Barış Konferansı başladı

Barış Konferansı başladı

0
PAYLAŞ

Uluslararası Barış Konferansı başladı. Barış Derneği’nden Zuhal Okuyan’ın açılış konuşmasının ardından Petrol İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın bir konuşma yaptı.

Öztaşkın’ın konuşmasında “Emperyalist rekabet ve paylaşım savaşı, dünyayı giderek yaşanmaz hale getiriyor. İnsanlığın ortak tüm değerleri yok ediliyor. Savaşlar, işgaller ve emperyalist müdahalelerle dünyamız orta çağ karanlığına sürükleniyor. Bu karanlık tablo, sermayenin çıkarları için gündeme getirilen piyasacı saldırılardan ayrı düşünülemez. Emperyalizm, savaş ve işgal politikalarıyla yıkım getirirken arkasından dayattığı piyasacı reformlarla daha büyük bir yıkımın önünü açıyor” ifadelerini kullandı.

Emperyalist saldırganlığın en önemli boyutunu kaynak savaşlarının oluşturduğuna dikkat çeken Öztaşkın, “Başta petrol olmak üzere enerji kaynakları üzerinde hakimiyet kurmak isteyen emperyalist güçler ve tekeller, kendi kirli amaçları için birçok coğrafyayı yeniden şekillendirmeye çalışıyorlar” dedi.

Petrol-İş Sendikası’nın Şubat ayında gerçekleştirdiği Başkanlar Kurulu’nun sonuç bildirisinde Suriye’yle ilgili yer alan ifadeleri hatırlatan Öztaşkın, “Komşumuz Suriye’de iki yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmalar artık bir savaşa dönüşmüştür. Emperyalist güçler Libya’da olduğu gibi, Suriye’de de bir rejim değişikliği peşindedir. Bölge halkını ve barışını tehdit eden bu gelişmeler karşısında taraf haline getirilen Türkiye, Suriye konusunda adeta emperyalizmin sözcülüğüne soyunmuştur. Türkiye topraklarına önce NATO Füze Kalkanı kurulmuş, ardından muhalefetin ve kamuoyunun itirazlarını görmezden gelen hükümetin talebiyle sınıra Patriotlar yerleştirilmiştir. Hükümet, Suriye konusunda aldığı kararları gözden geçirmeli, sorumlu, bağımsız ve barışın tesis edilmesini hedefleyen bir dış politika hattı izlenmelidir. Suriye ve Ortadoğu’ya barış, NATO füzeleriyle değil bölge halklarının özgür iradesiyle gelecektir” dedi.

Dünya Barış Konseyi adına açılış konuşmasını yapan Socorro Gomes sendika ve emek örgütlerinin bu dayanışmada önemini vurgulayarak Öztaşkın’a teşekkür etti. Gomes emperyalist savaşa karşı bir dayanışma sergilemek ve birlik yaratmak için burada bulunduklarını belirtti. Gomes “Suriye’de kardeşlerimizin yaşadığı trajediye karşı tek başına ayakta durmak yeterli değil ancak burada sizlerle birlikte olmak büyük bir onur dedi. Gomes Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombaların verdiği zarar ne ise, bugün Suriye’de olanların verdiği zararın da o kadar olduğunu, İkinci Dünya Savaşı sonunda emperyalizmin geliştirdiği kirli siyasetin, oyunların hayatı o zamana göre daha tehlikeli hale getirdiğini söyledi. Emperyalizmin sonlanması için bu konferans sonunda barış mücadelesi verenlerin kendi silahlarını kuşanacaklarına inandığını söyleyen Gomes, barışı yıkmaya çalışan Nato’ya karşı bu birlikteliğin önemli olduğunu söyledi. ABD ve AB’nin işine gelmeyen ülke başkanını öldürdüğüne, istediği yeri işgal ettiğine, insanlara ve doğaya zarar verdiğine değinen Gomes, Suriye’de yaşananlara dair yaratılan bilgi kirliliğinin karşısında, insanlara doğru bilgi aktarmak gibi bir görevleri olduğunuda belirtti.

