Barışa semah dönmek

Darda olanın gözü Hızır’ın yolundadır. Hızır içimizdeki dayanışma ve hak arama gücüdür. Mazlumun ve mağdurun yanında durma halidir. Dayanışmadır. Hak aramadır.

Hızır ayında, adaletsizliği ve zulmü gören binlerce göz gönülde birlendi. Söz ve ikrar ile bir olup, asimilasyona, ayrımcılığa ve savaşa karşı Hızır’ı barış için çağırdı. Çünkü Hızır sadece barış için ve darda olanla dayanışmaya gider. Hızır savaşın değil, barışın, zalimin değil, mazlumun yanındadır.

Britanya Alevi Kültür Merkezleri ve Cemevleri 16 Şubat’ta, Hızır ayında, Londra’nın ünlü meydanı Trafalgar Square’de “Demokratik, Laik Bir Türkiye İçin, Ayrımcılığa, Asimilasyona ve Savaşa Hayır Mitingi’’ düzenledi. O gün her binlerce can, gücü, hükmetmek için kullanan AKP iktidarına karşı, Hızır olup, gücünü, adalet ve hak arayışı için kullandı.

Trafalgar, canların, semahıyla, bağlamasıyla, muhabbetiyle, hak ve eşitlik aşkına bir Cem’e ev sahipliği yaptığı meydana dönüştü. Mehmet Turan Dede’nin açılışta “bütün evren Semah döner, aşkından güneşler yanar, aslına ermektir hüner. Aslına ermeye çalışanların evrensel kardeşliğidir Semah. Barışa açılan milyonlarca kucaktır, Semah” diyerek, kırk can barış için semaha durdu. Semah dönenler güvercinleri barışa uçurdular. O gün savaşa, ayrımcılığa ve asimilasyona karşı kendileri Hızır oldular.

AKP hükümetine seslenen, İngiltere Cemevi Başkanı İsrafil Erbil “Başbakan Alevilere yönelik ayrımcılık, nefret söylemiyle yarattığı kutuplaşmaya durdurmalıdır. Suriye’de savaş çığırtkanlığına ve Kürt sorunun çözümünde istismara son vermeli” çağrısıyla, adalet arayışının devam edeceğini haber verdi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker’in, “Avrupa’daki hak temelli mücadelemizi ve hukuksal kazanımlarımızı ‘bölücü mezhep yapılanması’ olarak, itibarsızlaştırmaya çalışan Başbakan eşit haklar mücadelemizi engelleyemeyecek” değerlendirmesi, aslında Avrupa Alevi örgütlenmesinin demokratik kazanımlarının, Türkiye’yi etkilemesi karşısında AKP hükümetinin çaresizliğini göstermektedir.

AVRUPA’DA TANIMA, TÜRKİYE’DE AYRIMCILIK

Aleviler, ne imtiyaz, ne ayrıcalık ne de ayrımcılık istemiyor. Gasp edilmiş ve kendilerine ait olan inanç özgürlüğü hakkını talep ediyorlar. Devletçe benzetilmek değil, tanınmak istiyorlar. Avrupa’da ve Türkiye’deki yaşayan Alevilerin talepleri özü itibariyle demokratik, insan hakkı ve eşitliktir.

Alevilerin itirazı Türkiye’deki adaletsizliğe, ayrımcılığa ve asimilasyonadır.

Almanya ve İngiltere okullarında Alevilik dersleri bir hak ve Alevi kurumlarınca verilirken, Türkiye’de Alevi çocuklarına zorla Sünnilik din dersi vererek asimile etmeye itirazdır.

Türkiye’de Alevilik inkâr edilirken, Avrupa ülkelerinde Alevilik resmi olarak tanınmaktadır. AKP hükümeti cemevlerine “ibadet yeri değil” “ucube” ve ”cümbüşevi” gibi ayrımcılık ve nefret diliyle yaklaşıp “Aleviler camiye gelsin” çağrısı yaparken, Avrupa’da cemevleri resmen ibadet yeri olarak kabul edilmiştir. İtiraz bunadır.

Türkiye’de Alevilik ve Aleviler “tehdit” ve “güvenlik” algısı üzerinden tartışılırken, Avrupa’da laiklik ve inanç özgürlüğü ekseninde bir dini topluluk olarak, çok inançlı hayata kendi kimlikleriyle katılıyor. Başbakanın Avrupa’daki Alevileri “bölücü mezhep” olarak görmesinin iki nedeni var; Birincisi Osmanlı’dan beri süre gelen Alevifobia. İkincisi ise, Alevilerin laiklik ve inanç özgürlüğü ekseninde Avrupa’daki kazanımlarından rahatsız olmasıdır. Çünkü Alevi taleplerinin Avrupa ülkelerinden resmen kabul edilmesi, Başbakanı kızdırmakta ve Türkiye’ye demokrasi ve insan hakları dersi verdiği için “kötü” örnek olmaktadır.

ALEVİLER HAK ARAYIŞINDA

Türkiye’den Avrupa’ya yayılan mitinglerinin hedefinde “Eşit Haklar ve Eşit Yurttaşlık” mücadelesi vardır. Avrupa’daki kazanımlar, demokratik haklar, insan hakları hukuku ve eşitlik ilkesinin gereğidir. Alevi kurumlarını bu nedenle, “bölücü mezhep” diyerek itibarsızlaştırma girişimin kendisi, AKP hükümetinin demokrasi, laiklik ve inanç özgürlüğü ile barışık siyasete olan itirazının ve mesafesinin de kanıtıdır.

AKP gerçek laiklik ilkesiyle barışık ise; CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün “15 Şubat’ın Aleviler için Hızır Bayramı olarak tanınması ve tatil edilmesi” için sunduğu Kanun teklifi ile “Cemevlerin ibadetyeri olarak resmen tanınması” talebini, Ulemaya değil, hukukun evrensel ilkelerine bakarak adım atabilir.

FOTOĞRAFLAR (Faruk Eskioğlu)

İLGİLİ HABER: Londra’dan Erdoğan’a kırmızı kart

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here