Batı’daki havaya karşı ne yapmalı?

Hakkında açılan dava dosyasındaki adıyla Fethullah Terör Örgütü’nün (FETÖ) ordudaki uzantıları eliyle 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimi ile ilgili hergün yeni bir şey öğreniyoruz.

Öğrendiğimiz her şey bir önceki hayretimizin önüne geçiyor.

Görünen o ki, önümüzdeki günlerde daha da şaşıracağımız şeyler ortaya çıkacak.

Darbe girişimcilerinin yaptıkları ile adına hareket edilen Fethullahçı yapının vahşi bir terör örgütü olduğu konusunda artık kimsenin kuşkusu kalmadı.

Ama üzülerek görüyoruz ki ‘Batı’ olarak anılan Avrupa ülkeleri bu yapıya hâlâ görmüyor.

Batı, bu terörist örgüte karşı hayırhah bir tutum içindedir.

Bu nedenle kapatılan gazeteler, gözaltına alınanlar, işten el çektirilenler vb işlemlere itiraz ederken 15 Temmuz’da girişilen başarısız darbeden söz etmiyorlar.

Batı basını rabia işaretini, mehter marşı vb. abuk sabuklukları görüyor, ama İstanbul Boğaz Köprüsü’nde direğin tepesindeki elinde ölüm kusan silahlı teröristi görmüyor.

Batı basını bunları ‘özgürlük’, insan hakları ihlali’ gibi değerleri gerekçe göstererek yapıyor.

Peki 15 Temmuz başarısız darbesi gerçekleşseydi ne olacağını bilmiyorlar mı?.

Bilmeyebilirler.

Ama Türkiye’de daha önce ne yazık ki gerçekleşmiş 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerinde bile yaşanmamış vahşetleri; halkı tarama, meclisi bombalama eylemlerini görmüyorlar mı?

Avrupa basını 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ile ilgili haberlerinde Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmadığı gibi, bilgisizlikten kaynaklanan nedenlerle de olmadığı anlaşılan, önyargılı bir tutum içindedir.

Peki bu durumda ne yapmalı?

Avrupa turizmde birinci pazarımızdır.

Bu pazar, yalnız turizm açısından değil uluslararası ilişkiler açısından da önemlidir.

Bu öneminden hareketle, her sektör ile ilgili meslek kuruluşları ve örgütler, ama özellikle turizm sektöründe faaliyet gösteren bütün firmalar ve elbette meslek örgütleri, Avrupa’nın bütün ülkelerine yayılıp kapı kapı dolaşarak herkesin kiminle ne ilişkisi varsa Türkiye’de yaşanan başarısız darbe girişiminin sebebi FETÖ’yü anlatması gerekir.

Bu gazetelere verilecek ilanlarla olmaz.

Gazetelere ilan verilmesine itirazımız yok, ama yapılmak istenen şeyin doğru kanalı PR çalışmaları ve lobiciliktir.

Burada aslolan ve gereksinimi duyulan da insani, bire bir ilişkiler ve bunu sağlayan kanallara girilmesidir.

Bunun için parasal kaynağa da gereksinim vardır.

Bu konuda yakın zamanda yaşanmış ve başarılı olmuş bir Antalya çalışması var.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sektör mensuplarını yanına alarak Avrupa ülkelerine yaptığı ziyaretler ve buna bağlı PR çalışmalarından iyi sonuçlar alındı.

Gün gerçekleri anlatma ve bu temelde doğru bir strateji temelinde tanımım için seferberlik günüdür.

Sektör bunu yaparken kamu yönetimi ona destek olmalı.

Siyasi alanda ise idam gibi zaten gerçekleşemeyecek anlamsız şeyler gündeme getirilmemeli.

Aynı şekilde böyle bir dönemde Taksim’e cami, Topçu Kışlası gibi, gerçekçi olmayan konular da gündeme getirilmemeli.

Kamu yönetiminin desteği ile Avrupa ülkelerinde yürütülecek PR ve lobi çalışmalarında kullanılacak malzeme bunlar değil, tersine bunlar o önyargıları besler.

Yürütülecek çalışmalarda, Türkiye, “halkı darbeyi önleyen ülke” “darbeye karşı, lafla değil gerçek anlamda halkın tankın önüne yattığı ülke” özellikleri esas alınmalı.

Bunlar birer gerçektir, bu gerçekler öne çıkarılmalı.

Bu, gerçek olduğu gibi başka yerde örneği olmayan bir şeydir.

Gezi olayları ertesinde insanların o eylemin gerçekleştiği ülkeye gitme isteğinde olduğu gibi bu kez de,  ‘Halkı tankın önüne yatan ülke’ gerçeği öne çıkarılarak insanlarda bu ülkeyi görme isteği yaratılabilir.

Bu bir PR işi ve lobicilik faaliyeti ile yapılabilir.

Bu çalışmalar için bir finansman gereksinimi olacaktır.

Günlerdir şehir içi ulaşımı ücretsiz yapan kamu bu işin gerektirdiği finansmanı da sağlamalıdır.

Avrupa ülkelerinde böyle bir çalışmaya hemen başlanmalı.

Eldeki yegane ürün Türkiye’nin halkın darbe girişimini önlediği ülke olarak anlatılmasıdır.

15 Temmuz başarısız darbe girişimine karşı önyargıları yıkacak olan rabia işaretleri, mehter marşları değil, bir darbe girişiminin halk tarafından engellendiği bu gerçektir.

Bu noktada yabancı tur operatörlerinin ekonomik çıkar nedeniyle de olsa böyle bir çalışmaya destek verecek olması bir avantajdır.

Yabancı tur operatörleri ellerindeki müşterileri gönderebilecekleri yer bulamıyor.

İspanya, Portekiz, Fransa ve İtalya’da olduğu gibi Bulgaristan Hırvatistan ve Yunanistan’da da durum böyle.

Yani yabancı tur operatörlerinin son dakika vb. şekildeki satışlar için de, yapılmış rezervasyonların iptal edilmesi halinde bu müşterilerini gönderebileceği bir destinasyon yok.

Geçtiğimiz günlerde TUI Almanya CEO’su Ebel’in Antalya’ya gelip buradan açıklamalar yapması buna örnektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

six − 2 =