Barış tek yoldur

Barış tek yoldur

0
PAYLAŞ

Artık hiç kimse aksini düşünmüyor. Ucu çokça bize dokunacak Üçüncü Dünya Savaşı başladı. Dünya için açıklamayı kim ne zaman yapacak bilemiyorum ama, bizim için savaş, Hava kuvvetleri komutanının, “hava kuvvetlerimiz orta yoğunlukta bir savaşın içinde” açıklamasıyla resmiyet kazandı.

Rusya ve Çin dünyayı paylaşım savaşı olarak kabul edilmesi gereken Üçüncü Dünya Savaşı’nda yerini aldı. Taraflar netleşmeye başladı. Bir tarafta ABD, Avrupa, Türkiye, Arabistan, Katar vs. var. Diğer tarafta Rusya, İran, Irak, Suriye, Çin var.

Türkiye yıllardır PKK ile sürdürdüğü sürtüşmeden dolayı savaşın dışında kalamıyor. Savaşın tam da ortasında. NATO üyesi olarak tarafı da belli.

Üçüncü Dünya Savaşı dünyayı paylaşım savaşıdır. Tıpkı birinci ve ikinci dünya savaşlarında olduğu gibi. Birinci Dünya Savaşı’nın temel nedeni teknolojik değişimdi. Teknoloji petrole dayalı yeni enerji kaynaklarına geçiş imkanı vermeye başlayınca, petrol kaynaklarının paylaşımı Birinci Dünya Savaşı’nı çıkardı. İkinci Dünya Savaşı’nda ise atom teknolojisinin dönüşümünün getirdiği paylaşım, daha doğrusu güç savaşı yaşandı. 21. yüzyılda ise nano-teknoloji savaşı yaşanıyor. 21. yüzyılın endüstrisi şekilleniyor. Bu şekillenme bir değişimden çok büyük bir dönüşümün habercisi olmayı sürdürüyor. Üstelik sadece teknolojik bir dönüşümden değil, aynı zamanda yapısal bir dönüşümden söz ediyoruz. Sanayi devrimi sonrası oluşan sistemin bu dönüşüme dayanması zor. Bu ayan beyan ortada.

Savaşın nedeni de çok net ortadadır. Beden emeğine olan gereksinimin giderek azalacağı 21. yüzyılda, mevcut para sermayeli sistem çökerken, yeni güçlerin kimlerin elinde olacağının savaşı yaşanmaktadır. Paylaşım savaşının hemen ardından bekletilen yeni teknolojiler piyasaya sürülecek, bir çok iş sahası kapanacak, yeni iş sahaları açılacak ve dünya ekonomisi şekillenmeye başlayacaktır.

İnsanlık dışı çözümlerin düşünüldüğü, üretildiği pek çok senaryo şimdiden hazır.

Bundan sonra hangi senaryonun gerçekleşeceğini göreceğiz.

Peki ne yapacağız?

Doğayı, insanı ve çevreyi temele alan ilke ve değerleri içeren yeni bir sistem oluşturacağız. Buna mecburuz. Bu dünyada yaşamak istiyorsak doğayı, insanı ve çevreyi korumaya mecburuz.

Umutsuz değilim. Aksine umutluyum.

İnsanlık tarihinde, insanlaşma süreci anlamında hiç bu kadar hızlı bir dönüşümün içine girilmediğini düşünüyorum.

Yanlış anlaşılmasın. Barış söylemi yapmıyorum. Çünkü “barış” dediğimizde aslında “savaş” gerçeğini doğuruyoruz. Eğer barıştan söz ediyorsak ortada bir savaş olduğu için söz ediyoruzdur.

Terörün, şiddetin, savaşın hüküm sürdüğü dünyayı dönüştürmenin tek yolu barışı alışkanlık haline getirip zihinlere yerleştirmekten geçiyor. Bunu kişisel olarak gerçekleştirebilirsek, toplu bilinç harekete geçecektir. Bizler dünyada görmek istediğimiz değişimin ta kendisi olmalıyız.

Barış önce bizim kendi içimizde başlamalı, sonrası kolay.

Yani biz değişirsek, dünya değişecektir.

Kendi içimizde huzura ulaşırsak tüm dünyaya barış kendiliğinden gelecektir.

Barış ne zaman mı gelir?

Ne zaman ki “onlar ve biz” olmaz, işte o zaman…

“Onlara karşı biz” mantığı ikiliğin, yani düalitenin bir ifadesidir. Düalite mutlak ve nihai değerlere değil iki zıt kutubun varlığına inanır. Düalist bir dünyada barış yoktur. Düalist bir dünyada insanlar iki kutupta yaşarlar. Yaratıcılılık yoktur, alternatif üretme yetenekleri körelmiştir. Nietszche’nin dediği gibi eğer uzun süre bir canavara bakarsanız siz de canavar haline gelirsiniz.

“Kötüye karşı iyi”, “karanlığa karşı aydınlık” söylemleri ilk başta masum görünse bile ikilik durumudur. Sizi zıttınızla var eden her şey de ötekileşme vardır. Bu da savaşın ana nedenidir.

Barış dualitenin ötesine geçmekle mümkün olabilir.

Tam da şimdi okumamız gereken bir kitaptan söz edeceğim sizlere…

Mahatma Gandi’nin “Barışa giden bir yol yoktur. Barış tek yoldur” sözünü kitabının adı ve giriş cümlesi yapan Deepak Chopra’nın “Barış Tek Yoldur” kitabını bugünlerde hepimizin okuması, okuyanların da tekrar tekrar okuması gerekiyor.

BİR CEVAP BIRAK