Beni de Büyüknohutçu çifti gibi öldürecekler!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Ispartalı doğa savaşçısı Mahmut Aksu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu sözlerle seslendi: “Bir daha meydana çıkar, tankların altında ezilirsem hem bu dünya, hem ahiret bana zehir olsun…”
 
Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Haskızılören köyünde faaliyet gösteren Bonamer Mermer ve Demirçelik San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait mermer ocağının ağaç katliamı yaptığını ve tohum meşcere sahasına moloz döktüğünü öne süren Mahmut Aksu, durumu dilekçelerle yetkililere bildirdi. Ancak Antalya ve Isparta sınırında bulunan mermer ocağıyla ilgili şikayeti iki ayrı ilin yetkilileri tarafından birbirine havale edilince çareyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a dilekçe yazmakta bulan yaşam savunucusu Aksu, “Sayın Cumhurbaşkanım, eninde sonunda beni de Antalya’da öldürülen Sayın Ali Ulvi Büyüknohutçu ve değerli eşi gibi öldürecekler bunu not edin. Ama ben rabbime kavuşmaktan orada bu kanunsuzlarla hesaplaşmak için beklemekten korkmayacağım. Bir daha bu vekiller için meydana çıkar, tek bir kurşun sıkar, tankların altında ezilirsem hem bu dünya, hem ahiret bana zehir olsun” ifadelerini kullandı. 
 
DOĞA SAVAŞÇISI MAHMUT AKSU’NUN AĞAÇ KATLİAMI İSYANI
Isparta’da yaşayan doğa savaşçısı Mahmut Aksu, yıllardır doğduğu köy olan Çandır ve çevresindeki mermer ocaklarının yarattığı doğa katliamlarına karşı hukuk mücadelesi veriyor. Açtığı pek çok davayı kazanan Aksu, mermer ocaklarının ruhsat sahaları içinde kalan birçok arkeolojik alanın da tescil edilerek korunmasını sağladı. Son olarak Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Haskızılören köyünde 5 yıldır faaliyet gösteren Bonamer Mermer ve Demir çelik San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait mermer ocağının ağaç katliamı yaptığını ve tohum meşceresi olarak ayrılan alana pasa (moloz) döktüğünü öne süren Mahmut Aksu, bununla ilgili Antalya ve Isparta’ki orman bölge müdürlüklerine birer dilekçeyle başvurarak alanın denetlenmesini talep etti.
ANTALYA VE ISPARTA’DAKİ YETKİLİLERE BAŞVURDU, SONUÇ ALAMADI
Mermer şirketinin eski Tarım Bakanı Faruk Çelik’in yakınlarına ait olduğunu ileri süren Aksu, dilekçesinde ayrıca bölgedeki tarım alanlarının da zarar gördüğünü belirtti. Aksu’nun dilekçesine yanıt veren Isparta Orman Müdürlüğü, söz konusu mermer ocağında inceleme yapıldığını belirterek, mevzuat dışında bir uygulamanın bulunmadığını bildirdi. Mahmut Aksu’nun dilekçesine yanıt veren Serik Orman İşletme Müdürlüğü de mermer ocağının ormanlara ve tarım alanlarına bir zarar vermediğini belirterek, söz konusu faaliyetin izin alınan sahalar içerisinde yapıldığını bildirdi.
AĞAÇ KATLİAMINI GÖRÜNTÜLEYİP CUMHURBAŞKANI’NA GÖNDERDİ
Ancak her iki kurumun yanıtlarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Mahmut Aksu, mermer ocağının bulunduğu bölgeye giderek yapılan ağaç katliamını ve tohum meşceresine dökülen paşaları tek tek görüntüledi. İddialarını belgeleriyle de ortaya koyan Aksu, bu kez de Isparta ve Antalya valilikleriyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a birer dilekçe yazarak orman katliamının durdurulmasını istedi.
‘YETKİLİLER KATLİAMLARI GÖRMEZDEN GELİYOR’ İDDİASI
Dilekçesinde, söz konusu mermer ocağının kanunsuz biçimde doğayı katlettiğini öne süren Aksu, Antalya ve Isparta orman bölge müdürlüklerinin bu katliamları görmezden geldiğini savunarak, “Kendilerine defalarca dilekçeler vermeme rağmen topu birbirlerine atmaktadırlar. Bonamer firması, Haskızılören köyünde açılan mermer ocağında pasa dökümü yapması yasak olan tohum meşcere sahasına pasa dökmüş, birçok orman ağacının kırılmasına, yıkılmasına neden olmuştur“ iddialarını yineledi.
