Barajlarla Türkiye batağa saplanıyor!

BARAJLAR, ‘İHANET PROJELERİ’ Mİ

Naci Özen, Artvin Yusufeli’li bir inşaat mühendisi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, Kadir Topbaş’ın ekibinde çalışmış. Memleketi olan Artvin’in Yusufeli ilçesinde inşa edilen barajdan dolayı boşaltılacak olan ilçenin yeni yerleşim yerinin oluşturulması için bölgeye giden Özen, kendi elleriyle proje hazırlayıp ilgililere sunmuş. Ancak Özen Yusufeli Barajı konusundaki detayları inceledikçe şaşırtıcı gerçeklere ulaşmış ve bunları Başbakan Erdoğan’dan tutun da ilgili bakanlara, bürokratlara paylaşmış. Bölgede inşa edilecek barajları kapsayan Çoruh Enerji Palanı’nın bütününü de mühendis olarak inceleyen Özen, kendi deyimiyle bu projelerin birer “ihanet” projeleri olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldığını söylüyor.

‘MESLEK YEMİNİ ETMİŞ SADE BİR MÜHENDİSİM’

Yetkililere yönelik girişimlerinden sonuç alamayan Özen, yıllarca çalışıp derlediği bilgileri bir kitapta toplayarak Türk kamuoyunun gündemine taşımayı, “ihanet projeleri” konusunda başta aydınlar olmak üzere halkı bilgilendirmeyi hedeflediğini anlatıyor. “Kusursuz Enerji (!) Planı” adını taşıyan kitabı hakkında bir çağrı yapan namı diğer Yurttaş Mazlum Çoruh, hiçbir siyasi parti veya derneğe üye olmadığını, diplomasını alırken yemin etmiş sade bir mühendis olduğunun altını çiziyor.
Böyle bir girişime başlama nedenini, “ailemden aldığım terbiye, ettiğim yemin; meslek ahlakım ve değişmez ilkeleri zorlamıştır” diye açıklayan Özen, suyun enerjisinden doğru ve güzel plan ve projelerle elektrik üretilmesine karşı olmadığının da altını çizerek “sadece yurttaşlık görevimi yapıyorum” diyor.
İşte Yurttaş Mazlum Çoruh’un kendi ağzından dehşet verici projelerin perde arkası…

İNANILMAZ AKILDIŞILIK VE EKONOMİK YIKIM

“2005 yılı nisan ayı 16 sında, baraj suları altında kalacak olan ilçem Yusufeline yeni bir yerleşim yeri bulunmasına katkıda bulunmak için gittim. Karşılaştığım akıldışılıkların peşine düşerek, önce Yusufeli barajlı santralı, sonra Deriner ve diğerlerinin; fayda-zarar araştırmasını, basit yatırım ekonomisi mantığıyla inceledim. Bu çalışmanın sonunda vardığım sonuç, inanılmaz bir akıldışılık, ve ekonomik yıkımdı. Bunun üzerine Çoruh Enerji Planını, hidroelektrik mühendisliği açısından inceleme gereğini duydum.
Yaptığım çalışmaların sonuçlarını, başta, adı barajlarla beraber anılan, meslek büyüğümüz olmak üzere karşılaştığım ve ulaşabildiğim herkesle her fırsatta paylaşmaya çalıştım. Her hangi bir yönlü tepki alamayınca, durumun anlaşılması için “Kusursuz Enerji (!) Planı” adıyla bir kitapla ülkenin, sorumlularını, ilgililerini ve de bütün aydınlarını bilgilendirmeyi bir yol olarak seçtim.

Bu kitapta açıklanan sonuçlar, özetle şöyledir:

HER YIL ON KAT BORÇ ÜRETİYOR

Bu plan, ekonomik olarak toplumun asla kabul etmediği, çevreye, insana ve diğer canlılara saygısız, ülke değerlerinin gerçek hak sahiplerinden kaçırıldığı, bilgisizce ve vahşice yapılmış projelere (HES’lere) nazaran; en az on misli pahalıdır ve en az on misli geç elektrik üretmektedir. Asla ucuz elektriğe kavuşturmamakta, ülkenin enerji ve ekonomik kaynaklarını yok etmekte; her yıl, gelirinin en az on misli borç üretmektedir.

