Bakanlıktan ‘göller ölmüyor!’ yanıtı

BAKANLIĞIN ‘BİN GÜNDE BİN GÖLET’ PROJESİ
Bakanlığın haberimizin ardından yaptığı açıklamada, sözkonusu 25 göletin büyük sulama alanları dışında kalan tarım alanlarını modern metotlarla sulamaya açarak yer altı sularından aşırı çekimini önlemek maksadıyla başlatılan “1000 Günde 1000 Gölet” projesi kapsamında yeraldığı belirtilerek göletlerin sekizinin Burdur, üçünün de Isparta ili sınırları içerisinde olduğu ifade edildi.

GÖLETLER BURDUR GÖLÜNÜ ETKİLEMEZ
Planlanan göletlerin tamamının yapılması halinde toplam depolama hacimlerinin 12,05 hm³ olacağı bellirtilen açıklamada, “Burdur Gölü’nün normal şartlarda maksimum su depolama hacmi 7.408 hm3, bugünkü su miktarının ise 4.574,50 hm3’tür. Dolayısı ile yapımı planlanan 11 göletin yapılması halinde toplayacakları toplam su miktarı ile bu kadar büyük hacimli bir gölü etkileyemeyeceği açıktır” bilgilerine yer verildi.

Burdur Gölü’nün su seviye rasatlarının 1959’dan buyana yapıldığı kaydedilen açıklamada, ilk ölçümde göl su seviyesinin 851,32 metre olarak ölçüldüğü, bugünkü seviyenin ise 843,03 metre olduğunun altı çizildi.

‘GÖLÜN SU SEVİYESİNDE 1970’TEN BUYANA 14 METRE DÜŞÜŞ YAŞANDI’
Bu rasatların değerlendirildiğinde 1970 yılı Mayıs ayındaki göl su seviyesinin 857,56 metre ile en yüksek seviyesine ulaştığı vurgulanan Bakanlık açıklamasında, “Bu tarihten günümüze kadar göl su seviyesinde yaklaşık 14,50 metrelik bir düşüş yaşanmıştır. Havzada 1974 yılında Karataş Depolaması ve 1975 yılında Karamanlı Barajı işletmeye alınmıştır. Burdur Gölü’nde maksimum su seviyesine ulaştığı tarihten 1974 yılına kadar yaklaşık 1,5 metrelik bir düşüş meydana gelmiştir. 1974-1988 yılları arasında ise kayda değer bir düşüş gözlemlenmemiştir. 1988 yılından itibaren ise su seviyesinde hızlı bir düşüş meydana gelmiştir. Yine Burdur Gölü Kapalı Havzası’ndaki diğer göller olan Salda ve Yarışlı göllerinde de son 35-40 yılda Burdur Gölü ile aynı düzeyde çekilme olduğu bilinmektedir. Yarışlı ve Salda Gölü membaında işletmeye alınan bir proje bulunmamasına rağmen aynı seviye düşüşü bu iki gölde de mevcuttur” görüşüne yer verildi.

‘GÖL DAHA ÖNCE DE ÇEKİLMİŞ’
Burdur Gölü ile alakalı seviye ölçümlerinin DSİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşundan sonraki yıllara ait olduğunun altı çizilen açıklamada, daha önceki yıllarda henüz havzada hiç su kullanımı yokken Burdur Gölü’nün bu şekilde çekildiğinin yörede meskûn vatandaşlar tarafından ifade edildiği kaydedildi. Bu yönde tespit edilen en önemli kanıtlardan birinin Burdur-Senir Beldesi yolunun, gölün çekilmesi ile tekrar açığa çıkması ve kullanılmaya başlanması olduğu vurgulanan açıklamada, Burdur Karakent Köyü’ne ait tapulu arazilerin bir kısmının gölün maksimum su kotu altında bulunmasının, gölün daha önce de çekildiğinin bir göstergesi olduğu kaydedildi.