Gomes; “Ancak doğru haberleri yansıtabilirsek, savaşın gerçek yüzünü yansıtabiliriz. Bu savaş ülkeyi iki ayrı kamplaşmaya sürüklüyor. Bir tarafta kökeni İsrail ve ABD olan, kendine isyancı diyen grup diğer tarafta da bizim grubumuz var. Bizim grubumuz boyunduruğa direnen, emperyalizme baş kaldırarak, göğsünü geren gruptur. Medya’nın suçladığı grup, aynen Chavez’e, Fidel’e, Küba’ya, Irak’a ve Fİlistin halkına yaptıkları muamele gibi. Bu kirli medya sesini yükseltiyor, savaşın kurbanlarını şiddetin sebepleri gibi gösteriyorlar. Emperyalizm bu oyunlarla kendi şiddetini uyguluyor. Ancak birleşerek güçlü bir sesle bunu durduracağız. Uzun bir yürüyüşün kurucularıyız burada. Emperyalizmin saldırttığı paralı askerlere karşı hep birlikte dur diyeceğiz. Kardeşliğimizi güçlendiren kahraman Suriye halkını selamlıyoruz!”

Barış Konferansı İlk Oturum: “Barış kavramı ve anti-emperyalist mücadele”

“Barış” her zaman tartışma konusu olmuştur. Sömürgeci ve emperyalist güçler, gerek tarihte gerekse günümüzde militarist ve yayılmacı politikalarına mazeretler üretmeye ve geri kalmış ya da ilkel yerli halkların tehditleri karşısında barışı koruduklarını iddia etmeye devam ediyorlar. Bu gelenek şu anda, “insani müdahale” ya da “şer ekseni” dedikleri kimi devletlere yönelik ithamlar, islamofobi, sözde küresel teröre karşı savaş türünden başlıklar altında varlığını sürdürmeye devam ediyor. Dünya Barış Konseyi, barış mücadelesinin esasen emperyalizme karşı mücadele olarak tarif etmektedir. İstanbul’daki konferansın ilk oturumunda, barış kavramı ve barış mücadelesiyle ilgili güncel gelişmeler tartışıldı.

Iraklis Tsavdaridis (Dünya Barış Konseyi)

Dünya Barış Konseyi adına ilk konuşmayı yapan Iraklis Tsavdaridis emperyalizmin kanlı savaşlarına karşı güçlü bir antiemperyalist mücadele verilmesi gerektiğini, Dünya Barış Derneği olarak Suriye halkının ne sıkıntılar yaşadıklarını bildiklerini ve bunu durdurmak için mücadele edeceklerini söyledi. Tsavdaridis Filistin’e yapılanların bir son bulmasının ve bağımsız Filistin’in ilan edilmesinin gerekitğini ve İstrail’in artık bu şekilde devam etmesinin önlenmesi gerekitğini vurguladı. Batı’nın patirot füzelerini Türkiye’ye yerleştirdiğini, sürekli dışarıdan asker ve silah taşındığını, bir de buna devrim dendiğini söyleyen Tsavdaridis, bu medyanın patronlarının demokrasi ve insan anlayışlarını bildiklerini, aynı medyanın Bahreyn ve Libya’da aynı şeyleri söylediğini anlattı. Bu filmi daha önce de izlediklerini söyleyen Tsavdaridis, Yugoslovya ve Irak’ı kimsenin unutmaması gerektiğini, konferansların ve beyanların yeterli olmayacağını, bunları ortaya çıkaracak eylemlerin yapılması gerektiğini söyledi. Emperyalizmin daha da keskinleştiğini vurgulayan Tsavdaridis silah satışlarının ve yapımının rekora gittiğini, yeni etki alanları yaratılmaya çalışıldığını, dün TTB ziyaretinde debelirtildiği gibi insanların nasıl suya ekmeğe ihtiyacı varsa, küresel sermayenin de savaşa ve sömürmeye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Tsavradis bunları yaratan güçlerle savaşmak gerektiğini, Nobel ödülleri dağıtarak bunları saklayamayacaklarını, bütün bunlara güçlü birleşmiş bir antiemperyalist cephenin karşı olabileceğini söyledi. Tsavradis bundan sonra dünyanın her yerinde ortak koordinasyonların yapılması ve eylemlerin düzenlenmesi gerekir dedi.

