‘Basın sendikalaşırsa her yer sendikalaşır’

‘Basın sendikalaşırsa her yer sendikalaşır’

0
PAYLAŞ

Çelebi, İngiltere Göçmen İşçiler Birliği’nin (GİK DER) Londra’daki mekanında düzenlediği ekonomik kriz koşullarında sendikaların rolü konulu bir panelde konuştu. Yaklaşık 150 göçmenin izlediği panelde Avrupa Ezilen Göçmen Sendikaları Başkanı Özcan Anıl da konuşmacı olarak yer aldı.

Çelebi, medyada sendikalaşmanın zorluğuna değinerek, “Tuzla’daki sendikalaşma mücadelesinden daha zor değil. Yalnızca basındaki ‘aydın’ arkadaşların bu zorlu mücadeleyi göğüslemeleri gerekiyor. Türkiye’de basın sendikalı olduğunda her yer sendikalı olabilecek” dedi.

KRİZE KARŞI MÜCADELE

Küresel krizi kapitalizmin neo liberal politikalarının yarattığını belirten Çelebi, “Işık göründü, kriz aşıldı gibi sözler bizi yanıltmasın. Bu kapitalizmin inişli çıkışlı grafiğinin bir parçasıdır. 5 ya da 10 yıl sonra daha derin bir krizle de karşılaşılabiliriz” diye konuştu.

DİSK’in krize karşı haftada 48 saat yerine 40 saatlik işgücünü önerdiğini belirten Çelebi şöyle devam etti:

“Ne yazık ki çalışanların yüzde 70’i kural dışı çalıştırılıyor. 40 saatlik işgücü vahşi kapitalizme karşı da bir öneri. Krizle mücadelede, doğru hedefi saptayıpk doğru güçbirliği ve işbirliği yapamazsak bu sorunu da aşamayız. Uluslararası dayanışma bu bağlamda çok önemlidir. Hangi ülkede olursak olalım bu sürecin içinde aktif rol almalıyız… Küresel sermayeye karşı küresel emeğin mücadelesini örgütlemeliyiz. ‘İşçiler Birleşin’ sloganını örme zamanı…”

Türkiye’de işçi sınıfının sosyal hakların zayıf, sosyal standartların düşük olmasından dolayı küresel krizden daha çok etkileneceğini söyleyen DİSK Genel Başkanı, “İşsizlik ve açlık sınırı rakamlarının toplumda cinnet geçirme sınırına yaklaşıldığını gösteriyor” diye konuştu…

Çelebi, “DİSK olarak Krizin bedelini ödemeyeceğiz, ödettireceğiz” sloganıyla mücadele ettiklerini vurgulayarak, “Böyle bir duruşumuz var. Ankara ve Kadıköy’de geniş katılımlı mitingler düzenledik. Ne yazık ki sendikaların krize karşı mücadelesi ve gücü de sınırlı. 1980 öncesinde 44 milyon ülke nüfusunun 600 bini DİSK’li olmak üzere 2.5 milyarı işçi örgütlüyken günümüzde 70 milyon nüfusun yalnızca 750 bini sendika üyesi. 80 öncesinde 15-16 Haziranlardan fındık mitinglerine kadar etkin mücadele verebilen sendikalar 12 Eylül hukukuyla güçsüzleştirildiler” dedi.

12 Eylül döneminde sendikaların toplu sözleşme hakkı kazanmalarının teknik olarak zorlaştırıldığını belirten Çelebi, “Bunun ötesinde Tuzla’da mücadele eden Limter İş’in toplu sözleşme hakkı yok. Bu da işverene Limter İş yerine kendi beğendiği sendikayı seçmeye zorluyor…” diye konuştu.

Sendikal mücadelenin zorlu bir yol olduğunun altını çizen Genel Başkan, “mücadele eden”le “müsade eden” sendikaların ayırt edilmesi gerektiğini belirterek, “Devlete ve sermayeye bağlı sendikalarla işçi sınıfı gözlüğüyle bakan sendikaları ayırın lütfen. Diz çökmeden, yalpa yapmadan mücadeleyi sürdürmeye çalışıyoruz. Şimdi eskisinden daha çok işbirliğine ihtiyacımız var. Sermayenin bu saldırısına karşı herkese iş düşüyor… DİSK olarak krizle mücadelemiz yetersiz olduğu söylenebilir ama tarihe not düşme adına ilkelerimizden taviz vermeden uğraşıyoruz” dedi.

