Beklemenin dayanılmaz ağırlığı…

Bölgede 50 veya 100 kilometrelik bir güvenlik şeridi oluşturmamız gerekiyor. Söz konusu güvenlik bölgesi, önümüzdeki iki ay içinde başlayacak olan İsrail-İran savaşında bize gerekecek, çünkü Kafkaslarda oluşturacağımız yeni güvenlik bölgesi sayesinde İranlı göçmenlerin Rusya'ya girişi engellenebilir" dedi.


Yukarıdaki açıklama bugüne (28 Ağustos 2008) aittir. Bu açıklama ile nasıl bir sonuca gideceğiz?


Açıklamadan anladığımıza göre son işgal, uzun süredir devam eden fiili durumun bağımsızlık ile sonuçlanması İran İsrail / ABD savaşının getireceği sonuçlara karşı alınmış bir durum değerlendirmesidir. Rusya güney sınırlarını güvene alarak İran'dan gelecek büyük göç dalgası önünde duvar örerek, kendi içinde gerçekleşen Çeçen savaşının daha da büyümesini önleyecektir. Eğer İran göçmenleri Rusya içine yayılırsa Rusya içinde var olan savaşların daha da büyüme olasılığı vardır. Beklenen savaşın tarihi gün geçtikçe azalmaktadır, Ağustos ayı ortasında vurulması beklenen İran saldırısı, Gürcistan devletinin parçalanması ile bir süreliğine ertelenmiştir. Bu konudaki görüşlerimi daha öncede yazdım.


Beklenen İran saldırısı çevre ülkeler içinde tusunami etkisi yapacağını tahmin etmek abartı olmasa gerek, bu yüzden ülkemiz iç işlerindeki düzenleme öne alınmış ve hızlı bir şekilde durağan ve olağan hale dönmesi sağlanmıştır. AKP kapatılma davası bu şekilde sonuçlanması hem ülke dışında hem de ülke içinde rahat nefes aldırması, beklenen operasyon ile ilişkisi olduğunu söylemek abartı olmasa gerek.


Kontrol edilemeyen güçlerin kontrol edilmesi süreci bu beş yıllık hükümet döneminde temel olarak yürütülen bir politikaydı. Kontrol dışı hareket eden güçlerin sistem dışına çıkarılması ve onlar hakkında davaların açılması bu sürece gelmesi tesadüfi olduğuna inanmıyorum. Çünkü kontrol dışı hareketler eğer kontrol altına alınmış olmasaydı Ergenekon davası olmayacaktı, çünkü Susurluk davasında olduğu gibi bir paşa kafasına göre hareket edip, ifade vermeye dahi gitmeyecekti. Bugün cezaevinde olan birinin demek ki gücü artık yoktur ve elinden alınmıştır. Dikkat edilirse Ergenekon davası hala görev başında olanlara yönelik herhangi bir girişimi olmamıştır. Davanın seyri bu kontrol edilebilen güçlerin yapacağı etkinlikler ile ölçülecektir, çünkü dava siyasidir, siyasi sonuçları olması doğaldır.


Çevremizde gelişen her hareket, bizim içişlerimiz etkilemeye devam edecektir. Ayın dünyaya yaklaşması ve uzaklaşmasında nasıl ki coğrafik değişim doğal karşılanıyorsa, çevremizde gelişen olayların ülkemizde yarattığı etkiyi de doğal karşılamak gereklidir. Bu değişim, iç dinamiklerin etkisinin ne kadar etkili olduğu ya da olacağını yaşayarak tekrar göreceğiz, çünkü bizdeki değişimlerin çoğu, dış etkilerin sonucunda olduğunu göz ardı etmemek gereklidir. İç dinamiklerimiz sanıldığı gibi güçlü bir yapısı yoktur. Bunun göstergesi olarak 12 Eylül ve sonrası gelişmelere bakmak yeterlidir. Eğer güçlü bir içyapımız olmuş olsaydı, değişim bu kadar hızlı ve köklü olamayacaktı. Bugünkü gençler 12 Eylül'de neler yaşandığını bilemez, çünkü iç yapımız o günleri bugünkü gençlere anlatacak düzeyde bir örgütlenmesi olmadığı ve toplumsal hafızamızın zayıf olduğun gösterir. Bu durumda iç dinamiklerin ne kadar güçsüz ve abartıldığı olduğu, sağlam temellerde olmadığını söyleyebiliriz. Bugün iktidarda olanların yarın %1'lere kadar düşmesi şaşırtıcı olmasa gerek! 


İran'a yönelik yapılacak saldırı sonucuna hazır mıyız? Bugünlerde İran ile yapılan anlaşmalar su üzerine yazılmış belgeler olup olmadığını ilerleyen günlerde göreceğiz, çünkü daha önce yapılan doğalgaz anlaşması kum üzerine yazıldığını ve tek yönlü yorumlandığını her kış döneminde de yaşadık ve gördük! Dış güçlerdeki değişim bizim içte savrulmamıza neden olmaktadır. İran'dan gelecek büyük bir göç dalgasına ne kadar hazırlıklıyız? Rusya sınırlarına duvar örerken, bizler ne yapıyoruz? Çok bilinmeyenli bir geleceğe doğru adım atmaktayız.


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 5 =