Beklenen abla..

Bir bakış fırlatmıştı bana.. Galapagos kertenkelesi gibi hissettim kendimi.


İnsanlara değer vermeyen, kadınları aşağılamaktan zevk duyan arkadaşım yirmi yaşındaydı.. O amansız hastalığı nedeniyle Heidelberg Üniversitesi’nce kendisi için özel hazırlanmış, yüksek dozda uyuşturucu kapsayan ilaç, onu değişik bir tip yapıyordu.. Şoförüyle evlenen annesine, nasıl davrandığını gözlerimle gördüm..


Misafir gelmiş ve kovulmaktan beter edilmişti. Bayan ‘Para, para, para’ onun yengesiydi.. Ona da, ‘-Sana bitiyormuş, aranızı yapayım mı?’ sorusunu tabii bir şekilde sorabilirdi de.. Kadınları bir meta gibi görürdü, arkadaşımız Orhan Günşiray; ki o tarihlerde altıcı karısıyla evliydi, onun yanında bir kadın hakları savunucusu sayılabilirdi..


Yüzümü, gözümü açalı çok olmuştu.. Kıllı Nermin’e telefon açar, kızlar sipariş üzerine gelirdi. Beğenmediğini, çevirirdi de..Ve grup seks yapardık. Ben, onun maço havalarına hayrandım. O da, bende bir şeyler buluyordu her hal, aynı yatağı paylastığımıza göre.. Beni yanından ayırmazdı pek, o tarihte pek içmezdim de.. Güzel günlerdi onlar.


Beauvoir halt etmiş.. ‘Kadın doğulur!’ Hani, Zorba’nın söz ettiği Osmanlı Hanımı oydu.. Günlerdir yolu bekleniyordu. Toto’nun bir insana bu kadar önem atfetmesine anlam veremiyordum!.. Ve de kadin oldugu, göz önüne alınırsa.. Sanırım, onu bir insan olarak görmüyordu.. Haklıydı da. Suna ablasına, ki arada sırada konuk olurdu, fazla tepki göstermezdi. Ama beklenen Abla, saygı, korku belki de bir tapma hissinin temsilcisiydi…


Baden’de yaşıyordu ve Toto’yla, Heidelberg günlerinden bu yana, görüşmesi mümkün olmamıştı. Kimsesi yoktu.. Türkiye’ye de, bir miras işi için geliyordu. Toto başka odaya geçmiş, dairesini Abla için hazırlatmıştı, deniz görüyordu o süit. İnsanları hiçe sayan Toto’yu, kendisine bağlamayı nasıl  başarmıştı?.. Nasıl olurdu?..


Geleceği günü bildirmemiş, otelden telefonla aramıştı.. Sanırım, karşılamaya gelmesini istememişti. Rahatsızlık vermemek için de otele yerleşmiş, Toto’yu hayal kırıklığına uğratmıştı. İnsanlara dik bakarım, tehdit, bazen küçümseme ifadesi vardır gözlerimde.. Gece mavisi bir arabadan indi, parfüm şişesi rengi gibi..


O ayaklar, bir ölümlüye ait olamazdi.. Ne estetik ve nasıl bir bakım ?.. Çevremin insanları, kendilerine özen gösterirlerdi de!.. Adımını yere atmıştı, gözlerim bir takıldı o takılış.. Nasıl baktığımı hatırlamıyorum da, rahatsız mı oldu, ya da muzipliğinden mi? Sonradan, öğrendim de.. Sanki bir kertenkeleydim, büyük bir kertenkele..


Özgürdü, göçmen bir kuştu o.. Candan’ın o erkekçe tavrı, yürüyüşü ve yaşı onu çağrıştırıyorsa da.. Aradaki fark, benim söz ettiklerimle Dante’nin, Beatrice hakkında döktürdükleri kadar büyük bir uçurum içeriyordu.. İlahi Komedya ve bir amatör. O bir feministti, kitabını yazmamıştı da, gerçek yaşamda oynuyordu o rolü ve de yakıştırıyordu. Görmek lazımdı onu..


Ve yeni bir yanımı da keşfetmiştim.. İlkelerimden, prensiplerimden, o tarihe kadar inandıklarımdan çok rahat vaz geçebilir, arkadaslarımı gammazlayabilir.. Hatta ruhumu satabilirdim.. Bir tek gülücüğüne. Gözlerinin rengi degiştiğinde titrer, hiç konuşmadan dinler ve seyrederdim onu.. Bir artistti o, söylemek istediğini, konuşmadan anlatırdı..