‘BURDUR GÖLÜNDEKİ ÇEKİLME DÜŞÜK YAĞIŞTAN’
Burdur Gölünde yaşanan seviye düşüşünün en önemli sebebinin yağışların düşük olması ve buharlaşmanın fazla olmasından kaynaklandığı belirtilen açıklamada, “Son yıllarda göl ve çevresi, ülkemiz ortalama yağış miktarının yüzde 40’ı oranında daha az yağış almaktadır. Gerek gölün tektonik oluşumlu bir göl olması, gerekse tarihte birkaç kez çekilme yaşandığı hususu dikkate alındığında gölde meydana gelen seviye düşüşünün yapılması öngörülen küçük ölçekli göletlere bağlanması doğru olmayacaktır. Diğer taraftan Burdur gölü C5S5 olarak adlandırılan tuz ve arsenik oranı oldukça yüksek olan bir sınıfta yer almaktadır. Bu sebeple sularının sulamada ve hayvancılıkta kullanımı mümkün değildir. Havzada gölü besleyen ve sulamada kullanılabilecek kalitedeki sular için gölet projeleri geliştirilmiştir. Böylelikle sulama suyu kalitesindeki sular yöresel talepler doğrultusunda vatandaşların hizmetine sunulmuştur” denildi.

KISA, ORTA VE UZUN VADELİ KİRLİLİĞİN ÖNLEMESİ PLANI
Haberde değinilen Eber Gölü için de Sulak Alan Yönetim Planı hazırlandığı vurgulanan Bakanlık açıklamasında hazırlanan plan neticesinde, gölün korunması, sürdürülebilirliğin sağlanması ve kirliliğinin önlenmesi hususunda önemli başarılara imza atıldığı ifade edildi. Gölün kurtarılması için Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun bizzat devreye girdiği dile getirilen açıklamada, “Akarçay Havzası Koruma Eylem Planı Projesi tamamlanmış, 2. Etap (2012–2016) çalışmalarına başlanmıştır. Akşehir–Eber Gölleri Sulak Alan Yönetim Planı olmak üzere eş zamanlı ve birbirini tamamlayan iki çalışma yürütülmektedir. Akarçay Havzası Koruma Eylem Planı; Akarçay Nehir Havzası’nda tespit edilen kirlilik kaynaklarının daha detaylı incelenmesi, özellikle mevcut durumda meydana gelen kirliliğin önlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, kısa, orta ve uzun vadede kirliliğin azaltılmasına yönelik tedbirlerin belirlenmesi maksadıyla hazırlanmıştır” ifadelerine yer verildi.

‘EBER GÖLÜNE 35 BİN SAZAN YAVRUSU BIRAKTIK’
Eber gölü ile alakalı Sulak Alan Yönetim Planı çerçevesinde göldeki su seviyesinin artırılması maksadıyla izinsiz olarak yapılan daimi veya geçici su çevirme yapılarının tespit edilerek kaldırıldığının altı çizilen açıklamada, “Gölde ekolojik dengeyi sağlamak maksadıyla balıklandırma faaliyetleri yürütülmekte olup 2010 yılında Eber Gölü’ne 35.000 adet sazan balığı yavrusu bırakılmış ve ayrıca köylerdeki yerel rehberlere, alandaki avcılık faaliyetleri hususunda eğitim verilmiştir. Gölde yaşanan kirliliğin önüne geçilmesi maksadıyla bölgedeki fabrikaların arıtma tesisleri denetimden geçirilmiş, master çevre temizliği planı çerçevesinde 21 Nisan 2011’de Afyonkarahisar’da Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin temeli atılmıştır. Ayrıca 2008 yılında Eber Gölü’nü, derelerle gelen çöplerden kurtarmak maksadıyla Afyonkarahisar İli Çevre Hizmetleri Birliği kurulmuştur. Takriben 8 milyon TL destek verilmiş ve böylece toplam 64 yerleşim yerinin bütün katı atıkları toplanarak bertaraf edilmeye başlanmıştır. Sultandağı ve civarı ile Akşehir’in katı atıklarını bertaraf etmek üzere de Akşehir ve Eber Gölleri Çevre Koruma Birliği tarafından katı atık düzenli depolama tesisin yapımı tamamlanmıştır. Yapılan çalışmalar neticesinde gölde su seviyesi yükselmiştir” denildi.

