Bazıları demokrasi sevmez…

Şu anda daha iyisi bulunamadığı için “en makul yönetim biçim” kabul edilen demokrasi, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler için lüks görülebilir.
Bu kimin işine gelir veya yarar bu tartışmaya girmeyeceğim, ama bizim ülkede kör-topal yürüyen bir sistem olan demokrasiyi hala hazmedememiş  aydınlarımızın var olması beni şaşırtmıyor, panikletiyor.
Bakıyorsunuz bir gün biri çıkmış…
“1960 İhtilali darbe değil, devrimdir” diyor.
Bununla kalsa iyi, demokrasi ayıbı olarak kabul etmek zorunda kaldığımız 27 Mayıs 1960 sonrası asılan üç siyasetcinin ölüm biçimi, yani idamı bile sevinç konusu yapılmış.
Bunu yapan bir yüksek yargı mensubu olursa.
Hukuksuzluk, hukuk adına savunulmuş olursa…
Yani yüksek bir hakim, hukuk dışı ihtilali devrim diye nitelerse bu bir hukuk cinayeti değil de nedir?
Üstelik devrim diye sıfatlanmak istenen 27 Mayıs 1960 askeri darbesi eğer “devrim”olsaydı peşpeşe gelen üç darbe ve idamlar ne anlama geliyordu o zaman.
Üstelik “devrim”denilen darbeden sonra yapılan anayasanın şu anda esamisi okunmuyorsa,
bu ihtilal nasıl Fransız Devrimi’ne benzetiliyor ki.

Evet demokrasimiz bu ve buna benzer olaylarla sıklıkla örseleniyor, örselenmeye çalışılıyor.
Hukukcular hukuk cinayeti işlerse olacağı bu.
Peki sık sık parti kapatmalara ne demeli?
Hele hele çok partili yaşamda geçen  yarım asırda 30’a yakın parti Anayasa Mahkemesince kapatılmışsa bu ne anlama gelir?
Tamam demokratik sicilimiz pek temiz değil.
Uygulamada ve uyarlamada dandik haller oldu, oluyor da.
Demokrasinin “cahiliye dönemini” de yaşadık.
Okuma oranlarının yerlerde sürünmesi sonucu demokrasiyi anlayamadık, tanıyamadık, içimize sindiremedik, bu da doğru.
Ama insaf ile söyleyelim ki, ihtilallere, darbelere ve post modern müdahale ve muhtıralara rağmen aldığımız yol az mıdır?
Fena mı oldu demokrasi denememiz.
Şu andaki tablo bazı yönleriyle tartışılabilir.
Yolsuzluklar vardır..
Kadrolaşma gırla gidiyor…
AK Partili aile şirketleri korunuyor, kayrılıyor ve zenginleştiriliyor.
Din siyasete zaman zaman veya sık sık alet ediliyor.
Şeriat isteyen yüzde bir oranındaki meczuplar ara sıra cübbelerini göstermek istiyorlar ama nafile.

Ama yine dikkat edelim ve çevremize bakalım.
Çok partili sistemlerle yönetilen bütün demokratik ülkelerde bu ve buna benzer şeyler yapılıyor ve yaşanıyor.
Bakınız dünün demirperdesi Soyvetler Birliğinden ayrılan ülkelerdeki yolsuzluk ve hırsızlıklara.
Bütün bunlar gelişmiş, sanayi devrimini tamamlamış, aydınlanma dönemini geride bırakmış en modern demokrasilerde dahi görülen olaylar.
Ama hiç kimse bu ülkelerde işler kötü gidiyor diye parti kapatmaya çaba göstermiyor.
Durup dururken yüksek yargı harekete geçmiyor.
Ben AK Parti sudan çıkmış ak kaşık demiyorum.
Bu parti ülkeyi cennete çevirmek için çalışıyor da demiyorum.
Hatta “inadına” işler yaptığı için, ortamı gerdiği için, arkasındaki “çılgın çoğunluk” oyları nedeniyle şımardığı için, zaman zaman değil her zaman dini siyasete alet etmek acıyla bahaneler icat ettiği için eleştiriyorum da. Hatta iktidar yorgunu AK Parti’nin düşüşe geçtiğine de inanıyorum.
Ama sandıkla gelen, sandıkla gitmeli diyorum.
Oyla gelen, oyla düşürülmeli diyorum.
Sandıkla gelen bir iktidar eğer, mahkeme kararı ile gidiyorsa ve bu sık sık yapılıyorsa sistemde değil bazı hukuk kurumlarında yanlışlık var demektir.
Yüksek yargı bizzat politikanın içine elini sokuyor demektir.
Herkes hataları yüzünden yıprandığını gördüğü iktidarın, geldiği gibi gitmesi için yapılan yanlışlar ve hataların çoğalmasını beklerken ve izlerken sanki gizli bir el AK Parti’yi durup dururken kapatmak için harekete geçti.
Bu harekete geçiş sonucu AK Parti kapatılmazsa buyrun size bir “mağdur” filmi daha.
Zaten lideri şiir okuduğu ve bu yüzden hapse atıldığı için mağdur duruma düştüğü iddia edilen bir partiye seçim kazandırıldı, hatta iki seçimdir iktidara taşındı.
İster misiniz bu vahim yanlış  hukuk girişimi sonucu AK Parti gelecek seçimde de Yargıtay Başsavcılığının partiyi “odak” göstermesi yüzünden hat-trick (üçleme) yapsın?
Gerçekten bu AK Parti mi ballı bir parti, yoksa bazı gizli güçler bu parti daha da kuvvetlensin diye mi ara sıra harekete geçiyor anlamış değilim.
Gelinen son noktadaki tahlilim bu.
Ya demokrasi biz fazla geliyor veya görülüyor.
Ya çok gizli eller, gizli güçler sık sık harekete geçiyor ve bizleri bir alamete bindirmeye çalışıyor.
Demokrasi adına “hayırlı traşlar” yani..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.