Bahar çeşitlemeleri

Bahar çeşitlemeleri

0
PAYLAŞ

Küçücük bir adam. Saçı sakalı ağarmış, ağır adımlarla, bir bilge edası ile yürüyor. Yüzüne baktığınızda, bir duruluk, dinginlik. Yılların usta kemençecisi, İhsan Özgen. Adına, güzel bir ‘Anma’ programı hazırlanmış, bir vefa örneği sergileniyor. O da orada, ama seyirciler arasında, sahnede ise hep o var, eserleri, anıları, yazıları. Düşünceleri ve aktardıkları, paylaşmak istedikleri. Bir huzur gecesi adeta.

30 Mart akşamı CRR’deyiz. Konserin başlığı, “Avludaki Ses”. Alt başlık ise, “Bir Sanatçının Anı Defteri,” 70 yıl öncesinden, Urfa’dan, dünyaya merhaba diyen, Boston’dan Endülüs’e, Hollanda’dan İstanbul’a Galata’ya, tarihsel bir yolculuk. Müzik ve düşünceler eşliğinde.

Metin Belgin, güzel ses tonu ve vurgulamaları ile, “Sanatı Yaşamak” ile “Avludaki Ses” kitablarından, İhsan Özgen’in anılarla düşünce karışımlarını okuyor. Kemençe’de kızı Neva Özgen. Viyolonsel de ise, diğer kızı Yelda Özgen. Saksafon ve flütde Levent Altındağ. Bir kaç kez televizyonda izleme olanağı bulduğum, sesi adeta tarihsel bir yolculukdan gelen Yaprak Sayar. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’ndan sanatçılar, aralarda dansları ile gösterilerini sürdürüyorlar. Sahnede hep İhsan Özgen var adeta. Ve kemanı ile Cihat Aşkın, bizi yolculuklara götürüyor.

Sahneler birbirine bağlanmış, bir akış içinde, zaman yolculuğundasınız. Urfa’dan çıkan, tınıları ile dünyayı dolaşan bir kemençe ustası, bir düşün adamı ile anılarını da paylaşıyorsunuz. Alkışlar ve sahnede o küçücük dev adam. Sessiz ve bilge görüntüsü ile sizi selamlıyor. Bizlerde ayakta alkışlarmızla onu selamlıyoruz. Hayranlık ve saygı bir birine karışmış durumda.

Ankara’da, 19 Mayıs pazar akşamı, CSO salonundayız bu kez. Bu hafta, Barcelona doğumlu şef, David Gimenez CSO’nı Yönetiyor. Sahnede değişik bir grup da yer alıyor. “Roby Lakatos Çigan Grubu.” Roby Lakatos’a “Şeytanın Kemancısı” ünvanı verilmiş. Sahnede, adeta kemanı ile şarkı söylüyor, dolaşıyor, dansediyor, oynuyor. Tınılar öylesine zengin ki, izleyiciler büyülenmiş gibi. Klasikden, film ve opera parçalarına, İspanya’dan, İtalya’ya, Romanya’ya dolaşıp durduk. Güzel bir yolculuktu. Cimbalom’da Jeno Istvan Lısztez, ayrı bir virtiöz. Keman, piyano, kontrabas ve gitarda grubun diğer enstrümanları. Doğaçlama yaptıklarında ise, adeta sahne onların ve kendileri için çalıyorlar.

Konzertmeister Menevşe Aydoğdu’nun, düet te eşliği ise gerçekten kaçırılmaması gereken bir gösteriydi. Kayda alındı. Tekrar ekranda izlemek de ayrı bir zevk olacak sanırım. Çigan müziğine Ankaralılar hasret kalmışlar, uzun alkışlar ve bisler yolculuk epey sürdü. Ama çıkanların yüzlerinden, memnuniyet ve gülümseme eksik değildi.

