Bay A Güler Geçer

Bay A Güler Geçer

0
PAYLAŞ

“Geçmiş geçmişte kalmıştır.” Bay A’nın bu özdeyişi her gün her meyhanede enaz on beş kıdemli ayyaşın söyleyebileceği sıradan bir sözdür. Olsun. Bay A kedi kuyruğuyla oynar gibi geçmişiyle oynayıp duran geri kafalı kişilerden değildir. Yaşayıp bitirdiği her şeyi, en sevinçli şeyleri bile unutur gider, daha doğrusu bilincinin görünmez bir yerine atar ve bir anımsatan olmazsa onu bir daha anımsamaz. Bilinci kişisel sorunlarla, neye yaradığı bilinmez anılarla, anlamsız yaşantı parçalarıyla dolsun istemez. Yani onun tükenmişle işi yoktur. “Önemli olsaydı bitmezdi” sözü de Bay A’nın bir başka önemsiz özdeyişidir. Bay A’nın geçmişle ilişkisi insanlığın tarihiyle ilgilidir, bir başka deyişle evrensel insan değerleri çerçevesindedir. İnsanın yarın diye bir kaygısı olmasaydı Bay A başını çevirip geçmişe bakmazdı diye düşünülür.

Bay A’nın şimdiyle ilgisi gündelik yaşam koşulları çerçevesindedir, onun dışında şimdiyle alıp veremediği yoktur. “An’ı yaşa!” sözüne deli olur. “An’ı yaşayanlar hayvanlardır” der. Öküz, şekerim, ne güzel hayvandır, otları o güzel ağzıyla yola yola canını besler, o anda ondan iyisi yoktur. Ot yemekten çatlayabilir. Bay A geçmişle sınırlı ölçüde ilgili olduğu gibi gelecekle de ancak belli ölçülerde ilgilidir. O kendi geleceğine aldırmaz: gelecekte hepimizi ölüm adı verilen ne olduğu bilinmez bir ucube beklemektedir. Bununla birlikte ikide bir insanlığın geleceğini derin derin düşünür Bay A. Düşünür ama kesin bir görüş geliştiremez, sağlam bir yargıya varamaz. Bu karmakarışık dünyada elli yıl sonra şöyle şöyle olacak diyebilir misiniz? Filozofsanız dersiniz, kimseyi inandıramazsınız. Bay A her şeyin her gün biraz daha iyiye doğru gittiğini bilir elbette. Bunu tarih bize apaçık göstermektedir. Artistlikle tarihçiliği bir arada yürütmeye kalkan ve ikisini de yüzüne gözüne bulaştıran genç hanımlar bile bunu biliyor olmalılar. Birine taş mı atıyorsun? Hayır. Şu nokta çok önemlidir: geleceğin insanları için yani yüzünü bile göremeyeceğimiz torunlarımız için çaba göstermemiz gerekir. Bunun için geçmişin o sonsuz kültür hazinesini çok iyi değerlendirmek ve yeni bir anlayış içinde dönüştürerek yarına açmak gerekir.

Gündelik siyaset Bay A’ya gülünç gelir. Parti başkanlarının demeçlerini bazen bıyık altından gülerek bazen de hatta kahkahalar atarak ve elbet vakit geçirmek için izlediği olur. Özellikle günün akşama dönen saatlerinde televizyonu açıp “Yağma gitti dostlar, gel kardeş mala gel, ablam şunu almadan gitme!” heyecanıyla verilen haberleri izlemek Bay A için ayrı bir zevktir. Bu haberlerin en önemli içeriklerini oluşturan çok değerli siyaset adamlarının kasılmaları da eğlenmek adına epeyce iyidir. Bay A için en büyük eğlence “meslektaşım” dediği seçkin profesörlerin ve derin araştırmacı gazetecilerin değişik kanallarda bazen canlı bazen cansız gösterime giren derin tartışmalarıdır. Onlar gerçekten bugünden yarını görmek gibi bir ustalığa ermişlerdir ve falcılardan ayrı olarak öngörülerini somut verilere dayandırırlar. Yardımcı doçent bazında sayıları hızla artan bu seçkin insanların gelecekte insanlığın başına neler geleceğini ayrıntılarıyla anlatmalarını dinlemek Bay A için büyük keyiftir. Bununla birlikte kendisi “keyif” sözünü duyunca kusacak gibi olur.

Okurlarımın bu sözlerimden bir takım gizli anlamlar çıkarmamalarını özellikle rica ediyorum. Şu dünyada her şey iyi niyetle anlaşıldığı ve yorumlandığı ölçüde insanlık için bir değer taşır. Profesörler toplumun en sağlam yerine yerleşmiş gönlü geniş kimselerdir. Kurulu düzenin beşiğinde bir o yana bir bu yana ışık saçan tuzu kuru güzel insanlardır onlar. Kendileri için öngörülmüş alanda siyaset yapmak ve insanlığın sorunlarıyla uğraşmak onları bilge kılmıştır. Konuşmalarından anlaşıldığına göre hemen hepsi siyasete meraklıdır ve birilerince çağırılmayı bekler dururlar. Aralarında belediye başkanına danışman olmak için istekli olanlar bile vardır. İnsanların varlıklarını yurt hizmetine adamaları kadar güzel bir şey olabilir mi? Bay A siyasete hiç meraklı olmadığı için bu kişilerin bu yöndeki heyecanlarını anlayamasa da onların yurt hizmeti için en uygun insanlar olduğu konusunda tam anlamında inançlıdır. Bay A bir bakıma toplumsal akışın dışına çıkmış bir garip adamdır. Bilmem gökbilgisine inanır mısınız? Yıldız falında ona ikide bir “akışta kalın” işaretleri veriliyor olsa da Bay A akışta kalma konusunda kesin isteksizdir. Onun akışta kalışı akışı gözlemlemesiyle ilgilidir yalnızca. Yıllarca hırslı insanlara gıpta ederek yaşamış birinin yaşlılık gelip çattığında hırs sahibi olması sözkonusu olabilir mi? “Hırs sahibi olmak dert sahibi olmaktır” der o. O daha çok akıştaki dostlarını gözlemlemekle vakit geçirir. Bir yerde korkunç bir komedi oynanıyorsa kendini bilen insan ben de oynayacağım diye tutturur mu?

BİR CEVAP BIRAK