5O BİN KİŞİ HAVZADAN ÇIKARILACAK

Bunun haricinde, havzadan en az 50-55 bin kişiyi çıkarmakta, en değerli tarım alanlarını yok etmektedir.Milyonlarca metrekare kamu arazileri, yer altı zenginliklerimiz, madenlerimiz, kaynak sularımız yok edilmektedir. Havzada var olan ekonomik yapılar yerlerinden sökülmekte, bütün kültürel ve doğal varlıklar yok edilmektedir.
Tarihi eserler, var olan ve henüz sunulmamış turizm imkanları yok edilmektedir. İklim değişmekte; cevre ve tabiat katliamı yaşanmaktadır. Kısacası, bu plan, bayındırlık planı olmadığını, elektrik üretmek amacıyla yapılmadığını haykırmaktadır.

15 BARAJIN 11’İNDE BEKLETİLECEK SU YOK!

Yukarıda bir kısmı sayılabilen sonuçlara götüren bu plan, inanılmaz bir mühendislik sefaleti işlenerek yapılmış ve yürütülmektedir. Hidroelektrik mühendisliği açısından incelendiğinde şu sonuçlara kolayca varıyoruz:

Barajlar su bekletme yapılarıdır; amma, bu planda projesi yapılmış 15 barajdan 11’inin içinde bektecek su yoktur. İçinde bekletecek suyu olmayan barajlar, elektrik üretimine olumsuz etki yaparlar; iddia edilen elektrik üretilemez. Bu husus, fizik kanunu gereğidir. Hal böyle yken, bu barajların enerji üretimini artırmak için yapıldıkları iddia etmek akıl ve ahlak dışılıktır. Daha fazla elektrik üretilmesi asla mümkün değildir; aksine daha az elektrik üretilecektir.

ENERJİ ÜRETİMİNE ZARAR VEREN BOŞ BARAJLAR

Anakol üzerindeki, peş peşe ve iç içe dizilmiş on barajdan dokuzunun içinde bekletecek suyun olmaması ve diğer iki barajında boş kalması nedeniyle bu planla; iddia edilen 10,5 milyar kilovatsaat enerji üretilemiyecek; 9,5 milyar kilovatsaatın altında üretilecektir. Fizik kanunları bunu emreder. Elektrik üretimine zarar veren boş barajların, peş peşe ve iç içe dizilmeleri, başka amaçla yapıldıklarının açık delilidir.

BU PLAN MÜHENDİSLİK SEFALETİ!

Bu plan, uygulama sırasıyla, barajların seçilen yerleriyle, aktif hacimleri ve aktif hacim/ölü hacim oranlarıyla ve taşıdığı diğer inanılmaz mühendislik sefaletleri nedeniyle bir mühendislik eseri olmanın çok ötesindedir. Hiçbir insanın, hele hele, mesleğini ve işini doğru ve güzel yapacağına dair yemin etmiş hiç bir mühendisin aklından böyle bir plan çıkamaz. Bu planda işlenen mühendislik sefaletinin çukurluğu, yukarıda sayılan kötülüklerle de doldurulamaz. Yukarıda sayılan olumsuzlukların işlenmesi için bu planda işlenen mühendislik sefaletinin üçte biri yeterlidir. Bu mühendislik sefaleti çukurunun üçte ikisini dolduracak gerekçe aramak her akıl sahibinin hakkı ve görevidir.

TÜRKİYE’YE DİZ ÇÖKTÜRME PLANI

Enerji üreterek ülkeyi bayındır kılamayacağı, ülkeyi inanılmaz bir ekonomik yıkıma götüreceği açıktır. Doğurduğu sonuçlara ve meydana getirdiklerine baktığımızda bu planın, ekonomik olarak ülkeye diz çöktürme, edilgen hale getirme planı olduğu açıktır. Bundan daha elim, daha vahim olanı ise içi boş, peş peşe ve iç içe dizilmiş barajlarıyla ülke coğrafyasını yırtmak amacıyla yapılıyor olmasıdır. Bu planda işlenen akıl ve ahlak dışılıkları, başka türlü açıklamak mümkün değildir.