Tekrar İstanbul’a dönüyoruz. Yine CRR’deyiz. “Güzel bir adlandırma. “Otantik’ten Caz’a Türkülerimiz.” Taşkın Doğanışık ve Nail Yavuzoğlu projesi. Sahne, enstrümanlar bakımından adeta ikiye bönünmüş. Bir yanda türkülerimiz için sazlar, bir yanda caz için bakır nefesli sazlar ağırlıkta. Şef Nail Yavuzoğlu, yönetirken adeta dansediyordu. Düzenlemeler, otantik yapı bozulmadan yapılmış. Ama caz tınıları içine öylesine güzel oturmuş ki, doğrusu ilgi ile konseri soluksuz izledim.

Aynı zamanda bağlamada çalan, Erdoğan Eskimez ve Erhan Uslu solist olarak da türküleri seslendirdiler. Gecenin yıldızı ilk kez dinlediğim Cumali Özkaya idi. Bu sesi izlemeyi sürdürmek istiyorum. Fatma Portakal, karadeniz türkülerini seslendirirken şive özelliklerini koruduğu gibi, seslendirmedeki ritme uygunluğuda dikkatimi çekti. Türkülerimizin caz tınıları eşliğinde sergilenmesi, bu düzenlemelerin devam etmesi dileğim.

Ve mayıs ortasında, İspanya rüzgarı CRR’de. Rojas ve Rodriguez Flamenko Topluluğu. “Cambio de Tercıo.” Klasik ispanyol dansı ve flamenko yeni bir bakış açısı ile adeta harmanlaşmış. Dört kadın dansçı ve altı müzisyenin katılımı ile sunulan ortak bir gösteri. Bu gösteri, 2009 dan bu yana dünyayı dolaşıyor. Sahnede adeta bir fırtına esiyor. Seslerdeki ağıta yaklaşan yanıklık ve coşku içi içe girmiş. İki saata ulaşan gösteride ki performans, sahnelemede ki teatral geçişler. Bir öykünün peşine takılıp gidiyorsunuz. Sahnedeki bu dinamizmi, oturduğunuz yerden hayranlıkla izlerken, kendinizi Endülüs’de düşünebilirsiniz. CRR bu tür gösterileri programa almakla, İstanbul’a büyük bir hizmet de gerçekleştirmiş oluyor.

Bir gül demetine, mayıs ortasında Ankara’dan son gülü ekliyoruz. Tanini Trio yine Ankara Radyosu Stüdyosunda. Kayda alınan bu konserlerin de, klasikden Rumeli’ye geçiş yapıp, Rumeli türküleri ile coşuyorsunuz. Sahnede dev bir solist, Yıldız Abrahimova. Sesinde ki o renk zenginliği, kendi türkülerini söylerken daha bir zenginleşiyor. Yirmi yılı aşkın süredir, sahnede zaman zaman izliyor ve dinliyorum. CD’lerini dnliyorum. Ama, Tanini üçlüsü ile piyano, kanun ve ney eşliğinde, ilk kez izliyor ve dinliyorum. Ve düşünmekden kendimi alamıyorum, neden bu Rumeli türküleri ile, bu enstümanlarla, yani Tanini üçlüsü ile bir CD olmasın. Konser kayda da alındı. İzleme olanağı olacak. Ama istediğinzi zaman, CD’yi koyup dinlemek, neden olmasın.

Konser sırasında öğreniyorum. Yıldız İbrahimova, bu stüdyoda ilk kez konser veriyormuş. Şaşırdım doğrusu. Bu kadar yıldır, bir konser ve kaydı yapılmamasına. Burada açık teşekkür. Tanini Trio ile Yıldız İbrahimova’yi bir araya getiren, bu konserin mimarı, TRT prodüktörlerinden Gül Hatice’ye. Başka programlarınıı da izlemek üzere.

Mayısın sonunda, sizlere tınılardan küçük bir gül demeti sunmak istedik. Baharı içinizde duymanıza bir katre katkı olsun istedik. Yolculuğumuz yaza doğru, yeni festvallerle bakalım nerelere götürecek.

Perşembe va cuma akşamı CRR, Paco de Lucia ile sezona elveda diyor. CRR, hiç kapanmamalı. Yazın müzik dinlenmez mi sanki. Perde açık olmalı, sahne açık ve müzik devam etmeli.

_______________

İzmir. 26 Mayıs 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK