Batık Kent Detroit

Bütçe açığını borçlanmayla kapatmaya giriştiğinizde, iki önemli girişim daha yapmak gereklidir: Gelirleri arttırmak ve giderleri azaltmak. Geliri arttırmak, giderleri azaltmaktan zordur. Giderleri azaltmadıkça bütçe açığı kapanmaz; ayrıca da, borçlanma yükü artar. Detroit bugün batmadı. Detroit çoktandır batıktı. Detroit’in gelirleri azalırken, giderlerinı durduramadılar. Bütçe açıklarını borçlanmayla, geçici ve öteleyeci çözümlerle arttırdılar. Gelirler borçlanmaları ödemeye de yetmez olmaya erişti. Varılan nokta: Borçların geriye ödenemezliğidir. Giderler için yeni borçlanma kaynağı da tükenmiştir. Borcun geriye ödenmeyeceği bilinirken borç verenler uzakta durur.

Detroit kentinin yerel yöneticileri, sonunda, batık olduklarını, önce kendilerine; ardından da, borçlarını geri almakta bekleyenlere duyurdular. Bu çözüm değildi. Alacaklılar beklemedeydi. Borç verenlerin beklentisiyle, kentin işleyişini gerçekleyenlerin ödemeleri yapılmalıydı. Sonunda ödeyemeyiz ve battık dediler. Battık demekle ödeme sorumluluğundan da, zorunluluğundan da kurtulamıyorsunuz. Bir yandan kenti yürütenlerin gelir beklentileri, öte yandan, yaşamını kente adamış ve emeklilik kazanmışların tek dayanağı olan emeklilik beklentileri; borçları ödeyememenin ötesinde, yeni borçlanma kaynağı bulamama noktasında batış yolun sonuydu.

ABD’de, kamu alanında, iş alanı açan, iş alanı genişleten özel firmalar için batık olduğunu duyurmasının çözüm olduğu biliniyor. Son otuz yılda, özellikle, özel havayolu taşıması firmaları, niceleri değil, neredeyse tümü, birer birer, batık olmayı açıkladı ve geçici kurtuluşa vardı. Kurtuluş dediğimiz, yeniden giderleri gelirlerinin altında azalmış ve artılarla borçlanmalarını geriye ödeyebilir durumuna varıştır. Yeni olan şudur: Kent yönetimi battık diye kamuya açıklama yaptı Detroit örneğinde çözüm aramak için. Mahkeme de onayladı. Üst mahkemelerin de onaylayacağı bekleniyor.

Beklenti şudur: Borç ödemeleri anında durdurulacak; ödemesiz geçecek zaman ile giderleri azaltıcı, olabilrse, gelirleri arttırıcı önlemlerle, yeniden bütçe artısıyla, borçları ödeme gücünü bulabilmek. Görünürde, bunu neden daha önce yapmadılar ya da doğrusunu yapmışlar dedirtecek tartışmasız çözüm bu görünüyordu. Oysa, giderlerin artmasının güvenceleri olmadığından öteye; giderlerin azaltılması da büyük sorun. Neden?

Detroit’in batıklığından yaşananlara bakınca neler görünüyor?

Gelirlerin düşüşü kısa sürede ortaya çıkmış değil. Yanlış yönetimler bir siyasetten ya da tek siyasetçiyle kısıtlı değil. 1962’den 2012’ye değin, enflasyon artışı da hesaba alınarak, yüzde 40’a yakın gelir yitişi var. 1950’de 2 milyona yakın nüfuslu Detroit nüfusun yüzde 63’ü azalmış durumda bugün. 2000’lerle yitirilen nüfus oranı yüzde 26 ve 2012 kayıtlarına göre nüfus 680 bin olarak biliniyor. Daha az nüfusun ilk getirisi, giderlerin azalması değil, vergi gelirlerinin azalması oluyor. 2000’li yılların başından bu yana işsizlik oranı üç katına artmış durumda ve yüzde 18’in üstünde çalışabilir insan işsiz konumunda. ABD’nin işsizlik oranının yüzde 7’nin biraz üstünde olduğunu düşününce, Detorit’e özgü sorunun deriniliğiyle yaygınlığı anlaşılabilir. Ayrıca, Detroit’in bağlı olduğu Michigan’da vergi oranları ABD’de en yüksek olmasının ötesinde, Detroit özelinde, yerel vergilendirme oranı en yüksekte. Son bir gerçeklik daha eklersek: Düşük gelirlilerin oranı nüfusun çoğunluğu.

Kısacası, geçici çözümün sonrasında, Detroit’in yeniden gelirleri giderlerini artar görünümünden çok uzak görünüyor. Ne olur sorusunun yanıtı, 1950’lerdeki günlerin çoktan gerilerde kaldığı ve 2000’lerle hızlanan düşüşün batığı getirdiği açıktır. 2000’lerle hızlanan düşüş ne oluyor? Son bir yılda kentiçi kamu yollarının ışıklandırılmasında, yüzde kırklık kesinti olduğunu bilmek yeterlidir sanıyorum. Refahın gerilediğinin, hizmetlerin nicelikselin ötesinde niteliksel olarak da azaldığı büyük gerçeklik.

Detroit batığından ençok zarar görenlerin düşük gelirlilerle, geliri olmayanlar gerçeği nasıl değiştirilebilir? Yıllarını Detroit’te görevli olarak yaşamış emeklilerin sayısı 21 bin dolayında ve bunlara ödenmek üzere yıllık 3,5 milyar dolarlık kaynağı belirsiz, daha açık söylenirse, kaynaksız zorunluluk beklemede. Yaşlılar, düşkünler kentten ayrılamazken çalışma düzeyine erişen nüfus zorunlu olarak kentten uzaklaşıyor.

Sonuçta, bugün için ödenmek zorunda birikmiş 18-20 milyar dolarlık borç yükü var. Detroit batık denirken, bu ödemelerin ödeme takvimi için bir yıllık tasarım geliştirme süresi kazanılmış oluyor.

Detroit’te çözüm diye: Çalışanların gelirlerini dondurmadan öteye azaltmayla, emeklilerin kazanılmış haklarında zorunlu kısıtlama çözüm olarak dayatılıyor. ABD’nin tarihsel olarak en güçlü sendikalaşmasının çözümsüzlüğü gerçel siyasilik olarak yaşanıyor.

Detroit’in bağlı olduğu Michigan eyaletinin mali koşulları, yardımcı olamayacak düzeyde batık. Daha da ötesi, ABD merkezi devlet yapısının da eli kolu bağlı. Neden?
Detroit’in durumunda olan kentlerin sayısını açıkça ortada sergilemiyorlar ama, az olmadığı biliniyor. 2008 duraklaması ve bunalımının sonuçları değil bunlar; 2008’i ortaya çıkaran gerçeklikler. Yerel yönetimler kaynaksız, gelirsiz giderlerini kısamaz durumda; merkezi yönetim de benzeri konumda.

Ford’un, GM’in, ve Chryseler’in Detroit’in çevresinde başladığını, yükseldiğini ve yaşadığını bilmeyen yok.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN:

http://salihyurttas.blogspot.com/
http://faculty.cse.tamu.edu/yurttas/y99/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.