Başkasının bahtında sürüklene sürüklene…

Senelerdir doğrultamadığı eğrisine el attı artık bu ülkenin muhafazakarlıkla imanına kadar sarmalanmasını istemeyen vicdan sahipleri.


Meydanlar artık yeniden moda. Taş gedik meselesinden en fazla anlayan sloganlar fora!
Ortalamanın oyuyla, çok başka bir yerde kendi halinde durması gerektiği halde Müslümanlığı, inancı düşürmedikleri ağızlarıyla iktidara gelen bu adamlar, bu memleketin külliyen o ortalamada akmadıklarını görmeliler.


Vaktiyle 12 Eylül’ün üzerinden toptan geçerek sindirdiği bireysel muhalefet, politik damar,  “Benim de diyecek iki çift sözüm var” diye kendini sokağa atmalar şimdi toparlıyor bedenini usul usul.


Bir geç kalmışlık var, besbelli. Bir şeyleri kaçırmış insanların “Zararın neresinden dönersen kardır” düsturuyla buldukları şehirde meydanlara sarılıyorlar.


Kolay değil, aynı anda hoyratça hırpalanan ruhlar, kendilerini tek tek iyileştirdiler. Bilirsin, alınmış yaraları örgütlemektir en zoru. Yara, acıdır nihayetinde; iyileşmeyi, biraz dinmeyi bekler.


TANRI’NIN GÖLGESİ


Şimdi şehirlerin meydanlarında, iktidarın ağzıyla giderek daha fazla muhafazakarlaşmasın diye bu ülke; sokakta erkekler, evde kadınlar sürgü üstüne sürgü çekmesin diye üstüne, daha fazla kadın çıkıyor çoluk çocuk, erkeklerle birlikte sokağa. Kar kırmızıya boyadıkları sokaklarda ellerindeki bayraklarla en başta, Çankaya’yı Müslümanlığa da, bu millete de tehlikeli olacak birinin “ele geçirmesine” karşı çıkıyorlar.


İktidarın yeni taktiği, çoktandır yedeğinde beklettiği koz cumhurbaşkanını halkın seçmesi… İnancından başka hiçbir şeyi olmayan, böylesi işlerine geldiği için başka da bir şeye sahip olmasına izin verilmeyen kitlelerden bir el daha alınır mı acaba?


Peşinde bir basın ordusuyla, koruma grubuyla takım taklavat camiye giden, eski yeni ne bulursa “Ya Bismillah” deyip kurdeleye makası çalan, balkonlarda filan namaza duran, başı kapalı kadınları tercih eden, üst dudak üzerinde ne eksilen ne çoğalan bir bıyıkla dolaşan (‘badem’ miydi o?) iktidarları, Tanrı’nın yeryüzündeki yansıması mı sanar eskiden kalma bir alışkanlıkla Müslüman topluluklar acaba? O yüzden mi iktidardaki şahıslar, bizatihi kendileri insanların gözünü kör eder?


Ne yaptığından çok muktedirin karizmasıyla ilgilenen, onun “fotoğrafını” beğenip başka her şeye gözünü kör eden milletler, bu hastalıklı geleneğin lanetiyle iflah olmazlar.


ÇİZGİDEN ŞAŞMADAN


Zamanında ezilen solun yokluğuyla terbiye oluyor şimdi bu ülke. Çocuğunun elinden tutup meydanlara akarken şimdi insanlar, “Birleşin!” diye bağırdıkları solu da içlerine sindiremiyorlar aslında. Çünkü o sol, kimseye net ve kuvvetli bir şey söylemiyor. İktidarın belirlediği gündemin etrafında, sol ideolojinin derdi olan ne varsa yine bir kenara koyarak, başkasının bahtında… Sürükleniyor… Sürükleniyor…


emredasar@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.