Prof. Dr. Durmuş: Bağımlılık kurları fırlattı

Dolar dünyada değer kaybederken TL karşısında değer kazandı. Prof. Dr. Mustafa Durmuş, “Hükümet belli bir eşiği hedefliyor, alıştırıyor, serbest bırakıyor. Bunun inanılmaz büyük zararları var” dedi.

Dünyanın başlıca para birimleri karşısında değer kaybeden dolar, yaklaşık 10 yılın en kötü aylık performansını kaydetmeye hazırlanmasına rağmen TL karşısında değer kazandı.

Önceki güne 6.84 seviyesinden başlayan dolar/TL kuru gün içinde 6.96 seviyesine kadar tırmanarak 6.95’te tutundu. Güne 7.96 seviyesinde başlayan avro/TL kuru ise 8.21 seviyesine tırmandı.

Altının gram fiyatı, önceki güne yükselişle başlamasının ardından 438 liradan işlem gördü. Gram altın, dün saat 10.10 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0.2 üzerinde 438 lira seviyesinde seyretti. Aynı dakikalarda çeyrek altın 720 lira, Cumhuriyet altını 2.920 liradan satıldı. Altının ons fiyatı ise salı günü 1.981 dolar ile tarihinin en yüksek seviyesini görmesi sonrası dün 1.960 dolara geriledi.

Ekonomi-Politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş döviz atağını, “Sürekli gördüğümüz bir film”e benzetti. Kur atağını ‘dövize olan bağımlılığın sonuçları’ olarak niteleyen Durmuş şöyle konuştu: “Para politikası ile özellikle MB üzerinden; rezervleri eritme pahasına ve kamu bankalarının ciddi bir biçimde piyasaya döviz satması ile ve bunun swaplarla karşılanması üzerine yürütülen uzunca süredir bir operasyon var. Şimdi bu operasyon kuru 6.85 düzeyinde tutmaya yetmemeye başladı. Swaplar dışarıda tutulduğunda MB rezervleri eksi 27 milyar dolar. Bu da bu aracın artık yetmediğini gösteriyor. Böyle bir politikanın sürdürülmesi mümkün değil. Bu politikanın bir başka boyutu ise enflasyonu artırıyor olması. Enflasyonu çok ciddi bir şekilde yukarı çekmeye başladı. Bir yandan enflasyon korkusu, diğer yandan kaynakların tükeniyor olması doların yukarı çıkışını hareketlendiriyor. Bir de vadesi gelen dış borçların getirdiği baskılar. Suni olarak baskılanan kurun artık tutulamayacağını gösteriyor. Benim iddiam hep şu oldu: Hükümet belli bir eşiği hedefliyor, alıştırıyor, serbest bırakıyor. Örneğin 6.99’a çıkartacak ve orada tutunmaya başlayacak. Alıştıra alıştıra gidiyorlar. Bunun inanılmaz büyük zararları var. Dolarizasyondan tutun hayat pahalılığına, ithalatta artışa kadar. Bu da döviz baskısı yaratıyor. Turizme baktığımız zaman yüzde 90’lara yakın düşüş var. Bütün bunlar ortaya konulduğu zaman zaten doların olması gereken yerin de altında olduğunu görebiliyoruz.”

Para politikası ile döviz kurunu tutmanın da bir sınırı olduğunu belirten Durmuş, “En kolay ve en hızlı olan politika. Bunun da bir sınırı var. Belli bir noktaya geldikten sonra makro verileri inanılmaz derecede olumsuz etkiliyor. Yine dolarizasyon artıyor. Altın yine zirveyi gördü, borsada da yükseliş var. TL’nin zayıf, reel faizlerin düşük hale gelmesi nedeniyle oralara kaçılıyor. Para politikasını kullanabileceğiniz alanlar da bir noktadan sonra dönüp sizi vurmaya başlıyor” dedi.

Maliye politikalarında ekonomi yönetiminin çok fazla alanı kalmadığını kaydeden Durmuş, “Bütçe açığı çok arttı faiz dışı bütçe açığı çok arttı. Kamu harcamaları hız kesmiyor. Vergi gelirlerinde de gerileme var” diye konuştu.

“RADİKAL ÇÖZÜMLER GEREKİYOR”
“Bu politikalarla herhangi bir çıkışın olmayacağı görülüyor” diyen Durmuş şöyle konuştu: “Siyasal iktidarlar için önemli bir nokta var. Gerçekten bu araçları objektif olarak ekonominin ve ekonomiyi oluşturan başta çalışanlar olmak üzere onların lehine kullanmak istiyorlar mı? Ben ondan çok emin değilim. Bunu bu amaçla kullandıklarını düşünmüyorum. Bu fasit daireye benziyor.

Biz paradigma değişikliğine gitmek zorundayız. Gerçek anlamda radikal önlemler ve çözümler üretmek durumundayız. Sistem tıkandı kaldı, yürümüyor. Bunun önünde de başta siyasal iktidar ve onun politikaları olmak üzere çok önemli güçler var. Çözümü, sorunu yaratanlardan bekleme şansımız yok. Onlar asla bu çözümü üretmeyeceklerdir. Kendileri örneğin ekonomide yapamadıklarını Ayasofya ile yapmaya çalışıyorlar. Ya da militarizmi yükseltmeye çalışıyorlar. Bizim asıl seslenmemiz gereken kesim muhalefet olmak zorunda. Özellikle ana muhalefete baktığımız zaman bırakın radikal çözümleri, bunların yanından bile geçmeyecek çözümlerle karşımıza geldiğini görüyoruz. İşin özüne asla dokunmuyor. Sorunu sadece iyi yönetim, kötü yönetime indirgemiş durumda. AKP’den kopanlar da ‘Bizim uluslararası finansçılarla aramız daha iyidir, kredi itibarımız çok daha yüksektir. Dolayısıyla biz olursak kredi alırız’ diyerek oyunu tekrar başa sararız. Özcesi, Türkiye halkları, emekçileri bununla daha ne kadar oyalanacak? Bence bir yol ayrımındayız. Bu iş böyle gitmiyor.”

“SERMAYE ÇIKIYOR KUR YÜKSELİYOR”
Ekonomist Dr. Murat Kubilay ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Siz dalgalı kur uygulamak istiyorsunuz ama faizleri de aşağıda tutmak istiyorsunuz. Ülkenize de sermaye gelmiyor, hatta çıkış yaşıyorsa döviz kurunun yukarı çıkışını izlemek zorundasınız. Ya da para politikanızdan taviz vereceksiniz, faizleri yukarıya çekeceksiniz veya elinizde varsa rezervlerinizi kullanacaksınız. Biz bunların hepsini 2013’ten beri farklı dönemlerde yaşadık ve en sonunda mevcut duruma geldik.”

KİRLİ DALGALI KUR
Son dönemlerde avroyla ticaret yapılan Avrupa ülkeleri ile de ticaretin yavaşladığını söyleyen Kubilay, “Turizm gelirlerinde de ciddi bir sıkıntı var. Şu an Türkiye’de uygulanan kur sistemi kirli dalgalı kur. Dalgalı kur ama belli bandın dışına izin verilmiyor şeklindeydi ama bu set çok sürdürülebilir değildi. Çünkü 2013’ten itibaren biz çok büyük sermaye çıkışı yaşamıyorduk. Şu an her şey belki o kadar kötü değil ama 3-6 ay sonrası için kötü” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.