‘SAYIN CUMHURBAŞKANIM, BENİ DE ÖLDÜRECEKLER BUNU NOT EDİN’
Dilekçesinde, “Sayın Cumhurbaşkanım, eninde sonunda beni de Antalya’da öldürülen Sayın Ali Ulvi Büyüknohutçu ve değerli eşi gibi öldürecekler, bunu not edin” diye seslenen Mahmut Aksu, “ama ben rabbime kavuşmaktan orada bu kanunsuzlarla hesaplaşmak için beklemekten korkmayacağım. Bir daha bu vekiller için meydana çıkar, tek bir kurşun sıkar, tankların altında ezilirsem hem bu dünya, hem ahiret bana zehir olsun” ifadelerini kullandı.
‘ARTIK ANLIYORUM Kİ BİZLER 15 TEMMUZ’DA BOŞUNA ÖLMÜŞÜZ’
Mermer ocağının yasalara aykırı uygulamaları hakkında Isparta ve Antalya valiliklerine yaptığı başvurulara rağmen 5 yıldır önlem alınmadığını belirten Aksu, “mermer firması bir günde tüm mermer ocağının etrafını demir korumalarla çevirdi. Rezillikler bu kadar belli iken hiçbir kurum mermer firmasına tutanak tutmuyor, tutamıyor. Mermer ocağını kapatamıyor. Sayın Cumhurbaşkanım, kim bu Bonamer firması? Ensesi bu kadar mı kalın? Artık anlıyorum ki bizler 15 Temmuz darbe gecesinde boşuna ölmüşüz. Boşuna tankların altında lime lime doğranmışız. Artık ben ‘buğz’* ediyorum” dedi.
‘KORKMUYORUM AMA ARTIK UTANIYORUM SAYIN CUMHURBAŞKANIM’
Ben devletime güvenerek bir dilekçe gönderiyorum. Devletim beni koruyacağına, ismimi saklayacağına ismim herkesin dilinde” diyen Mahmut Aksu, “aklıma Antalya’da mermerciler tarafından katledilen Ali Ulvi Büyüknohutçu ve değerli eşi, sonrasında cezaevinde ortadan kaldırılan katili geliyor. Korkmuyorum. Benim Cumhurbaşkanım 15 Temmuz darbe gecesinde korkmamış ki, benim Isparta valim Sayın Şehmuz Günaydın Bey darbe gecesinde göğsünü siper ederek darbecilere Eğirdir yolunu dar etmiş iken benim değersiz canım ne ola ki? Ama artık utanıyorum sayın cumhurbaşkanım. Yetimlerin, gariplerin hakları olan bu kamu malları nasıl bu kadar fütursuzca peşkeş çekiliyor anlamıyorum. Bu Bonamer firmasına tutanak tutmakla görevli olan Antalya Orman Bölge Müdürlüğü neden bu tutanakları tutmuyor? Eskiden ormanın içine girilse güneşi göremezdiniz, şimdi güneşten saklanacak bir dal yok” ifadelerine yer verdi.
MERMER OCAĞI ÇED KAPSAMI DIŞINDA TUTULMUŞ
Haskızılören köyünde ‘İR: 200710352 Ruhsat No’lu sahada faliyet yürüten mermer ocağı için ÇED gerekli Değildir kararı verildi. Çıkarılan mermerin yaklaşık yüzde 75’inin pasa olarak ayrıldığı belirtiliyor. Yaklaşık 100 hektarlık ruhsat sahası bulunan mermer ocağıyla ilgili hazırlanan proje tanıtım dosyasında, üretim zaiyatı olarak adlandırılan atıklarla ilgili şu ifadelere yer veriliyor: “Mermer üretimi sırasında atmosfere ve kara ortamına kalıcı etki meydana getirebilecek atık açığa çıkmayacaktır. Üretilecek olan blok Mermer ile birlikte açığa çıkacak olan pasa, 35 derece yığın açısını sağlayacak şekilde pasa alanında depolanacaktır. Faaliyette 18 Mart 2004 tarih ve 25406 sayılı resmi Gazetede yayımlanan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’ ne uyulacaktır.”
Önceki haberÜç yapay Uzungöl’den sonra 11 yeni Ayder Yaylası daha geliyor!
Sonraki haberTrump Güney Kore’de
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.