Belayı Obama temizler mi?

temizleme çabalarına gireceğine dair beklentiler içindeyseniz, hazırlanın hayal kırıklığına…! Çirkin yüzün beliren kırışıklığının ancak yeni maskesi olmaktan öteye geçemeyecek ve dünyamızı yeni tarz ekonomik köleliğe zorlayan patronların örtülü emperyalist planlarının maşalığını yapacaktır siyahi aktör! Az ihtimal olan ters bir direnmeye girişmesi halinde (daha önce de yazdım) başına gelecekler düşüncesi şimdiden tüylerimi ürpertiyor!


Kapitalizmin evrensel ütopyası olan ‘Sınırsız Ekonomi’nin açtığı savaşlar neticesi çöken ABD ve onun rotasında seyreden ülkeler, Bush başkanlığının angaje olduğu politikalar neticesi iflasa sürüklenileceğini çoktan okumuşlardı muhtemelen.  Örneğin Prof. John Gray, 2002 de yazdığı “False Dawn” isimli kitabında global kapitalizmin yakın gelecekte çökeceğini bir öngörü olarak açıklamıştı ilgili dünyaya. Amerikan parasına ve piyasalarına iç içe yapılanma aşkına kapılan ülkelerde şimdi değerler sıfırlanmaya mahkum olmuşsa bilin ki bu çöküşten faydalanmayı hesaplayan açıkgözler de olacaktır. O açıkgözler Prof. Gray’in gösterdiği tehlikeyi iyi okuyanlardır ki şimdi değişik projelerle dünyayı sömürmeye devam edeceklerdir. İşte Obama gibi kamufle bir yüzle baştan ama ayni hedefte iş görecek birisinin sahneye konması gerekmekteydi ki o yapılıyor. Obama’nın seçilmesi o yüzden belki de dünyanın başına daha sinsi bir tehlike getirecektir.


Dünya bir yana, Obama’nın seçilmesiyle Türkiye’nin geleceğine uygulanacak hedeflerin ne olacağını hesaplayan bir siyasetimiz var mıdır dersiniz? Neo-Con’ların aşikar olan niyetlerine ‘Eş Başkan’ olan bir yönetimin Obama idaresinde, parçalanmış Türkiye haritalarına itiraz mahiyetinde yapabileceği bir gücü kendinde görebilecek midir? Yoksa değerlerin kaybı ile çok ucuzlayan ‘Özelleştirme’ yi devam ettirerek kapitalizmin iflasından faydalanma cingözlüğü içerisindeki açıkgözlere Türkiye’nin geri kalan değerleri de açık kapatmak için peşkeş mi çekilecektir göreceğiz…!


Ya Milli Politikalar?
Başkasının eli ile orgazm olmayı deneyenlerin milli politikası olur mu diye sormalıyız kendi kendimize. Hele ekonominiz de çökmüşse ve ülkeniz yaşam gücünü başkalarının vereceği yüksek faizli borçlara bağlamışsa..! Üretim durmuşsa veya ürettiğinizin bedelinin üstünde alıcısı bulunamıyorsa..!
Dahili ve harici düşmanlarınıza da yeteneksiz ve pısırık politikalarla boyun eğme eğiliminde iseniz..! Obama’nın seçim meydanlarında beyan ettiği Ermeni ve Kıbrıs politikalarında yaratacağı fırtınaları hangi sığınaklarda geçireceksiniz? AB’nin Ayrılıkçı mezhep ve ırkçı kışkırtmalarına duyarsız kaldığınıza uyanıp daha şahsiyetli dış siyaset uygulama gücünüzü kendinizde bulabilecek misiniz?


Ya Kıbrıs?
1963-74 yılları arasında ‘Eritme’ politikalarına göğüs geren Kıbrıslı Türklerin, Rum’un AB üyeliği ile ele geçirdiği serbest göç imkanlarına kapılarak Ada’dan ayrılmasının kısa sürede nüfusunu sıfırlayacağını görebilen var mı acaba? Bu ciddi durumu hiçe sayan bir anlayışın ileride Türkiye’yi Meis adasından sonra İskenderun’a kadar kapatacak sınırların oluşturacağını ve o sınırların güneyine geçmek için Yunanlıdan izin gerekeceğini hesaplayan milli politikalar nerede?


Kapitalizmin iflası ile kendimizi boşa düşmüş gibi görmenin faydası yoktur. Ustalık şimdi açıkgözlerin çöküntüden kurtaracakları ganimete ortak olmadır. Ülkeyi her yönü ile seferber edecek programlara yöneltme milli varlığımızın gereği olmalıdır. Globalleşme safsatasının asıl maksadı ülkeler halklarını gönüllü veya zorla ABD çıkarlarına işletmekti. Zorlamaya karşı karşılaştığı direnme canına okumuştur. Başka bir ‘İzm’ platformunda insanlığı haraca bağlama imkanına ulaşmadan hem ülkemizin hem de dünya ezilmişlerinin ümidi olacak öncü politikalar üretmek biz Türk insanına da yakışmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.