Başkası için üzülmek

Herkes öncelikle kendinin sorumlusudur ya da öncelikle kendi yaşamının sorumlusudur. Öbür sorumluluklar kendine sorumlu olmaktan sonra yani onun ardından gelir. Başkalarından sorumlu olmadan önce kendimizden sorumluyuz. Bir insanın sorumluluğu evrenin sınırlarına kadar genişler. Bunun anlamı herkesin herkesten, tek kişinin bütün insanlıktan sorumlu olduğudur. Ama öncelikle kendimizden sorumluyuz. Kendini düşünmeyen kişi başkalarını düşünmeye kalktığında gülünç olur. Uygar insanın kendine karşı ve başkalarına karşı ne gibi sorumlulukları olduğunu bilmesi gerekir. Sorumlu olmak güzeldir ama öncelikle neden ya da kimden sorumlu olduğumuzu bilmeliyiz. Kimse üstüne düşmeyen görevleri yapmaya kalkmamalıdır, bireyler böyle bir hakka sahip değildir.

Dünyamız kendine karşı ve başkalarına karşı sorumsuz insanlarla doludur. Kendine olan sorumluluğunu yerine getirmeyen birçok insan vardır. Bu insanların başkalarına olan sorumluluklarını yerine getirmesi elbette beklenemez. Kendine özen göstermeyen adamın yakınlarına gösterdiği özen gösteriden başka bir şey olmayacaktır. Böyle bir özende gönlünü rahatlatma oyununu açıkça görebiliriz. İnsanlar kendilerine olan sorumluluklarını neden yerine getirmezler. Bunun başlıca nedeni güçlükleri göze alamamaktır. Buna kısaca tembellik de diyebiliriz. Çalışmanın tadını alamamış kişi ne kadar az emek verirse o kadar mutlu olacağını sanır. Bu büyük bir yanılgıdır. Mutfağın musluğu bozulur tuvaletin musluğuyla yetinirsiniz. O arada televizyon bozulur, zaten televizyon denen aleti sevmiyorum dersiniz. Yukarıdan damlamaya başlar, altına leğen koyarsınız. Derken yaşam sizin için çekilmez olur çıkar.

Siz kendinize karşı sorumluluklarını bilenler kesimindenseniz kendine karşı sorumluluklarını bilmeyenlere elbette iyi gözle bakmazsınız. Kendine karşı sorumlu olmadığı için zor durumlara düşmüş insanlara da yardım elinizi uzatmak istersiniz. Bu adam bu duruma düşmemeliydi der üzülürsünüz. Kendimize karşı sorumluluğumuzu ancak biz yerine getirebiliriz, bunu bizim adımıza başkaları yerine getiremezler. Birinin elinden tutmak güzeldir ama siz biri adına sorumlu olmaya yani birinin sorumlusu olmaya girişirseniz yanlış bir iş yapmış olursunuz.

Birine yardım elinizi elbette severek uzatmalısınız ama onun sorumluluklarını yüklenmemelisiniz, yüklenirseniz ona kötülük etmiş olursunuz. Bu defa o kendi sorumluluklarını az da olsa yerine getirme istemi varsa onu da elden kaçırıverir. Haline acıdım da o yüzden yardım ettim gibilerden bir gerekçenin gerçeklikte hiçbir karşılığı yoktur. Acıma duygusu çok da iyi bir duygu değildir. Acımayla gelebilecek kötülükleri saymaya kalksak sonunu getiremeyiz.

Çeşitli nedenlerle açmazda kalmış insanlara sonuna kadar destek olmalıyız. Geliri yok denecek kadar az olan ve çalışamaz duruma gelmiş olan insana git bir iş tut ya da git dilen diyemezsiniz. Ona onurunu kırmadan sessizce yardım etmek gerekir. Ama beyimiz avanta yaşamaya alışmış, epeyce almış sizden, daha da istiyor,  bu olmaz işte. Otursun diye verdiğiniz evi satmaya ve biriktirdiği parayı da üstüne katıp iyi bir ev almaya kalkan adamı hoş görebilir misiniz? Varken verelim anlayışı iyi bir anlayış değildir. Hali vakti yerinde olan birçok aile çocuklarını bu kafaya giderek yok etmiştir. Bende varken ne diye vermeyeyim kafasına gidersek birilerini öldürmüş oluruz. Verdiğinizi boşa çıkarmayan birine gerektiğinde daha da verin. Ama o zaten sizden özel olarak çok bir şey istemez. Özellikle ana yüreğinin bu anlamda yanlışa eğilimli olduğunu görüyoruz. Verdikçe iyi olacak gibi düşünür anacık, verdikçe kötü olduğunu görse de durumu kötüye yormaz. Birçok anne hatta baba çocuğunu böyle tüketmiştir.

Başkaları için üzülme meraklıları vardır. Su içen eşeğe ıslık çalmak gibi bir iştir bu. Ah kardeş Şevket için ne kadar üzülüyorum. Ne kadar üzüldüğünü bilemeyiz ama adamın durumu karşısında kılını kıpırdatmadığını biliriz. Üzülme, elinden geliyorsa bir şeyler yap. Ne yapabilirsin ki? Şevket bir salaktır. Okulu son sınıftan bırakmıştır. Girdiği işte tutunamamış, bir sabah işe sarhoş gittiği için kovulmuştur, hem de sille tekme kovulmuştur. Dükkan açıyorum diye babasına yazlığı sattırmıştır. Evlendiğinin üçüncü ayında kadın ben bir erkekle mi yoksa bir sokak çocuğuyla mı evlendim diyerek babasının evine gitmiştir. Şevket’in bir türlü gerçekleştiremeyeceği çok ama çok büyük düşleri vardır, ne var ki bu düşleri gerçekleştirmek için kılını kıpırdatmaz. Şevket şimdi bir yandan karısını kayınbabasının elinden kurtarıp eve getirme planları yaparken bir yandan da dayı kızıyla evlenmeye çalışmaktadır, dayı kızı da komşunun oğluna aşıktır ilahere. Başkaları için üzülmeyelim, başkaları için yapabileceğimiz bir şey varsa yapalım. Kendilerine saygısı olmayanlar ve kendi sorumluluğunu taşıyamayanlar için hele hiç üzülmeyelim. Sorumsuzun sorumlusu olmaya kalkmak aptallıktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here