TETİKÇİLERİN MANKURTLAŞTIRDIĞI VATAN EVLATLARI

Böyle bir plan, bir dünya insanının, bir yurttaşın, hele hele bir mühendisin aklından çıkamaz. Böyle planlar, ancak, ekonomik tetikçilerin güdümüyle, bir biçimde ‘mankurt’laştırıp hizmete alınan vatan evlatları eliyle ve onlardan yeterli bir kadro teşkil edilerek hayata geçirilebilir. Çoruh Nehri üzerinde işlenen bu mühendislik sefaleti, Fırat Nehri üzerinde daha derin bir şekilde işlenmiştir. O nehrin ana kolu üzerindeki barajlarda da bekletecek su yoktur. O barajların da içi boştur ve peş peşe ve iç içe dizilmişlerdir. Enerji üretimi veya başka bir hayırlı amaç için böyle bir planlama yapılamaz. Dolmayan barajların enerji üretimini olumsuz etkileyeceğini, sulamaya bir katkısının olmayacağını bilmemek imkânsızdır.

TÜRKİYE’NİN SINIRLARI BARAJLARLA YENİDEN ÇİZİLİYOR

Fırat ve Çoruh’un ana kolları üzerine boşluk bırakmadan, peş peşe ve iç içe, oturtulmuş; enerji üretimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, ülke insanımıza inanılmaz maliyetlerle satılan bu barajların yaptığı; ülkemize ekonomik olarak diz çöktürmek ve edilgen hale getirmektir; bundan daha elim ve vahim olanı, ülkemizin coğrafyasını yırtmaktır. İçi boş barajların ölü sularıyla, milyonlarca metre kare en kıymetli tarım alanları, binlerce yıllık tarih ve kültür yok edilmektedir; yetmiyor, coğrafyamız, ‘uzaklarda çizilen ’yeni bir sınır’ çizgisi boyunca yırtılmaktadır. Kısacası, uzaklarda hazırlanmış bir planın (BOP) alt yapısı, ülkemiz üzerinde hazırlanmakta ve sınırları coğrafyasına kazınmaktadır.

‘ÇORUH ENERJİ PLANI, BOP ÇUVALININ AĞZININ BÜZÜLMESİDİR’

Çünkü; biliyoruz ki sular, en tabii sınırlardır. Bu iki nehrin ana kol vadilerine boşluk bırakmadan doldurulan ‘ölü sularla’, coğrafyamız yırtılmakta, tabii bir sınır çizilmektedir. Yırtılan bu hat, Atlantik ötesinde hazırlanan BOP planının ülkemizde çizilmek istenen sınır (!) ile üst üste oturmaktadır. Kuşku duymadan ve utanarak diyorum ki: “Çoruh Enerji Planı, Fırat üzerindeki barajlarla ülkemizin başına geçirilmiş olan BOP çuvalının ağzının büzülmesi işlemidir.” Ülkeyi olağan ötesi bir borç batağına saplayarak yaptırılan, içi boş, peş peşe ve iç içe barajların doğurdukları en açık, en keskin sonuç budur. İnanılmaz bir mühendislik sefaleti, tarihin şimdiye kadar görmediği bir melanetin emrinde işlenmiştir, işlenmektedir.

Bu sonuca inanmayanlar, Çoruh’ta 300 km’ye 10 adet olmak üzere her iki nehir üzerine peş peşe, iç içe dizilmiş, içi boş, görevsiz barajların; her yıl dolup boşalarak ülkeye sağladıkları faydayı göstermelidirler. Bunu gösteremeyip sessiz kalanlar bu mel’anetin en büyük destekçisi durumundadırlar. Bu durumda, ülkemizin başta kendini aydın olarak niteleyenler olmak üzere bütün yurttaşlarını göreve çağır mayı sorumluluğumun gereği bildim.

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANA ÇAĞRI

Bu ülkenin birliğinden, dirliğinden, bekasından, anayasal ve coğrafı bütünlüğünden, yönetiminden sorumlu herkesi bilgilendiriyor, kamuya açık olarak göreve çağırıyorum:
Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Meclis Başkanım, iradeleriniz altındakı kurulları görevlendirerek, durumun incelenmesini; varsa yanlışım, hakkımda her türlü işlemin başlatılmasını arz ediyor, diliyorum.

