Belediye Başkanı ve Meclis üyeleri tamam da ya sendika?

Lefkoşa pislik içinde!
Lefkoşa Kaymakamı kenti temizlemek için çırpınırken onu ziyaret eden sendikacıların tek sorunu vardı: “Çöpleri toplatmayın!”.
İşte KKTC’nin asıl sorunu burada!
Bugün haklı ya da haksız bir şekilde “Belediye Başkanı’nı istemiyoruz!” diyenler yarın yine demokratik bir seçimle göreve gelmiş bulunan “Başbakanı istemiyoruz!” dediklerinde ne olacak?
Hükümeti anlıyorum.
Lefkoşa’da belediyecilik adına büyük hatalar yapıldı. Kesinlikle Belediye Başkanı ve son zamanlarda bazıları “kameralar karşısında konuşmaktan çok hoşlanan” Belediye Meclis üyeleri bu konuda en büyük sorumluluğu taşımaktalar.
Bakanlar Kurulu çaresiz kaldığından ve başka bir seçeneği de göremediğinden belki de KKTC tarihinde bundan sonra önemli adımlara kapı aralayan bir karar aldı. LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları ve Belediye Meclis Üyeleri’nin 90 gün süreyle zorunlu izne çıkarılması yönünde yasa gücünde kararname çıkardı.
Tüm yetkiler Lefkoşa Kaymakamlığı’nda artık. Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana benim Almanya’da alışık olduğum şekilde tam bir devlet memuru. Masa başında oturmayan ve makamının sorumluluğunu dört dörtlük taşıyan bir şahsiyet. Lefkoşalılar için büyük bir şans!
Bundan sonrası çok daha önemli!
Lefkoşa Mars’ta bir krater kenti değil.
Sıcak ve her geçen gün daha da ısınan bir coğrafyanın ortasındaki Türklerin devletinin başkenti.
Kanlı Esad Diktatörlüğünün “cami duvarına işeyenleri” hatırlatırcasına haince bir uçağımızı düşürdüğü ve şehit pilotlarımızın naaşlarının henüz bulunduğu Akdeniz’in Doğusunda bu coğrafyanın süper gücü Türkiye’nin hem kendi hem de KKTC’nin çıkarlarını korumak için büyük bir çaba verdiği yaşamakta olduğumuz günlerde Lefkoşa’da yaşadıklarımız kesinlikle kabul edilebilir gelişmeler değil.
Ne KKTC’nin ne de Türkiye’nin insanları, pislik yuvası haline gelmiş ve bazı noktalarında lastiklerin yakıldığı Lefkoşa Sokaklarını hak etmiyor!
Lefkoşa nedeniyle gündeme gelen İç Politik sorunlar Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik uğraşlarımıza ayakbağı olmaktalar.
KKTC’de asıl sorun AB’de hiç bir ülkede olmayan bir konumda olan sendikalar. Yunanistan hariç! Orayı da batırmayı başardılar zaten!
Demokrasinin beşiği diye tanımlanan AB ülkelerinin hiç birinde devlet memurları sendikalı olamaz. Çünkü bu devletin işleyiş felsefesine aykırıdır.
Demokrasinin beşiği diye tanımlanan AB ülkelerinin hiç birinde ülkenin başkentinde yaşamakta olan insanların sağlığı ile bu şekilde oynanamaz. AB ülkelerinde devlet bu tarz amacını aşan durumlarda müdahale eder. Halk gerekirse kendi duruma el koyar ve çöpünü toplatır.
Elbette herkes maaşını almalı. Kimse aylarca maaşını alamadan yaşamamalı. Ancak bu normalde 400 kişinin çalışması gereken bir işletmede 1200 kişi çalıştırarak olmaz.
KTHY sadece ve sadece bu nedenle battı.
Aynı durumda olan adını yazmayacağım devlet kurumlarının da ömrünün artık çok kısa olduğunu biliyoruz.
Bir işyerinde kapasiteyi bir kaç misli aşan sayıda çalışan olması sadece yöneticilerin değil aynı zamanda bu ülkenin en büyük hatası konumunda olan geçmiş dönemde kabul edilmiş yasalarıyla tüm dengeleri bozar bir vaziyette donatılmış sendikaların da suçu. Üyelerinin ekmek parasını kazandığı işyerlerinin çökmesine neden olacak şekilde bol sayıda elemanın işe alınmasına en başta karşı çıkması gereken onlar değil mi?
İşte LTB!
Dobra, dobra konuşacak olursak, bunca yıldır neden tavır alıp “bu işletmeye daha fazla işçi alınmamalı” deme ihtiyacı duymadılar?
KKTC’nin acilen cesur bir ‘sendikalar kanunu reformuna’ ihtiyacı var. İş dünyasında güçler dengesinin adil bir şekilde düzenlenmesi şart!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 3 =