Barış, güzel çiçeğim…

DÜŞÜNCEMİN BAHÇESİNDEN
KOPARMAK İSTEDİLER BARIŞ ÇİÇEĞİMİ
SULAMAK İSTEDİM
YEŞERTMEK İSTEDİM
İZİN VERMEDİLER
KURUDU BARIŞ ÇİÇEĞİM…
DÜŞÜNCEMİN BAHÇESİNDE
HOYRAT ADIMLAR GEZİNMEYE BAŞLADI
ÇİÇEKLERİME YABAN ELLER UZANMAYA
ÇİĞNENDİ DAHA BOY ATAMADAN FİDANLARIM
AÇAMADAN SOLUVERDİ TOMURCUKLARIM…
ŞİMDİ YELLER ESİYOR DÜŞÜNCEMİN BAHÇESİNDE
NE FİDAN BİTİYOR
NE TOHUM YEŞERİYOR ARTIK
DÜŞÜNCEMİN BAHÇESİNDE ŞİMDİ
YAKLAŞAN BİR FIRTINANIN
ADIMLARI KOL GEZİYOR…

Barış, güzel çiçeğim benim; gün be gün solduğunu görüyorum gözlerimin önünde, içim acıyarak izliyorum yok oluşunu… Güçsüz hissediyorum kendimi, çok güçsüz hissediyorum…

“Neden!!!  biz bu kadar yetersiz miyiz” diyorum sonra;  “hem de sayımız bu kadar çokken  barışı isteyenler”

Toprağını su yerine kanla suluyor birileri… o canavarlar, bir avuç; Bunun için boynun bükük, bunun için umutsuzsun, soluk alamıyorsun biliyorum;

Barış güzel çiçeğim benim, ışığını kapatmış güneşinin birileri, kan ve barut kokan bulutlar görüyorum önünde… Çıkmak istiyorsun aydınlığa, bir tutam çalmak güneşten, bir tomurcuk olabilmek; Sonra tohuma dönüşmek, toprağa düşmek ve yeniden kök salmak tüm evrene…

Ama izin vermiyor birileri, o canavarlar, o kana susamışlar… Tanklarını, uçaklarını sürüyorlar üzerine, gözleri kan bürümüş rambolarını; bombalar yağdırıyorlar…

Kan ve barutun dansı başlıyor  yeniden ve yeniden …

Bizler seni çok mu yalnız bıraktık ne; barış, güzel çiçeğim… Küs müsün yoksa bize, kırgın mısın?!… Aslında haklısın, ne kadar kırılsan haklısın, böyle oturup beklediğimiz, seyirci kaldığımız için gün be gün yok oluşuna…

Evet değerli okurlar, barış bugün küs bizlere ve küsmekte de çok haklı… Herkes kendi adına düşünsün bir, bugün barış için ne yaptığını, tek bir çakıl taşını bile yerinden oynatıp oynatmadığını bu uğurda…

Ama bu arada bazılarına haksızlık yapmayalım; Evet bazıları hala  barışa inanıyor ve “biz ne yapabiliriz ki” demeden, küçük adımlarla dev umutlarla yürüyor barışa doğru…

15 Temmuz’da Adana’dan başlayan bu yürüyüş 45 gün sürecek ve 1 Eylül’de İstanbul’da Dolmabahçe sarayının önünde son bulacak. ‘Yurtsever Cephe’ olarak başlatılan bu yürüyüşte meşaleyi elinde tutansa, eski bir komutan, bugününse barış severi, yurtseveri, Murat Papuç…

Bu yürüyüşü kimin başlattığının bir önemi yok zaten, bu yürüyüşün ne adına, ne amaçla yapıldığı önemli…

Yürüyüşün güzergahını öğrenmek isteyenler,  www.sol.org.tr ve www.tkp.org.tr  den gerekli bilgileri alabilirler. Ve isterlerse kısa bir sürelik bile olsa bu yürüyüşe katılabilirler.

Küçük bir çakıl taşı olurlar böylece barış için oluşturulan bu umut yolculuğunda…

Daha da önemlisi, bugün ben barış için ne yapıyorum diye kendilerine sorduklarında, yüzlerini gülümsetecek bir cevapları olur katılanların…

 

* Yrd. Doç.Dr. İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here