BBC neden ‘Gül’ demiyor ‘Gul’ diyor

BBC’nin İngiltere’de okunan haber bültenlerinde, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın adını Gül değil, ‘Gul’ diye okuyorlar.  Ve ilginç bir rastlantı: İngilizlere o ayni telaffuzlu kelime – İngilizcede ‘ghoul’ diye yazılıyor – ‘hortlak’ anlamına gelir.

Times,  Telegraph gibi gazetelere baksanız, onlar da Cumhurbaşkanı’nın adını İngilizcede ‘hortlak’ anlamına gelen ‘Gul’ diye yazıyorlar.
 
Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek mi istiyorlar, bu gazeteciler?   Hayır.

Peki, baskılarında Gül’u ‘Gul’ diye çıkaran gazetelerde, ki dünyanın en büyük, en zengin gazeteleri arasında, ‘ü’harfi bulunmuyor mu?   Yok, efendim, olur mu öyle bir şey?   Hem gani gani ‘ü’ harfi, hem bütün başka harfler vardır onlarda, tabii.  

Ve başka yerlerde kullanırlar.   Mesela Almancada ‘ü’ harfi çok vardır.   Ve o Gül’u ‘Gul’ diye çıkaran İngiliz gazeteleri, Almanya hakkında bir hikayede ‘ü’ harfi lazım olursa, hemen bulup kullanırlar.
 
BBC’ye gelince, radyoda, televizyonda okunan haberlere gelince, ‘ü’ demek, diyebilmek,  onlar için çok ciddi bir onur meselesidir.  Neden?   Fransızca bilmenin kültürel önemi.

Çünkü Fransızcada çok kullanılan bu ‘ü’ sesini doğru dürüst söyleyebilmek, İngiltere’de kendinizi kültürlü birisi olarak göstermek için çok önemlidir.   

Yani ‘ü’ diyemezseniz,  aptal, geri kafalı, dünya gormemiş tip olduğunuzu aleme reklam ediyorsunuz gibi sayılır.
 
Bütün bunun bir sonucu var.   O da, maalesef, halkla ilişki sahasına bizi geri getiriyor.   Daha doğrusu, Türkiye’nin halkla ilişki sahasındaki zayıflığını gösteriyor.
 
BBC’dekiler, Gül’un ismini ‘Gul’ diye okumaları, Türkiye’yi yeter derecede önemli bulmuyorlar demek.   Gazetelerdekiler için ayni şey: Türkiye hakkında haber yazarken, o ‘ü’ harfini çıkarıp kullanmayı, vazifeleri, kariyerleri için önemli saymıyorlar demek.
 
Halbuki, mesela Rus isimlerine geçsek, onları esas Rus usulu, hatta Rus aksanıyla okumak BBC elemanlarının kariyerleri için çok önemlidir.  

Bu geçen hafta, Rusya seçim sonuçlarını anlatırlarken, yeni Başkan Medvedev’in adını, Rus usulu, ‘Medvyedyef’ diye okumak onlar için çok önemliydi.   Ve tabii ki ‘Medvyedyef’ diye okudular, herkesin bilmesini istediler.

Ben bu küçücük noktayı, ‘Gül’ kelimesinin tembel ve yanlış telaffuzunu, Türkiye’nin halkla ilişki problemine koskocaman işaret direği olduğunu desem, hemen kendime de bir şahsi halkla ilişki problemi taratmak istemiyorum.   İlgilizi çekmek istiyorum.

Yani problem, Türkiye’nin dünyada az tanınması değil.   O da problem, tabii, ve Türkiye dışına çıkan herkesin kendi gözleriyle gördüğü bir problem.  

Ama ondan daha da büyük ana problem, Türkiye’yi daha iyi tanımanın önemini dünya pek anlamıyor. Ve onun için de ciddi, önemli olarak görmüyor.

Ve Türkiye’yi tanımayı önemli olarak görmezlerse, biz kendimiz Türkiye’nin imajının zayıf, yanlış ve kötü olduğunu görünce şaşamayız.

Bunun da çok basit bir nedeni var.   Türkler, tarih boyunca, halkla ilişkiye, dünyadaki imajlarına, hiç dikkat göstermediler. İmaj, mimaj gibi şeylere, ‘Haydi oradan, bana ne?’ dediler.   ‘Bize vız gelir oyle saçmalıklar’ dediler.

Ve hâlâ diyorlar.

İşte ben de onu değiştirmeğe başlamak istiyorum.   Ve yardımımıza gelen şu var ki, Türkiye’yi daha iyi tanıyanlar, her zaman Türklere karşı daha çok sevgi ve saygı göstermeğe başlarlar.

Bu önemli, çünkü iyi tanınmakla saygı her zaman aynı şey değildir.

Ancak, bu anda, halkla ilişkinin en önemli dersini unutmayım.  

O da, hele negatif haber verirken, fazla konuşmamakdır.

Daha fazla konuşmayım, bugün için bu kadar yeter.

_______________

* Yazarımız Namık Kemal’in torunun torunudur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.