“EMEĞİN AVRUPASI KÖTÜLEŞİYOR”

AB konusuna da değinen Çelebi şöyle konuştu:

“Bir sermayenin Avrupası var. Bir de emeğin… Emeğin Avrupa’sında sosyal hukuk modeli vardı. Büyük mücadelelerle kazanılan, işsizlik sigortalarından emeklilik haklarına kadar pek çok sosyal hak hızla elimizden gidiyor. Eskisi gibi sosyalist bir bloğun olmaması kapitalizmi daha da pervasız kılıyor. Küreselleşmenin kapitalizmin bu kadar serbest olduğu, işçiler açısından da serbest dolaşımın reddedildiği bir noktadayız…”

“1 MAYIS BİR KAZANIM”

Türkiye gibi ülkelerde sendikal mücadelenin daha zor olduğunu öne süren Çelebi, “2007’nin 1 Mayıs’ında bir sonuç alamadık. 2008’de de ‘binadan bile çıkamadılar’ dediler. Ama bütün bunlar 2009’un 1 Mayıs’ında Taksim’e girmemizi hazırladı. Böylece bir zincir, bir engel kırıldı. Bir moral değer yarattık. Başbakan 1 Mayıs’ın tatil olmasının maliyetini söylerken 1 yıl sonra ‘U’ dönüşü yaparak tatil ilan etmek zorunda kaldı. Bu zaferi uluslararası sendikal dayanışma ve AP’nin desteğiyle kazandık… Tabii bütün bunlar uzun lobi faaliyetlerinin bir sonucuydu” dedi.

“12 EYLÜL DÖNEMİ YARGILANMALI”

Çelebi, DİSK’in 12 Eylül askeri darbesinde en çok bedel ödeyen kuruluş olduğunu belirterek, “Anayasa Mahkemesi’nin binası dışında el konulan mal varlığımızı geri aldık. Ne yazık ki gaspedilen kazanılmış hakların yeniden kazanılmasında aynı şeyi söyleyemeyiz” diye konuştu.

“12 Eylülü ne unuturuz ne de affederiz” sloganıyla 12 Eylül döneminin yargılanmasını savunduklarını söyleyen Çelebi şöyle devam etti:

“CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal Anayasa’nın Geçici 15’nci maddesi hakkında önerge verdi. Siyasette zig zaglar var. Biz bu önergeyi destekliyoruz. Önergedeki samimiyet resmini zamanla göreceğiz…”

“DİSK AVRUPA’NIN RADİKALI”

Çelebi, DİSK’i Avrupa’da en radikal, eylemci ve mücadeleci bir örgüt olarak bilindiğini belirterek “Geçmişten bu yana belki söylemlerimiz değişmiş olabilir ama kuruluşumuzdaki ilkelerimiz değişmedi. İlkelerimizi terketmedik. Bizim kırılma noktamız olmadı… Biz yalnız ücret sendikacılığı değil Türkiye’nin mağdurlarına da sahip çıkan bir örgüt olduk. Kürt sorunu demekten korkulan 1994’de biz ‘bu sorunun inkar ile çözülemeyeceği’ni belirterek ‘çözümün demokratik ve barışçıl yoldan yapılması gerektiği’ni karar altına almış bir kurumuz…” dedi.

ILO’nun çalışma standartları konusunda Türkiye’yi kara listeye almasında önemli bir payı olduğunu belirten Çelebi, AB üyeliği ve İLO standartlarından vazgeçmemek için yeni yasal düzenlemeye zorlanan Türkiye’deki çalışma yaşamının önünün açılabileceğini söyledi.

DİSK Genel Başkanı Türkiye’nin geleceği ve sendikal kücadelenin başarısı konusunda “asla umutsuz değilim” diyerek sözlerini tamamladı…

BİR CEVAP BIRAK