu olumlu duruşun, darbe yapanlar ve sonuçları ile olmamasını nasıl açıklarsınız? 12 Eylül yasları ve anayasası hala yürürlüktedir ve lideri özgürce gezebilmektedir. Onu ve o dönemi koruyan yasalar yürürlüktedir.

Başbakan ve kurmayları, global politikaya uygun politikalar geliştirirken, kendilerine olan güvenleri de artmıştır. Bu güven ile zaman zaman beyinlerinin arkasında duran gerçek niyetlerini açıkça ilan etmekten de çekinmemektedirler. Yazının girişinde yaptığım uzun alıntı, bu niyetlerini başka bir olay nedeniyle yaptığı açıklama arasında söylemektedir. Orada kullandığı sübjektif tanımlar, kime göre sorusunu beraberinde getirir. Yanlış tip ve insanlar, kime göre? Kendisine göre yanlış olanları temizlemenin sınırı nedir? Bir zamanlar bir gazeteciye yurt dışına git derken, ne kadar samimi olduğunu bugün daha çıplak olarak görmekteyiz. Beğenmiyorsanız gidin!

Başbakan, dünyaya bakışına uygun olarak adımlar atmakta ve o adımları kendi belirlediği zaman dilimi içinde yapmaktadır. Mahkeme kararlarını, işine gelmediğinde görmezlikten gelmektedir. Buna çıplak örnek din derslerinin halen zorunlu olmasıdır. Mahkemenin vermiş olduğu karar hala uygulanmamaktadır. İşine geldiğinde, Adli Tıp Kurumu hemen karar almasını hızlandırmaktadır, gelmediğinde işi uzatabilmektedir. Buna çıplak örnek Erbakan ve Zere durumlarıdır. Üzmez olayını unuttuğumu sanmayın! O olay sırasında kurumun çelişkili kararları kamuoyunun gözleri önünde yaşanmıştır.

Mahkeme önlerinde duran davaların bir bölümü dokunulmazlık nedeniyle işleme konulamamaktadır. Dokunulamazlık kavramına neden el atılmaz ve o zırh içinde, birilerin Türkiye’ye yeni bir biçim vermesine seyirci kanılır? Acaba bu adını andığı yanlış tipler içinde dokunulmaz olanlar yok mudur? Onların temizlenmesine neden izin verilmez?

Başbakan Erdoğan’ın her çıkışını demokrasi adına alkışlayanlar, neden bir çok şeyi görmezden geldiğini açıklayabiliyorlar mı? Neden hep onun yaptıklarını düzeltmek ile yükümlü danışmanları ve basın sözcüleri gibi hareket ettiğini anlayan var mıdır?

Demokrasi söylemleri ile yaşanan bu sürecin gerçek olarak adlandıran var mıdır? Biz gerçekten nasıl bir Türkiye’de yaşamaktayız?


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

PAYLAŞ
Önceki makaleUcuz siyaset…
Sonraki makaleİnsan İsterse

BİR CEVAP BIRAK