Başlamak bitirmek

Başlamak bitirmek

0
PAYLAŞ

Atalarımız başlamak bitirmenin yarısıdır demişler. İyi demişler ama ben bu sözün ne anlama geldiğini öteden beri pek anlamamışımdır. Sen hele başla nasıl olsa sonu gelir demek istiyor belki de. Pek güzel bir rahatlık! İyi başlarsan iyi bitirirsin ya da iyi başla ki iyi bitiresin deselerdi keşke. Çok kişi için önemli olan başlamaktır, gerisi önemli değildir. Şöyle yapar böyle eder bitirirsin. Baktın zor geldi boşverirsin. Önemli olan görünüşü kurtarmaktır. Biçimdir önemli olan, biçimi sağladınsa gerisi kolay. Öze aldırma! Kurallara uyup sayfanın sağından altı santim solundan beş santim bıraktıksa örneğin, işi çözmüşsün demektir. Kaç puntoyla kaç aralıklı yazılacağı önemlidir. Gönüllü başlamalardan çok zorunlu başlamalar vardır. Başlamak da bitirmek de hep yarar açısından değerlendirilir. Sanki başlamak bitirmekten daha önemli gibidir. Çevremize şöyle bir bakalım, başlanmış bitirilmemiş ne çok şey görebiliriz. Örneğin bir yerde bir temel atılmıştır. Atılan temel öylece kalmıştır. Biraz beton biraz demir olarak bekler durur. Şu yarar dünyasında koşullar uygunsa en iyisi hiç başlamamaktır. O zaman bitirmek diye de bir sorun olmaz. Çok zaman yaşam bizi zorladığı için bir şeylere başlıyoruz. İşin bir başka yolu olsa ne iyi olurdu. Bu yüzden genelde çok işe lanetleme başlanır. Bazen bir iş yıllarca sürer. Herkes isteksiz olunca kimsenin kimseye söyleyecek sözü yoktur. Bu yüzden iyi kötü başlamalarla çok kötü bitirmeler arasında sıkıntılar yaşanır. Siyasette de durum aynıdır. Siyasetle işim olmasa da o alanda herkes gibi ben de neler olup bittiğini gözlemlerim zaman zaman. Dün onu düşündüm. Şu dünyada siyasete iyi başlamış ve yapacağını yaptıktan sonra defteri başarıyla kapamış kaç kişi vardır?

İyi başlayan iyi biter diyemesek de iyi başlayan iyi bitmeli diyebiliriz. Dünya gariplikler dünyasıdır. Aslında her şey bizde başlayıp bizde biter. İnsan kendine özen gösterirse, tembellikleri uyuşuklukları ertelemeleri savsaklamaları kolaycılıkları bırakırsa yani kendine biraz sert davranırsa yani yaşamına değer verirse nasıl olsa bir şeyler güzel başlar güzel biter. Dünyayı ceket gibi ayakkabı gibi kürdan gibi şapka gibi kullanılası görenler için iyi başlamalar da iyi bitirmeler de masaldır. Onlar ancak eğrisini doğrusuna denk getirme yöntemiyle bir şeyleri kotarırlarsa mutlu olurlar. İnsanların dünyasını gözlemlediğinizde bir şeyin nasıl başlayacağı ve nasıl biteceği bazen apaçık görünüverir. Günümüzün kadın erkek birlikteliklerini siz de herkes gibi zaman zaman gazete sayfalarından izliyorsunuz. Yaşadıkları şey aşkla ilgili olmadığından, toplumda hafife alınmış hatta mahkum edilmiş o aşk denen takıntıyla ilgili olmadığından “ilişki” diye adlandırılıyor. “Son ilişkim iyi gidiyor” deyiverir kardeşimiz. Açtığımız dükkan şeytan kulağına kurşun iyi işliyor gibi bir sözdür bu. O çok iyi giden “ilişki” bir de bakarsınız altı ayın içinde sizlere ömür. İlgisizlikler duyarsızlıklar bencillikler aldırmazlıklar çıkarcılıklar hırslar mı karışmıştır işe? Besbelli öyle olmuştur. İnsan bir başkasına hem aklıyla hem gönlüyle hem sayarak hem severek ve her şeyden önce kendi değerini ve onun değerini bilerek yönelmiyorsa iş gelir önünde sonunda bir bıkkınlık çizgisine dayanır. Ten tek başına ayakta tutmaya yetmez yakınlıkları. İstediğimiz kadar çekici olmaya, genç ve dinç kalmaya çalışalım, saçlarımızı boyatalım, iyi giyinelim, zekamızı kullanalım, ne yaparsak yapalım içtenliğin beslediği yakınlık kurulamadığı zaman azçok iyi başlamış bir şeylerin sonu çabucak geliverir. O zaman olgun insan gösterileri yapsak da olur yapmasak da olur: ayrıldık ama dostluğumuz sürüyor…

Kaba bir bakışla baktığımızda öyle görünmese bile toplumun değerleri ve o değerleri besleyen kültür dünyası yaşamımızı biz istesek de istemesek de derinden koşulluyor. Toplumsal bilinçte olumlu değerlerle olumsuz değerler, insanı yücelten değerlerle insanı insanlıktan çıkaran değerler yanyana yaşıyor. Önemli olan bireyin bu karmaşık değerler dünyasında yaptığı seçimlerdir. Toplumsallaşamamış toplumlarda bireyler tek kişilik ya da birkaç kişilik yaşamlarını esenlikle sürdürürken genellikle olağanın çarklarında dönüp dururlar. Az emekle çok iyi yani çok yararlı sonuçlar alma olanağı varsa hemen kolları sıvayıp işe başlamak gerekir, yoksa zahmete girdiğine değmez. Başlamalarımızı da bitirmelerimizi de toplumun ruhumuzda yansıyan değerleri belirliyor ya da toplumun değerleri karşısında oluşturduğumuz yargılarımız belirliyor.  Bu dünya zoru seçenlerin dünyası olduğu kadar kolayı seçenlerin de dünyasıdır. Bu dünyada başlamalar bitirmelerden daha renkli olabiliyor, en azından iyi bir şeyler olacakmış duygusu verebiliyor. Bitirmeler çok zaman daha sıkıntılıdır. Bitenin neden bittiğini nasıl bittiğini çok zaman anlayamayız. Biten bizde çok zaman bir oh çekme isteği uyandırır. Genelde komparsitayla başlayan bir de bakarız kellekelleyle bitivermiş.

BİR CEVAP BIRAK