‘KOVADA ŞİKAYET ÜZERİNE KONTROL EDİLİYOR’
Haberde bahsi geçen Kovada Gölü Milli Parkı’nın ise mevcut durumda Isparta Merkez Mühendisliği tarafından idare edilmekte olduğu belirtilerek şu görüşlere yer verildi: “aynı zamanda Gölcük Tabiat Parkı, Kovada Gölü Milli Parkı, Yazılı Kanyon Tabiat Parkı, Gelincik Tabiat Parkı, Kasnak Meşesi Tabiat Koruma Alanı ve Başpınar Tabiat Parkı buraya bağılıdır. Mevcutta iki adet Orman Muhafaza memuru bu alanlardan sorumlu olup Kovada Gölü Milli Parkı’na da gerek periyodik olarak düzenli şekilde gerekse şikayet üzerine kontrol edilmektedir. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yeniden yapılanma sürecinde, alana yakın Eğirdir merkezde yeni bir milli park mühendisliği kurulacaktır.

MİLLİ PARK 2007’DE YAKILMIŞ
Alan içerisinde hiçbir şekilde yasal olmayan iş ve işleme izin verilmemekte olup gerek usulsüz otlatma gerekse orman kadastrosuna göre orman statüsündeki arazilerde yapılan işgal faydalanma olaylarına gerekli titizlikle yasal işlem uygulanmaktadır. Bununla birlikte saha içerisinde şahıslara ait tapulu özel mülkler de bulunmaktadır. Saha içerisinde iki adet anıt ağaç statüsünde bulunan çınar ağacı mevcuttur. Ağaçlara herhangi bir zarar gelmemiştir ancak alanda bulunan günübirlik kullanım alanı içerisinde ziyaretçi tanıtım merkezi 02.04.2007 yılında faili meçhul şahıslarca yakılmış olup ihale edilen proje çerçevesinde 2012 yılı sonuna kadar yeniden yapılacaktır.”

TAŞKIRAN: ‘YAĞIŞLAR AZALMADI, ARTTI!’
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın açıklamasını değerlendiren haber kaynağımız Orman Mühendisi Fatih Taşkıran, yağış azalmasını ortaya koymak için havzadaki yağışı yıllara göre değerlendirmek gerektiğinin altını çizdi. Burdur gölünü kurtarmak için yürütülen projede uzun süre çalışan Taşkıran, yağışların başka bir havza veya Türkiye ortalamasındaki artışla kıyaslamanın uygun bir yöntem olmadığını belirterek, SDÜ Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Erol Kesici’nin bölgede yaptığı çalışmalar ve meteoroloji verilerine göre Burdur gölü havzasındaki yağışlarda artış olduğunu kaydetti.

‘YENİ GÖLET YAPMAK ÇÖZÜM DEĞİL’
Bakanlığın, yapımı planlanan yeni göletler için yaptığı değerlendirmede göletlerin toplam kapasitesini gölün toplam hacmiyle kıyasladığının altını çizen Taşkıran, yapılması gerekenin; “kurumakta olan göle her yıl 12hm3 daha az su gelecek. Bugüne kadar da gölün kuruma sebebi yıllık su bütçesindeki yaklaşık 40hm3 su kaybı. Yani gölden 180hm3 su buharlaşırken göle giren toplam su miktarı 140 hm3 ve aradaki fark gölün yıllık su kaybı olan 40hm3 ve buna üçte biri olan 13hm3 açık daha eklenecek. Oysa yapılması gereken şey göle su girişini azaltacak yeni göletler yerine su girişini arttıracak uygulamalarla gölü kurtarmaya çalışmak. Göletlerin sekizi Burdur, üçü Isparta il sınırlarında ancak dediğimiz gibi 11’i de Burdur gölü havzası içinde yer alıyor” diye konuştu.

‘BURDUR GÖLÜ GÖZDEN ÇIKARTILMIŞ’
Burdur gölünün RAMSAR Alanı ve 2008-2012 dönemini kapsayan bir Sulak Alan Yönetim Planı olmasına rağmen bu politikalarla kurutulduğunu savunan Taşkıran, “zaten karar vericilerin ‘koruyacağız’ söylemlerine rağmen aldıkları kararlara baktığımızda durumu daha net görebiliyoruz. Geçtiğimiz günlerde Burdur Valiliği’nden yapılan açıklamanın satır aralarında belirtildiği üzere göl gözden çıkarıtlmış durumda. Eber ve Akşehir gölleri için yönetim planı yapılacak olması da Burdur’daki gibi gölü kurtarmayacaktır. Tam tersine stk’ları sürece dahil ederek oyalayacak ve binlerce lira parayı göstermelik işlere akıtacak. Öneğin Eber’i etkileyecek yeni sulama projeleri bunun göstergesi” görüşünü savundu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 5 =