Babalardan babalara

Babalardan babalara

0
PAYLAŞ

2013 yılının Babalar günü için bir yazı yazmak istiyorum, bir kitap bana kılavuz olacak. Kitabın yazarı Sevilay ACAR’ı, Sanatçı ve Afrodit kadar güzel, gerçek bir kadın olan Seda SAYAN’ın programına konuk olduğumda tanıma şansım oldu. Henüz ilk merhabasında samimiyeti, hürriyeti, ilericiliği ve saygıyı gördüm. Kitabını imzalayarak bana uzattı, kitabın kapağına bakar bakmaz tebessüm ettim çok beğeniyle, bir beyaz gömleğin yürek üzerindeki cebinden çıkan bir kartvizit üzerinde öylesine etkileyici Profesör isimleri vardı ki, kitabı merak ettim, hemen sayfaları açıp okumak istedim… Beyaz gömlek üzerinde Bayrağımızın kırmızısı bir kravat üzerine de kitabın adı yazılmıştı, ve kravatın etiketi dışarı çıkmış gibi yazılmıştı yazarın adı…Sevilay ACAR… Kapak tasarımı,Aşkın GÜNGÖR imiş, kitap beni oku diyor…Kitabın arka kapak fotoğrafları da yaşanmışlığı anlatan gerçek fotoğraflar, kitabın içinde maziden bugüne yaşanmış gerçek hatıralar, gerçek bilim insanlarından, her biri elmas değerinde bilgiler, elbette görmeyi bilene…

Prof.Dr.Özcan KÖKNEL’le ilk evliliğimin boşanma sürecinde karşılaştırılmıştım, annemin beni O’na götürdüğünü hatırlıyorum, annem, bir daha, (anneme göre) yanlış evlilik! yapmamam için, bir profesörden öğüt dinlememi istemişti, annemle Çapa’ya gitmiştik, ve annemle içeri girip, Profesör Dr. Özcan Bey’in masasının karşısına oturduğumuzda, annem söze başladı, -Hocam dedi, ( hala Bestecilere ve Profesörlere, talebesi olamasak da Hocam diye hitap ederiz, farkında bile olmadan böyle hissederiz, benim annem ilkokul mezunu ev hanımıdır, dört çocuk ve bir torun büyütmüştür, hem de kendi hayatını hiç yaşamayıp feda edercesine,hep müteşekkirim, hakkını hiç ödeyemem, gerçekten bu, imkansız, mümkün değil…) kızım bir hata yaptı, kendisinden yaşca büyük, daha önce iki kez evlenip-boşanmış, çocuğu da olan bir sanatçıyla evlendi, beni dinlemedi, şimdi kendisi de boşanmak istiyor, ben haklı çıktım, benim öğütlerimi dinlemek istemiyor, ben de yeniden hata yapsın istemiyorum, lütfen siz de kızımla konuşun, O’na öğütler verin, bir daha hata yapmasın, benim kızım çok kıymetli, dedi. (Ben, çok üzülüyordum annem üzüldüğü için, annemi üzdüğüm için, fakat kendimi de çok haklı görüyordum, naptım ki, sevdim, sevildiğimi sandım, sevilmediğimi anladım boşanmak istiyorum, bunda ne var ki?, annem neden benim yerime bu kadar üzülüyor ki? diye düşünüyordum, bir daha O’nu üzmeyeceğime dair de herhangi bir söz veremiyordum, çünkü bilmiyordum veya çok iyi biliyordum ki ben de herkes gibi çok istediğim bir şeyi yapacaktım…seneler kendimi haklı çıkardı, ben anneme göre hep yanlış evlilik yaptım, şu ana kadar üç evlilik ve gene sanatçılarla ve kendimi hala bir genç kız masumiyetinde hissediyorum, yürek böyle birşey olsa gerek…

Ve Prof.Dr.Özcan KÖKNEL Bey, bir su gibi huzur, güven veren sesi ve İstanbul Türkçesiyle, anneme dedi ki, hep hatırlarım, -Hanımefendi, kızınız bir hata yapmamış, evlenmiş, ziyanı yok, okuluna devam edecekmiş, ne güzel, hayat devam edecek, zaten bizim hata diye nitelendirdiğimiz şey hayatı yaşayarak öğrenmektir, pek tabi hatalar hep olacaktır, üzmeyiniz canınızı…

Annem, Profesörün kendisi gibi düşünmediğini anlayınca ve sanırım hayal ettiği cümleleri de duyamayınca çaresiz, teşekkür ederek, iyi günler dileyerek ayrıldık Profesör.Dr.Özcan Bey’in yanından, ben gizli bir zafer kazanmış gibiydim, kendimle gurur duyuyordum, annem niye bu kadar üzülüyor ki, bunda ne var ki, niçin bu kadar büyütüyor ki diye düşünüyordum. Hala gerçekleri yok saymaya ya da değiştirmeye çalışan birilerine rastlarsam, hiç onlarla aynı ortamda olmak istemem, bu bir kaçış değil, boşa kürek çekmenin kimseye faydası olmayacağını, küçük yaşta öğrendiğim için, huzurun önemini anladığım için sanırım, ve Profesör Özcan KÖKNEL’e , BABALARDAN BABALARA Kitabında anlattığı tüm hatıra ve bilgileri için yürekten teşekkür etmek istiyorum, annemle ve benimle konuşmak için kıymetli zamanını ayırdığı için çok teşekkür ediyorum, annemi yalan sözlerle değil gerçek ve inandığı sözlerle teselli ettiği için binlerce teşekkür ediyorum, ”Bakın nasıl bir bakış. İşte doktor budur.”

