Batı’da yaşamakla Batı’lı olunmaz…

İsveç’te yaşayan Yozgat’lı meslektaşım Ali Haydar Nergis, sanırım haftada bir Pazar günleri Cumhuriyet Gazetesi’nde kendisine ayrılan bir köşede okuyucularını “ irşat” ediyor.
Aynı yazının kopyasını Açık Gazete okurlarına sunuyor.
Isıtarak yani.

Sevgili meslektaşım, gazeteci-yazar dostum Ali Haydar Nergis, Cumhuriyet’tekiler gibi sanırım 1960 öncesinde kalmış.
Galiba yanlış yaptım, 1946’ya takılı kalmış.
Çok partili sisteme geçemedikleri gibi, demokrasinin emekleme safhasını da “es” geçen zihniyetin sahibi bunlar.
Cumhuriyet zihniyetindekilerden 2010 yılına gelmelerini beklemek haksızlık olur.
Hala “postal” özlemi içindeler.
Hala kışlayla, sivil yönetimi karıştırıyorlar.
Zora geldiklerinde “genç subaylar rahatsız” haberleriyle ülkeyi karıştırmaya alışmışlar bir kere.
Askeri darbe olunca “Hoş geldin sevgili cuntamız” deyip selam çakmayı pek iyi becerirler.

Ülke eğer sivil yönetimler tarafından biraz iyiye götürülünce çok rahatsız olurlar.
Ülkeyi sadece ve sadece askerlerin iyi yöneteceğini sanırlar.
Sanma ne kelime, inanırlar.

Ben, son sekiz yıldır kazasız belasız yol alan demokratik deneyimin iyiye gittiğini dile getirirken, tedbirin elden bırakılmamasına temas ettim son yazımda.
“Fırtınada rahat uyuyabilmek” başlıklı yazım başka amaçlara alet edilince ilk defa Nergis’e tek bir karşı yazıyla yanıt verme ihtiyacını duyuyorum.
Yapmadığım bir şey.
Okuyucularımdan özür dilerim.

Nergis, siyasi iktidarların “yumuşak karnı” olan özelleştirmeleri ele alıp “belden aşağı” vurmayı buradan denemiş.
Yazının girişi şöyle:

“Aşağıdaki liste, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından hazırlanmış.
Sezai Bayar üstadımızın ”Fırtınada uyuyabilmek” başlıklı yazısını okuduktan sonra, yabancılara satılan özel ve kamu kuruluşlarımızın listesini anımsatmak bir zorunluluk haline
geldi…” demiş ve son 27 yılda yapılan özelleştirmeleri liste halinde sıralamış.

Beni bu özelleştirmeler çok ilgilendirir.
Üstelik ben özelleştirmeleri ilk günden beri savunan biriyim ama bu iktidarla ne ilgisi var?
Ben son sekiz yıl içindeki değişimleri dile getirmeye çalışmışım.
Huzurlu bir sekiz yılı dile getirirken 1960’dan bu yana askeri vesayetin ülkeyi hangi hallere soktuğunu vurgulamak istemişim.
Özelleştirmelerle bunun ilgisi nedir anlamış değilim.
Üstelik bu satışları tek bir iktidara fatura etmek biraz ayıp olmuyor mu?
Bana ne AKP’den.
Ama insaf denilen duyguyu da ıskalamayalım, ayıp olur, vicdansızlık olur.
Eğer “ Siyasetciler Cumhriyet kurumlarını parça parça sattılar” denmek istiyorsa doğrudur.
Hangisi satmadı ki?
Ama ülkeyi sattılar imasında bulunursanız amacını aşan bir ifade olur.
Özal’dan başlayıp, Ecevit’lerle, Demirel ve Erbakan’larla devam eden 27 yıllık dönemde yani 1983’den bu yana bir çok devlet kurumu özelleştirildi.
Yani haraç-mezat satıldı.
Yanlışlar yok muydu?
Vardı.
Bazılarının satılmaması gerekir miydi?
Gerekirdi.
Ama geçmişte, amacına uygun olarak doğru zamanda kurulmuş kurumların, mesela savaş sonrası ihtiyaç gereği kurulmuş bir Sümerbank’ın, 2010 yılında yeri yok ki…
Sümerbank’ın pazeninde bu çağda kim elbise dikip giyiyor veya satıyor ki?
Devlet bu çağda “don” diker mi?
Ankara Dikimevi’nde askere düne kadar “don” dikiliyordu.

Neyse, arkadaşımız sadece AKP yönetimini hedef alarak, özelleştirilen tüm kurumların hangi devlet ve milletlerin elinde olduğunu açıklamış bu listeyle.
Bu yüzden benim “ fırtınada rahat uyumama” bir de “ironik” başlık atmış kendisine göre.
“Uyusun da büyüsün…”
Yani “ninni…”

Ben Erbakan ve tayfasına yıllar yılı eleştirirken, bu takımın takiye yaptığını anlatmaya çalışırdım.
Erbakan ve siyasi efradının Doğu’ya giden bir geminin güvertesinde, yüzlerini Batı’ya çevirerek koştuklarını vurgulardım hep.
Halkı çocuk yerine koyacaklarını sanıyorlardı 1980 öncesi…

Nergis’in yazısındaki ana temayı bir anlamda Erbakan’ın takiyesiyle parelel halde gördüm açıkcası.

Evet sevgili meslektaşım Nergis.
İsveç’te yaşamakla Batı’lı olunmuyor.
Yani Batı’da yaşayan herkes Batı’lı değildir.
Ortadoğu’daki diktatörlüklere doğru koştuktan sonra hiç de Batı’lı gibi olunmaz.
Demokrasinin alasının yaşandığı İsveç gibi bir ülkede asker özlemi çektiğini ve bu zihniyeti savunduğunu o ülke halkı sakın duymasın.
Senin demokratlığının “pulları” dökülebilir.
Sonra adın “sözde demokrat”a çıkabilir.
Benden hatırlatması.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.