– Dave Webb (Uzayda Nükleer Güce ve Silahlanmaya Karşı Küresel Ağ)

Dave Webb dünyanın emperyalist çıkarlar ve silahlanma uğruna bu durumda olunduğunu, savaş makinelerinin üretimi ve satışının denetlenmesi gerektiğini, medyanın gerçekleri yansıtmadığını, uzay teknolojilerinin kullanımının gerçekten korkunç hale geldiğini belirtti. Dave ayrıca “ABD yönetimindeki uydular binlerce kilometre öteden sivilleri öldürüyor. Newyork, Melburn gibi büyük kentlerde toplantılar yapıp buralardan insanların bir dayanışma bağı kurmasını sağlıyoruz. Bu çok önemli. ABD uzay teknolojilerinin gelişmesi ile dünyanın birçok yerine silah ve üs yerleştiriyor. Bunların barış adına yapıldığı söylense de bu şekilde Rusya ve Çin’den tepki topluyor. Söz konusu barış için çalışma yapılması ise insanlık bunun için herkesten daha güçlüdür. Küresel çatışmanın en büyük sebebi nükleer silahlanma artışı ve iklim değişikliğidir. Bu iki sebep de insanlar tarafından yapılmaktadır.” dedi. Konuşmasında gezegenin geleceği için insan eliyle yapılan saldırılara karşı küresel birleşme gerektiğini vurgulaya Webb barışı ve güvenliği sağlamanın önemli olduğunu, bunu akademik alanda, siyasi alanda her yerde geliştirmek ve arttırmak gerektiğini söyleyerek sözlerine son verdi.

– Marjory Cohn (Uluslararası Demokratik Hukukçular Birliği)

Marjory Cohn sözde koruma sorunu doktirininden bahsederek Suriye’de ki saldırıların gerçek sebebinin bu doktrin olduğunu belirtti. BM kararı ile askeri seferberlik ilan edildikten sonra Libya’da yaşananların neler olduğunu hatırlatan Cohn koruma doktrinin her ülke nüfusunu koruma sorumluluğunda olduğunu ama bunun uygulanmadığını ve bir iki yüzlülük yaşandığını söyledi. Cohn ABD emperyalizmi sebebiyle 2008’de binlerce Filistinli’nin öldürüldüğüne dikkat çekti. Cohn “Aynı şekilde Kaddafi’nin gitmesi için her şey yapıldı. Küba BM meclisinde bu doktorini şu şekilde sorgulamıştı “Kim kimi ne için koruyor? Stratejik kararlar doğrultusunda mı? Kimin nasıl korunacağına kim karar veriyor?” Bu soruların haklılığı unutulmamalı.Eşitsizlik yapısal şiddeti ortaya çıkartmaktadır ve barış yoksulluğun ve açlığın olduğu bir yerde olamayacaktır.” dedi. Cohn sözlerini dünyanın nükleer silahlanmadan arınması gerektiğini ve barış için birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak bitirdi.

– Agneta Norberg (İsveç Barış Konseyi)

Bir anaokulu öğretmeni olduğunu anlatarak başlayan Agneta Norberg Dünya şeklindeki topu göstererek; “Ben 7 yaşından küçük çocuklar ile çalışıyorum ve onlara ilk olarak bu dünya üzerindeki uyduları anlatıyorum. Bu uydular savaşların çok önemli bir parçası. Bunlar ABD’nin uyduları ve amaçlanan Rusya ve Çin’i sıkıştırmak” dedi.

