Batı, küreselleşme ve biz

modern dünyada, cüceleşmeden yaşayanlar, bunca değersizleştiren şeye rağmen değersizleşmeyenlerdir. Bir ülkede adalet, yalnızca hamasi söylemlerin ince bir malzemesi olarak görülüyorsa, orada ciddi sorunlar var demektir. Adaletin, çeşitli söylemlerin malzemesi olmasından ziyade, kendisini bizzat hissettirmesi lâzım. Şu an kendisini ciddi şekilde hissettirmesi içinde, bu vahşi düzenin karşısına, kendi düzeni ile çıkması gereklidir.


Yaşadığımız yüzyılın sahibi biz değiliz sanki. Bir spor müsabakası seyredercesine, elimizde çekirdek, oturduğumuz yerden sağa sola bağırıyor, sövüp sayıyoruz… Kim duyar bu çığlıkları, kime ne?


Batılılar proje inşa eder, yanımıza yanımıza sokulurlar. Büyük Ortadoğu derler, Genişletilmiş Ortadoğu derler… Bu az gelişmiş üçüncü sınıf vahşilerin demokrasiye ihtiyacı vardır! Demokrasi işin bahanesidir. Dönün aynaya bakın, işiniz gücünüz yok mu başka, ezdiğiniz yok etmeye çalıştığınız halklardan ufak bir özür dileyin bari, diyen kalem erbaplarına da türlü kulplar, türlü özel isimler bulunur acilen. Çünkü bu da psikolojik harbin bir diğer ayağıdır. Bakın, işte bize laf ediyorlar, bunlar aslında şöyle böyle… Durduk yere fişlenirsiniz. Çünkü durduğunuz yer; sizi siz yapan, körleşmenize ve yabancılaşmanıza mani olan evinizdir, barkınızdır, yuvanızdır.


Her projenin esas amacı, belli bir dönüşüm yaşatmaktır. Girdikleri yerlerde, değişim ve dönüşüm hedeflerler. Önce zemin kontrol edilir. Kuyuya bir taş atılır. Nabız yoklarlar. Hayati kelimelerimiz vardır mesela: Allah, İslâm, vatan, namus, mukaddesat, yoksulluk… Bir oyun hamuru gibi oynamaya başlarlar onlarla. Amaç, tepki ölçmektir. Halka uygulayacakları projenin ne gibi refleksler, tepkiler vereceği önceden tahmin edilir; karanlık odalarına çekilip, insansı zombiler gibi yazarlar, çizerler… O halkın mevcut değerlerine uzun soluklu bir test başlamıştır. Bu küresel efendiler, dünyaya çekidüzen vermek için yaratılmıştır sanki. Zaten kendilerini de öyle görürler, kutsarlar bir taraftan da…


Sınırlarla oynanır. Hudutlara mayınlar döşenir. Düşmanlaştıran siyasetlerin tohumları ekilir. Geçen zaman, proje açısından mühimdir. Varsa yoksa proje vardır. İnsanlığı, dünyayı, toprağı, coğrafyayı kimselerin düşündüğü falan yoktur. Kendi tanrıları, onlara görev vermiştir sanki.


Bugün BOP dedikleri proje, yalnızca Ortadoğu amaçlı değildir. Yalnızca Müslümanların esnekleştirilmesi, yavanlaştırılması, pasifize edilmesi düşünülmemiştir… Tüm dünya insanlığı tehdit altındadır. Sınırları Ortadoğu’yu aşar. Sosyal, kültürel, toplumsal bir dönüşüm hedeflemiştir. Vahşi bir yayılma politikasıdır bu! Dünyanın haritasıyla oynarlar. İlkeldir bu adamlar. Gözyaşı nedir, bilmezler, yerle bir ederler, çünkü gözleri dönmüştür. İnsani duygular silip atılmıştır bir köşeye, kimseler bakmaz, görmez…


İnsan hak ve özgürlüklerinden bahsederler. Tılsımlı yalanlarıdır onların. Samimi değillerdir. İçerden manipülasyon gerçekleştirmek için çıktıkları yolda; yaşadığınız coğrafyanızdan, toprağınızdan, ailenizden söküp atmak isterler sizi. Size ulaşabilme derdine düştüklerinde, türlü araç ve gereç devreye gider. Beyninizi işgale hazırlarlar. Sabah akşam bir boksörün kum torbası gibi, dövüp dövüp dururlar sizi. Farkında olmazsınız. Beyninizin meşguliyeti değiştiği an, istediklerini başarmışlardır. Beyninizi kendi karantinalarına alırlar.


Bölgesel birlikteliklerden hoşnut olmaz bu efendiler. Her yeri gözetliyoruz, propagandasıyla, ne denli güçlü olduklarını da ispat etmeye kalkarlar. Şurada bile varız, şu kadar nükleer gücümüz var, şu adamda bizden, falan filan gibi…


Etnik ve mezhepsel bir rüzgâr istikametinde yol tayini yapar isek, mevcut birliği gerçekleştirebilmek tatlı bir ütopya olarak kalacaktır ancak. O halde birbirimize kanlı bıçaklı olmamızın, yalnızca küresel sömürgeci efendilere yarayacağını bilmemiz gerek. Topraklarımı yalnızca kapital bir mağaza ve terk edilmiş viran bir kasaba olarak görmeleri taraftarı değil isek, körleşmeden ve taassuplarımızın esiri olmadan yaşamalı… Postmodern duyguların modern köleleri olarak yaşamak istemiyor isek, buna acilen ihtiyacımız var.


Bu var olma kavgasında, ne yapabilirsiniz? Küçük Amerikancıklar mı olmak istersiniz? Yoksa birileri sizi de dürtmektedir: Bu korkularla yaşamayın artık, pis paranoyak faşistler…


Zordur bu coğrafyada yerli kalmak. Ev sahibi olarak girdiğiniz evde, misafirleşme ihtimaliniz bile mümkündür. Yarın kendi çocuğunuz bile, duyarsız ve vicdansız bir apolitik olarak karşınıza dikilebilir.


Bulunduğunuz küre, belli bir sermaye döngüsüne hapsedilmiştir oysa. O koca koca mağazaların, ufacık, lime lime ettiği bir dünya vardır artık karşınızda. Önce yuvanızdan başlar küreselleşme, sonra bakmışsınız ki, koca dünya bir Bop’un etrafında döne döne küreselleşmiş…


Modern bir kanalizasyonda yaşamak istemiyoruz. Bunun içinde direnç göstermek olmazsa olmazımız. İradeli ve dirayetli olduğumuz müddetçe varız.


Kimse sana özgürlük veremez. Kimse sana eşitlik veya adalet veya başka bir şey veremez. Eğer adamsan, sen alırsın /  Malcolm X

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here