Beklemek

“Beklemek mi bizim yaşantımız” diyor Yeni Türkünün çok değerli solisti Derya Köroğlu. Ve bu haftaki yazımın konusunu da kararlaştırıyor böylelikle.

Yaşamımızın üçte birini uyuyarak geçiriyormuşuz. Bilimsel bir araştırma yapılsa göreceğiz ki bir diğer üçte birini de beklemekle geçiririz ömrümüzün.

Bugün bir hafta sonu okulunda kurs vermeye giderken trafik aniden tamamen durdu. Bir saat boyunca M11 yolunun tekrar açılmasını bekledim. Kaza olmuş.

Okul girişi, şişman kursuyerle asansörün yukarıdan geri gelmesini bekledik. Asansörde gözlerimizi birbirimizden kaçırarak sabırsızlıkla üçüncü kata çıkmayı bekledik.

Dün hava dayanılmaz sıcaktı. 30 derece. Bütün gün eve gidip soğuk bir duş almayı bekledim. Böyle giderse bir an önce kışın, hiç olmazsa Sonbaharın gelmesini bekleyeceğiz.

Çalışırken pencereden dışarıya baktım. Her zaman işin oralarda gördüğüm yaşlı Kıbrıs’lı adam 43 nolu otobüsün gelmesini bekliyordu. Biliyorum. Çünkü hastane randevusuna gideceğini söylemişti bana kanser tedavisi için.

Şu an Eminönü, Kadıköy ve Karaköyde yüzlerce yolcu vapurun kıyıya yaklaşmasını bekliyorlar.
Schiphol, Newyok JFK, Delhi, Beyrut Hava Alanlarında ise yolcular çıkış kapılarında uçaklara binmeyi bekliyorlar. Dünyanın her yönüne uçacaklar.

Bir otel odasında bir adam eşinin hazırlanmasını bekliyor. 15 dakika içinde otelden ayrılmazlarsa yüzlerce sterlin vererek aldığı tiyatro biletleri boşa gidecek.

Bir kadın / erkek, eşinden / sevgilisinden “seni seviyorum” sözünü duymayı bekliyor.
Tüm yeni çıkan oyunlara, marka ayakkabı ve elbiselere sahip çocuk babasının “bugün okulda neler yaptın oğlum” diye sormasını bekliyor.

Bir hastane koğuşunda kanserli başka bir çocuk ölümü bekliyor. Haberi yok bundan ama. Küçücük elini saatlerce avucunda sımsıkı tutan annesi ise yavrusunun acılarının artık dinmesini.

Yattığı yatakta oldukça büzülmüş küçücük kız çocuğu birazdan merdivenlerde duyacağı melun ayak seslerini beklemekte.
Dayaktan vücudu yara bere içinde kalmış kadın sarhoş kocasının sızmasını bekliyor.

Sierra Leon’da gözleri yaşlı anne 10 yaşında askere giden oğlundan haber bekliyor.

Londra’nın göbeğinde, beş yıldızlı otelin birkaç sokak ötesindeki ünlü bir mağazanın önünde bir evsiz kadın, yağmurdan ıslanan mukava yatağının kurumasını beklemekte. Saat, gece yarısına beş kala.

Beklemek, beklemek, beklemek. İnternette ‘beklemekle ilgili sözler’ başlığı altında bir Google araştırması yapayım dedim. Karşıma 569 bin sonuç çıktı. Demek bu konuyu düşünen, beklemek üzerine şiir yazan, söz söyleyen çok insan varmış.
Kimisi beklemenin olumlu, kimisi olumsuz yönünü vurguluyor.

İnsan beklemeyi, umumiyetle, artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir.(Voltaire)

Zamanı hatırlatan herşeyden nefret ediyorum

Önce beklemekten

Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın

Ümit Yaşar Oğuzcan (Beşinci Mektup)

Yarın Londra’da bir parktaki festivalde Yeni Türkü konser verecek. Derya’yı yeniden dinlemek için yarını sabırsızlıkla bekleyeceğim. Hava yağmurlu. Yarın yağmamasını beklemekten başka elden ne gelir?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here