Babam ve oğlum, babalar ve oğullar…

Öyle ki, “hadi doya doya ağlamaya yine gidelim…” diyerek filmi ikinci kez izleyenlerin olduğunu duyuyoruz.


Duygusal yönümüz ağır basan bir kimse olmamıza karşın,  doğrusunu söylersek filmin ikinci bölümüne kadar göz pınarlarımız doldu dersek, gerçek dışı olur. Fakat, filmin ikinci bölümün de, bizim gözyaşları da su koyverdi. Ancak, Allaha şükür,  salya sümük hüngür hüngür ağlayarak, bu yaşta ele güne karşı rezil olmadan, sinemadan çıktık


Filmden sonra, “Babam ve oğlum” tanımlamasının;  dürüstlüğün, özverinin, acının, sevginin; milyonların gözyaşı ile yıkanarak, toplum simgesi durumuna geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz…


Neyse… Film hakkında çok şey yazıldı çizildi. Bugüne kadar sinema meraklısı olup ta, filmi görmeyen sanırız pek az insan kalmıştır. Herkesin gördüğünü bildiğini de yorumlayarak, ukalalık sınırını aşmadan, geçelim asıl konumuza…                                                          


***


Babalar ve Oğullar…
Hangi babalar? Siyasetteki babalar…
Siyasetçi babaların, aile efradına ve tabi ki oğullarına her zaman “büyük yararları” olduğu ve olmaya devam ettiği biliniyor.
Sadece oğullarına mı? Kızlarına da tabi önemli yaraları oluyor… Nasıl. olmasın “baba” bu! Evlatları için var ve sadece onlar için yaşıyor…


“Yiyecek” “içecek”, pardon yemeyecek içmeyecek, almış oldukları aylıkları biriktirip, ya da ihalele dahil her türlü ticari iş de alınlarının akıyla kazandıklarını(!), oğullarına, kızlarına, sonra da ailenin yani sülalenin öbür fertlerine, büyük yararlar sağlayacak yatırımlara dönüştürecek!
Kolay mı baba olmak?.


Gerekirse her şeyi babalar gibi satacak, ailesini tabi oğullarını ve kızlarının ele güne muhtaç bırakmadan, hak ettikleri lükste yaşatacak! 


Nasıl yapacak peki bunu diyebilirsiniz,
Siyasette ki konumunu kullanıp, müteahhitlere devletle yaptıkları iş karşılığında, devletten koparttıkları paradan bir bölümünü, yurt dışında yaşayan kızına, hiçbir zorlama olmadan(!) kendi istekleriyle “jest” olsun anlamında bir daire bağışlamalarını sağlayarak!..


Canım mesela dedik! Hemen geçmişte yaşanmış bazı şeyleri, aklınıza getirmeye çalışmayın!


Babalık görevi; oğullara ve kızlara karşı nasıl yapılır, tek tek saymaya burada yerimiz yetmez. Biraz da muhayyilenizi çalıştırıp sizler bulun.


Örneğin; ülkede Gümrükler var, inişi çıkışı kolaylaştırılabilecek gümrük vergileri var. Satılacak limanlar var, gemiler var, bir sürü “İç işleri” ve dış işleri var…. Var da var…


Memlekette bu denli geniş kapsamlı iş sahaları varken; siyasette ki koskoca bir baba, oğluna “icrai faaliyet” edecek, şöyle alının akıyla(!) para kazanabilecek bir olanak sağlayamayacak mı? Hatırı sayılır yatırım yapmayacak mı? 


***


Evet… Babalar ve oğullar…
“Babam ve oğlum” milyonların gözyaşlarıyla yıkanmış, ne denli duruluk, temizlik ve asaleti simgelediyse,
“Babalar ve oğullar”, siyasette o denli kirliliğin rezaletinin simgesi durumuna geldi!..


İnsanın, olan bitenler karşısında, kul adaletinin işlemediğini görünce, bu dünyanın öbür tarafı da var demekten başka yapabileceği bir şey olmuyor…


Evet, bu dünyanın öbür tarafı da var!…
Ne diyelim?


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × 3 =