Ben kendimi Sen sanıyordum..

Bir sarhoşun duvara çarpan sesi

sabah beş civarı beni uykumdan silkeledi.

Asya’nın üzerinden kıpkırmızı bir bulut

karşı kıyıya uzun bir ip gibi gerilmişti.

O kadar kıpırtısızdı ki sabah…

Hiç bir şey hafifletmiyordu kalbimin ağrısını,

meğer ne kadar ağırmış kendine sarılırken insanın kolları…

Ben bunca zamandır kollarımı sen sanıyordum..

Fırsatlardan eylemlere doğru bir boşluk…

Ben seninle anlardan anılar doğuruyordum…

Ve yıllar önce kaybettiğim ayakkabıyı sende arıyordum.

Nefesimi tutuyordum nefesini duymak için,

‘ya ölürsen’ diye korkularım vardı.

Bir sabah çok erken

aynaya bakışındaki bir anlık durakta

sorgusuz girebilmek için kirpiğinin arasına,

yüzünde ışıldayan suyun sildiği

ellerin olmak istiyordum.

“Değer mi hiç” diyorlardı…

‘Değer’ diyordum… ‘değer sevdiğine en kolay lokma olmaya’…

Everest oluyordum başkasına

en çıkılmaz dağ, en yürünmez ova…

Tertemiz bir coğrafyada,

kimsenin ayak basmadığı bir kıta’da

seninle doğmak istiyordum.

Senden kulelerim senden heykellerim senden anıtlarım vardı…

Sana gidiyordum senden geliyordum…

Kıtalar arası bir metcezir…

Ve uyurken ve uykuluyken ve uyanmak üzere

şarkılarım vardı ve şiirlerim olacaktı daha.

Ve bir gün… sabaha karşı…

kendime soyundum aynada.

Meğer şahlanan benim sarhoş sesimmiş karanlıkta.

Asya’nın üzerinden Avrupa’ya gerilen kırmızı ip

O an koptu bir kıtadan bir kıtaya..

Ben kendimi bunca zaman sen sanıyordum…

Sana çıkmaya çabaladığım her yolda

kendime varıyordum…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.