Pek içmiyordum, belki arada Laplap’ın viskisinden bir iki fırt çeker, antrenman çıkışında, Pasaj’da bir iki bira sallardım.. Hayatımda ilk defa, o akşam ölçüyü kaçırdım. Zaten ne yaptığımı bilmiyor, kendimi bir hiç gibi hissediyor, onu seyrediyordum.. İşaret parmağı burnumu buldu ‘ -Ezberleyemedin mi daha?’ diye, bir laf attı.. O ana kadar farkımda bile değildi.. Ve biz üç kişiydik..


O şekilde bir davranışı hiç hak etmiyordum. Kısa yaşamım boyunca, insanlar, onlarla birlikte olmamdan hep hoşnut olmuşlardı.. Benden yaşça büyüktü arkadaşlarımın hepsi, toplulukların zeki, sevimli, yakışıklı kardeşleriydim. O tavrı, onun haricinde birisi koysaydı bana, pişman ederdim onu.. Ama dikkatli, çok dikkatli davranmam gerektiğini anlamıştım..


Çünki, onsuz bir hayatı düşünemiyordum.. Makyavel’i çok iyi anlamıştım, o akşam. Alçak olarak anılmak, onun çevresinde olamamaktı benim için.. Beni beğenmesi için her bedeli ödeyecek, mutluluğumu önerecektim Şeytan’a .. Nihayetinde ilgilenmişti benimle, hem de teklifsizce.. Verdiği cezanın nedenlerini sonraları öğrenecektim de.. Son değildi.. 


Temmuzun ikinci haftası ve perşembe gecesiydi.. Bütün samimiyetimle, hangi yıldız kümesinden gelmiş olabileceğini sordum kendime.. Laplap ve kulüpteki yakınları, İmparatorluğun en fiyakalı tipleriydi.. Ve kendimi bildim bileli, onların arasındaydım. Çoğu, çalışmayı düşünemeyecek kadar sorumsuzdu.. Melahat Hanım olmasaydı şayet, Gündüz Ağabey ne iş yapabilirdi ki?.. 


Gözlemci kardeşiniz her birinden bir caka çalmıştı, iade edilmemek üzere.. Uzun boyumu taşıyabiliyordum. Serkeş yeşili bakışlarım vardı, romantikliğimi gizleyen. Söz konusu günden üç yıl sonra, İstanbul ve Ankara ağır sikletlerini dövüp, şampiyon olduğum dikkate alınırsa, bana çocuk da denilemezdi.. Büyümüş ve de küçülmemiştim.. Yaa öyle işte..


Redford gibi yürürdüm.. Brando, benden ödünç almıştı bakışlarını.. Cyrano, sözcüklere benim kadar hakim miydi acaba? Bir köpek balığı gibi yüzer, üç metre yükseklikten, iki karış suya dikilirdim. Hanımların parmak uçlarını, benim kadar yumuşak öpemezdi hiç bir Adem.. Her işe, en erken ben başlar, yaşıtlarımla muhatap bile olmazdım.. En büyüktüm ben!


Şeytan, önerdiğim bedeli kabul etmişti.. Aklımdan ölene kadar çıkmayacak olan o sahil ayaklarımızın altındaydı. Saat gecenin on biriydi, Demirağ Köşkü’nün iskelesinde yürüyorduk.


Muhasebesini yapmış, riski üstlenmişti. Şeytan’la pazarlık yapan, karşılığını, ödemeye öder de, faiziyle öder. Bana, Darwin’in, sürüngenine baktığı gibi bakmıştı.. Değişik bir türe, duyulan ilgiyle..


Bu masal, melodrama dönüşür arkadaşlar, kurgusu öyle.. Uzuun ve mutlu bir geleceğe giden yolda yürüyen, on altı yaşının baharında bir genç kızı ele almış olsaydım, öykü yine aynı sonla noktalanacaktı.. Ben, hüzünlü öykülere bayılırım çünki. Biraz gerçek, bir az hayalle karıştı. Ucundan yaşamamışsanız hayatı, o hislere tercüman olabilir misiniz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.