Norberg İsveç’in dünyadaki rolünün 180 derece değiştiğini, bir tür küresel barış aktörü iken bunu bıraktığını ve savaş için asker eğitilen bir yer haline geldiğini söyledi. İsveç’in kuzey kısmının savaş test sahası olarak kullanıldığını, 2007’de iki hafta boyunca havanın uçaklarla dolduğunu daha sonraki tarihlerde de bu gibi çalışmaların devam ettiğini belirtti. Hükümetin İsveç hava, kara ve su sahalarının 3’te birini savaş sahası olarak kullandığını anlatan Norberg buna 18 ülkenn katıldığını, 2009 yılında 1000 askerin tatbikat için aylarca sahaları kapladığını, ancak medyanın sessiz kaldığını, kendisi gibi insanların meraklanmaya başladığını söyledi. Bu tatbikatlar sonucunda 7 Norveçli askerin öldüğünü, ölümler olmasa bu durumdan haberdar dahi olmayacaklarını anlatan Norberg, 16.500 askerin Rusya’ya karşı eğitim gördüğünü söyledi. Norberg Pentegon’un “Bir ülkeyi nasıl işgal edersiniz” adlı broşüründen bahsetti ve ABD’nin geleneksel yöntemler haricinde planlarını komutanlara dağıttığını ve bunun bir sır olmadığını söyledi. 1983 yılında kendisine Libya ve Suriye’ye bu kadar yakın oturmaktan korkmuyor musunuz? diye sorduklarını anlatan Norberg şimdi bunu neden dediklerini anlıyorum, barışı getirmek için gerçek yüzlerini açığa çıkarmak gerektiğini söyledi.

Manfred Ziegler (Frankfurt Dayanışma Komitesi)

Almanya’nın küresel gücünü yitirdiğini, ABD’nin emperyalizminin düşüş yaşadığını, söz konusu planlarda sadece Suriye’nin değil, İran’ın da bağlantılı olduğunu söylen Manfred Ziegler bu olanların sözde Arap Baharı’nın sonucu olarak gerçekleştiğini söyledi. Ziegler sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de ortaya çıkan bazı sorunlar vardı ve insanlar bundan rahatsızdı. Emperyalizm ise bunu kendi çıkarları için kullanarak Suriye’ye müdahele etme zemini yarattı. Biz Suriye’yi emperyalizme karşı savunurken hangi Suriye’nin savunulduğuna dikkat etmek gerekmektedir.” Almanya’nın teröristlere para ve silah yardımı yapmayı bırakması gerektiğini söyleyen Ziegler; “Umarım iki üç yıl içinde barış konferansını Şam’da” yaparız diyerek sözlerini bitiridi.

– Cathy Goodman (Amerika Birleşik Devletleri Barış Konseyi)

“ABD’nin CİA ile birlikte ÖSO’yu nasıl yetiştirdiğini, daha önce Afganistan, Somali ve daha bir çok yerde terörist yetiştirmek için harcanan milyon dolarları biliyoruz.” diyen Goodman, ABD’nin kimsenin erişemediği insanları alarak yetiştirdiğini, bu insanları çok kolay manipüle edebildiğini söyledi. Bu insanlara daha sonra Suriye Ulusal Konseyi adı verilerek meşrulaştırabileceğinin düşünüldüğünü söylendi. Goodman 1997 yılında yeniAmerika için yapılan çalışmaları ve planlara da değinerek daha karışıklıklar çıkmadan haritaların çizildiğini ve bunların dönem dönem değiştiğini söyledi. ABD’nin sınırları kendi istediği gibi çizdiğini belirten Goodman, diğer ülkelere yapılan saldırıların altında her zaman NATO ve ABD çıkarları bulunduğunu söyledi.

– Irene Eckert(Barış Politikası için Çalışma Grubu)

İki büyük savaşı başlatan bir ülkeden geldiğini söyleyerek sözlerine başlayan İrene Eckert, AB ve ABD’nin birbirinden farksız olduğunu, gelecek günlerde de insanları zor günlerin beklediğini söyledi. Eckert “Yurt dışından askeri müdahaleye hayır, bu güzel Akdeniz ülkesinin istismar edilmesine hayır. Onların terörist ve katil olduğunu biliyoruz. Egemenlerin ülkelerin iç işlerine müdahale etmesine, NATO’ya hayır. Hiçkimsenin kendi arka bahçesiymiş gibi ülkelere sillah ve militan doldurmasını istemiyoruz. Neoliberal politikalar, stratejiler halkları kötü etkiliyor, savaşa sürüklüyor. Milyonların savaşa değil, barışa harcanmasını istiyoruz. Barış bütçesi istiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

BİR CEVAP BIRAK

19 − sixteen =