Sayın Başbakanım, Çoruh Enerji Planı asla bir elektrik üretme planı değildir; olmasıda mümkün değildir. Tarih veya talih, önünüze iki yol koymuştur: ya bu planın uygulanmasına devam edip inanılmaz bir mel’anetin uygulayıcılarından biri olacaksınız; veya, gerçeği görüp büyük yanlıştan dönüp gelecekte saygı değer bir devlet adamı olarak anılacaksınız.

Ülkemizin anayasal ve coğrafi bütünlüğünden sorumlu kurumun görevdeki komutanım, benim hesap ve tesbitlerimin tersine çevrilmemesi halinde; sizin, başka hiçbir makamdan emir ve işaret beklemeden tedbir alma sorumluluğunda olduğunuzu biliyorum.

ENERJİ VE ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI’NA ÇAĞRI

Sayın Orman ve Su İşleri Bakanım, Çoruh Enerji Planı yurtsever bir mühendisin değil, Ekonomik tetikçilerin güdümünde kalanların eliyle yapılmıştır. Çoruh üzerinde planlanan 15 barajdan 11’inin içinde bekletecek su yoktur. Bu plan, Fırat nehri üzerine de dizilmiş, içi boş, peş peşe ve iç içe barajlarla ülkemizin başına geçirilmiş olan BOP çuvalının ağzının büzülmesidir. Boş barajların başka bir açıklaması olamaz.

Sayın Enerji Bakanım, Çoruh Enerji Planı asla bir elektrik üretim planı değildir; iddia edilen elektiğin üretilmesi ve o üründen refah yaratılması mümkün değildir. Adı geçen kitabı, yetkin mühendislerinize incelettirmeniz halinde ülkenin ne çapta bir melânete maruz bırakılarak, elektrikten ve üretim imkânlarından mahrum edildiğini göreceksiniz. Ülkenin Elektrik Üretim Planlarını, gerçekten yurtsever Türk mühendislere yaptırmanız halinde şimdiye kadar işlenen mel’anetleri göreceksiniz.

YEMİNİNİZİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRİN!

Sayın Milletvekilleri; ülkenin bekasından, refahından ve bütünlüğünden yeminli bir sorumlusunuz. Size inanılmaz bir mel’aneti bildiriyorum. Meclis araştırmasını sağlamadığınız ve sessizliğinizi devam ettirmeniz halinde bu mel’anetin en büyük destekçisi olacaksınız. Yemininizin gereğini yerine getirmenizi istiyorum.

BU MİLLET BUNUN HESABINI KESER

Sayın DSİ Genel Müdürü ve çalışanları, kurumunuzun bu ülkeye şimdiye kadar yaptıkları inanılmaz bir me’anettir; bahse konu kitabı, tercihen dışarıdan, gerçekten yurtsever, aklı ve irfanı hür mühendislere incelettirirseniz gerçeği göreceksiniz. Veyahut, her iki nehrin üzerine kurulan tesisilerin işletme hallerinin simülasyonunu(sanal ortamda canlandırnasını yaptırın göreceksiniz. İnanmıyorsanız; Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarının su seviyesi, su/enerji rasatlarını, kayıtlarını inceleyiniz. Muhtemeldir ki şimdiye kadar yapılanları bilmiyordunuz; bundan sonra, bu olgunun arkasına saklanamazsınız. Size emanet edilen ülke varlıklarını bu ülkenin gerçek sahiplerine inanılmaz büyüklükte borçlar bırakarak değil refah yaratacak şekilde teslim etmek üzere yemin ettiğinizi unutmayınız. Şimdiye kadar kurumunuzun yaptıklarıyla ülke batırılma eşiğine getirilmiştir. Herkes bir tarafa kaçar, dolmayan içi boş barajların, tam kapasiteyle çalışmayan, gereğinden büyük su yapılarının hesabını, bu millet, kurumunuzda çalışanlara ve emekli olanlara keser.

HOLDİNG’LERE: ‘MELANETİN HİZMETKARI OLACAKSINIZ!’