”Konuşurken sırtınızı dönmeniz bile şiddettir”, diyorsunuz ya, bu sözünüzü anladığımız anda saygı’nın ne olup-olmadığını da anlayacağız, kıymetli hocam. Siz, Çapa’da çalışan bir doktor olarak, ben bile hastanız olma şansını elde etmişken, babanızı Çapa’ya yatırmak istediğinizde yatıramayışınız beni çok etkiledi, emekli ikramiyelerinin işe yararlılığını kaybedişi beni çok etkiledi ve sanatçıların kaderlerini hatırlattı, zaten siz de bir sanatçısınız, keman çalışınızla, bez bebeklerinizle, süpürgeden keman yapışınızla, illüzyon sanatınızla, 4 piyeste oynayışınızla, Atatürk sevdalısı oluşunuzla, gerçek bir sanatçısınız, iyi ki sizi tanıdım ve bu kitap sayesinde size bir teşekkür borcumu takdim edebiliyorum, sizin bilgi ve güveninizden fayda görmüş bir Türk kızı olarak sizinle, kızlarınız gibi övünüyorum.

Pedagog Ali ÇANKIRILI’nın, babasının trafik kazasında ölümüne sebep olan gencin vicdanı rahat mı diye merak edişi, babasının cenazesini kendisinin yıkayışı, beni çok etkiledi.

Profesör.Dr.Nevzat TARHAN’ın babasını kaybettiğinde, kendisini, kolu bacağı gitmiş gibi hissetmesi, bahçelerindeki karaduttan verdikten sonra tebessüm ederek, bir kaç saat sonra vefat ettiğinde ise, bir çınar devrildi gibiydi demesi beni çok etkiledi.

Profesör.Dr.Kemal SAYAR’ın, aynı Attila İLHAN’ın kitap okumaktan dolayı okuldan uzaklaştırma cezası alması gibi, okulun en başarılı öğrencisi olmasına rağmen 5 gün okuldan uzaklaştırılınca, babasının üzüntüsünden O’nu evde saklayıp, millet sorar diye dışarı çıkarmamasından çok etkilendim, okuduğu kitabın hangisi olduğunu merak ettim, kendisine sormak isterdim. Babasıyla vedalarının hep gözyaşı dolu olmasından, karşılıklı ağlamalarından çok etkilendim, babasıyla birlikte bir geziye gidebilmeyi en çok da Kabe’ye beraber gitmeyi isteyip de yapamadıklarını anlatmasından çok etkilendim.

4 yapraklı yonca gibi 4 büyük doktor çok kıymetli bilgilerle yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorlar, bu kıymetli kitapla, üstelik Latince değil, Türkçe yazılmış bir kitap.

Kitapta bir kaç sanatçının söz ve şiirlerine de yer verilmiş,bunlardan bir tanesi Yılmaz GÜNEY’in sözü, ”BABAM DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ADAMIYDI. BİR EKMEĞİ HEPİMİZE BÖLEBİLİYORDU.” diyor, ne muhteşem bir sanat, bir söz, bir film gibi…

Hz.Adem ve Hz. Havva’nın soru ve cevabını okuyabilirsiniz bu kitapta, ben çok etkilendim ve inandım.

Kitabın yazarı Sevilay ACAR, ”Bu kitap benim ilk kitabım,hocalarımızın desteğinden güç alarak, bütün babalar için olan bu kitabı izninizle öncelikle kendi babama ithaf etmek istiyorum, sonra da bütün çocuklar adına tüm babalara…Bir çocuk yaşı kaç olursa olsun babasının gözlerindeki bir mutluluğu başka hiçbir ödüle değişmez, öyle olmalı ki, ödül törenlerinde ilk teşekkür edilen kişiler, anne ve babalar oluyor, Azıcık sevinsem, sevincimi paylaşmak için seslendiğim ilk isim, baba-m Kazım ACAR’a….”diye ithaf ediyor…

Ben de, babasına hayattayken mektup yazabilmiş, O’nunla konuşabilmiş, birlikte şiirler şarkılar, türküler söyleyebilmiş, birçok konuda tartışabilmiş fakat hep karşılıklı saygı içinde olabilmiş bir kız çocuğu olarak, BABALARDAN BABALARA kitabını, babam Hasan Hüseyin ERKAN’a 2013 yılı Babalar Günü armağanı olarak veriyorum, kendisi sevdiklerine hep Atatürk’ümüzün NUTUK Kitabını armağan ederdi, armağan ediyor ve hep…

Önemli not, 16 Haziran 2013 saat 20 de Cemal Reşit REY Konser Salonu’nda, Rumeli Türkleri Vakfı ile Kosovalılar Kültür ve Dayanışma Derneğ’nin ortaklaşa düzenledikleri Şef Vedat ÇETİNKAYA’nın yöneteceği, Şişli Musiki Derneği Korosu’nun sunacağı ”RUMELİ’Lİ BESTEKARLAR” Konserine teşriflerinizi bekleriz.

Şiiri Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ile Behçet Kemal ÇAĞLAR’ın yazdığı ve Müziğini Cemal Reşit REY’in yaptığı 10.yıl Marşı’nın da söyleneceği bu güzel konseri sunma görevini bana layık gören, büyük bestekar Turhan TAŞAN Hocam ile Şişli Musiki Derneği Başkanı Kadri Bülent ÖNAL’a çok teşekkür ederim, onur duyacağım.

BİR CEVAP BIRAK