Başkaları

Amerika’da başkanlık yarışı ne olacak?
Ergenekon’da son durum ne?
Ekonomik Krizden Türkiye nasıl etkileniyor?
Aktütün’de neler oldu?

Türkiye’de birçok insan bu kısa zamanda tüm bunları konuşadursun. Bu konuların; sokakta, evde, balkonda kulağınıza muhakkak bir değmişliği vardır. İnsanların en azından bir fikri olduğunu duymuşsunuzdur. Oysa ben tüm bunlar yaşanırken Şanlıurfa’da hiçbirini duyduğumu hatırlamıyorum. Ben ki pek bir meraklıyımdır. Dikkat kesilirim hep sokağın sesine. O sesler benim penceremden de girecek diye beklerim. Ama hayır, Şanlıurfa’da kulağıma gelen ses yok. Peki neden?

İnsanların sonuçlarını bekleyip, merak ettikleri konuların, Şanlıurfa’da ses getirmemesi, neden olabilir? Bu derin sessizliği, sakinliği, ben hep yaşam telaşına bağlıyorum. Yaşamak için asgari koşulları sağlamaya çalışan insanların bunlara ayıracak pek zamanı olmamalı.

Peki, olmayınca neler oluyor? Hemen bu işi üstüne alınıp, kışkırtmaya çalışanlar çıkıyor. Madem hiçbir yerinden tutmadınız konunun, “en çok ben bağırıyorum, en çok ben haklıyım” diyenler türüyor. Bilirsiniz bu ülkede, aile içinde bağıran anne baba, siyasette bağıran siyasetçi hep haklı olduğunu savunur.

Ama bence insanlar bir konuya dikkat etmiyorlar. Açsanız, önünüzdeki servisin zarafeti, önemi yoktur. O tabağı önemli kılan tek şey doyuruculuğudur. Lezzeti pek önemsemezsiniz. Yemeğin öncelikli faydasına bakarsınız. İnsanlar da doymaya bakıyorlar.

Ve çoğu zaman bana öyle geliyor ki, şimdiye kadar hep ikinci planda kalmaktan ötürü, bu onların da sorunları değil gibi görünüyor insanlara. “Benimle ne lakası var” diye düşünüyor olmalılar. Şimdiye kadar hep bir şeylerden yararlanmak için asgari paylara maruz kaldıklarından, şimdi en asgari tepkiyi veriyorlar. Sessiz kalıyorlar.

Zaten konuşulabilecek tüm konu başlıklarına bir bakın. Her birinin bir ucu bir diğer rant kavgasına çıkmıyor mu? Belki bu yüzden kimsenin ekmeğinde gözü yok bu şehrin. Ona dokunmayı bile haram sayıyor. Zaten, Kürdü Türkü de fark etmiyor ki onun için. O zaten beraber yaşıyor. Aynı kaptan yemek yiyor. Birbirinin omzunda ağlıyor. Aile kuruyor. Çocukları beraber büyüyor. Yani tüm bu sesler, buraya bir gürültü gibi geliyor.

Çamurlu ayaklarıyla bir ülkeyi temizlemeye çalışanlar bir yana dursun, farkında değil misiniz, kimse televizyonlarda ki gibi yaşamıyor. Onu en çok üzen söylenenlerin aksine,  ikinci sayfa haberleri oluyor. Mehmet Bey’in evinde patlayan tüpe üzülüyor.  Sevgilisini bıçaklayan adama kızıyor. Hava sıcaklıklarıyla, ekmek fiyatlarıyla ilgileniyor. Haberler, tv dizileri başka başka kimlikler çizedursun, burada kimse dini, ırkı için birbirini vurmuyor.  Hor görmüyor. Onlar başkaları. Aidiyet kazanmaya çalışan, yapay kanıtlar yaratmaya çalışan başkaları.

Evet, doğru. Burada belinde silah taşıyan insan çok.  Bunun savunulacak bir yanı da olmayabilir. Ama ırkından dolayı kimseye silahını çeken yok. Buranın mutlak inançları var. Toprak ve toplumca onaylanmış namus için yapılıyor çoğu kavgalar.  Aile birliğinin kutsallığına inanılıyor, toprağın gerekliliğine. Buna ilkel etiket yapıştırıp, senaryolar yazanlar bilmez ki, dünyayı bilgisayar oyunlarının mantığıyla karıştırmaya çalışanlardan daha gerçektir burada barışlar da, kavgalar da.

Sözü sözdür, yaşayanlarının. Seçim vaatleri gibi eriyip gitmezler. Bu yüzden yeri geldiğinde ses verirler. Susmayı, yerinde konuşmayı erdem bilirler. İşlerine bakar, karın tokluklarını kar sayarlar. Çok konuşup bir şey yapmayan başkalarına alışık olduklarından, susup işlerine bakarlar. O başkalarına inat, bir başka yaşarlar. Bu yüzden olmalı, bir başka dünya gibi anlatılırlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.