Bu ülkenin yapımcı kuruluşları Doğuş Holding, Sabanci Holding, ERG İnş. ve diğerleri; Çoruh Nehri üzerinde yapmakta olduğunuz, yapmak istediğiniz barajların içinde bekletecek su yoktur; boş barajlarla daha fazla değil daha az elektrik üreteceksiniz. Hizmetinde bulunduğunuz plan, başka amaçlarla yapılmıştır; devam etmeniz halinde inanılmaz bir mel’anetin hizmetkârı durumuna düşeceksiniz.

MESLEK ODALARINA: ‘SİZ SUSTUKÇA COĞRAFYA YIRTILIYOR’

İnşaat Mühendisleri Odası yöneticileri; ülkemiz meslektaşlarımızın gafleti, dalaleti, cehaleti veya bilmem ne halleriyle akıl almaz mühendislik sefaletiyle inanılmaz bir mel’anete maruz bırakılıken sizlerin bu mesleğin haysiyetini korumakla görevli olduğunuzu hatırlatırım. Benim tesbit ve hesaplarımı tersine çeviremediğiniz takdirde bu mel’anetin en büyük sorumlularından olduğunuzu bilmelisiniz. Sizler sustukça, içi boş barajların yapımı ve ülke coğrafyasının yırtılması sonuçlanacaktır.

ÜNİVERSİTELERE: ‘SESSİZ TETİKÇİ DURUMUNDASINIZ!’

Başta benim üniversitem İstanbul Teknik Üniversitesi olmak üzere bizlere yemin ettirerek diploma veren bilim kuruluşlarının yöneticilerine sesleniyorum. Anılan kitapta tesbit ettiğim husuları tersine çevirecek aynı derinlikte çözümler bulabilirseniz benim mühendislik yetkinliğimin belgesi olan diplomamı iptal ediniz. Bunu yapmıyor ve de gereğini yerine getirmiyorsanız başta Fırat olmak üzere, Çoruh üzerinde ve diğer akarsularımız üzerinde işlenen mühendislik sefaletinin sessiz tastikçisi ve en büyük manevi sorumlusu durumundasınız.

YARGIYA: ‘HİÇ BİR TECAVÜZ MEŞRUİYET KAZANAMAZ!’

Cumhuriyetimizin koruyucusu sayın Başsavcılarımız, konu hepinizin önüne kitap halinde konulmuştur. Devletimize karşı inanılmaz bir mel’anet işlenmektedir; böyle suçların zaman aşımı olamaz; başladı diye hiçbir ihanet, hiçbir tecavüz meşruiyet kazanamaz. Göreve çağırıyorum. Adaletin tecellisinin yardımcısı avukatlarımızın örgütü barolarımız; sizlere de konuyu açıklayan kitaptan gönderildi. Bu konuda açılmış ve açılacak davalara rehberlik etmeye hukuk hizmetine çağırıyorum.
Bu ülkede, erkin sesi kadar halkın sesini de duyurmayı yeminiyle meslek amentüsü saymış her tülü ortamın iletişim kuruluşu yöneticileri; size ulaştırılan bu bilgiyi halka iletmediğiniz takdirde bu büyük mel’anetin en büyük destekçisi durumunda kalacağınız açıktır. İletişimcilik görevinizi yapmanızı istiyorum.

AYDINLARA: ‘KORKU AKLIN KELEPÇESİ!’

Ve nihayet bu ülkenin yurtsever aydınları; Ülkemize karşı işlenen bu büyük mel’anetin gerçek yüzünü öğrenip halka anlatmıyorsanız; ilgililerden ve sorumlulardan bilgi isteyip hesap sormuyor iseniz en büyük yardımcı olduğunuzu ve olacağınızı bildiriyor, göreve çağırıyorum. Korku aklın kelepçesi ise bilgi anahtarı, yurt sevgisi o anahtarı çevirecek kuvvettir. Gerçeği öğrendiğinizde, hiçbir şeyden çekinilmiyeceğini sizde farkedeceksiniz. Çünkü, ‘Mevz-u bahs vatan ise gerisi teferruattır.’
Ben sadece yurttaşlık görevini yaptım, yapıyorum, yapacağım.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.