“Benim Gözümden” ve sitem

“Benim Gözümden” ve sitem

0
PAYLAŞ

Hasan Çakmak devamlı üreten, çalışkan ve duyarlı bir yazarımız. İsmini çok duyduğum bu önemli yazarımızla iki yıl önce “Deniz Bey” isimli kitabını tanıtmak için Londra’ya geldiği zaman tanışma şansı yakaladım.

Hasan Çakmak’ın kitaplarının birçoğu Kıbrıstürk kültürünü tanıtmak ve yaşatmak amaçlı. Kimin aklına geldi şimdiye dek Deniz Bey gibi Kıbrıstürk toplumuna çok büyük katkılar yapmış mütevazı bir büyüğümüzü topluma tanıtmak? Tanıyorduk onu ama bir öğrenci olarak sadece bize ders kitapları satan bir kitapçı olarak tanıyordu birçoğumuz. Hasan arkadaşımızın sayesinde onun toplumumuza yaptığı katkıları ve ona karşı yapılan yanlışları öğrenmiş olduk.

“Kıbrıs Türk Müziği Tarihinden Kesitler” kitabından çocukluk ve gençlik yıllarımıza müzikleriyle damga vuran müzisyenler ve müzik gruplarını daha yakından tanıma fırsatı yakaladık. O zamanın şartlarında, çeşitli güçlüklere katlanarak bize moral veren bu vefakar ve cefakar insanları daha fazla takdir etmemize olanak sağladı değerli yazarımız. “Sıla Dört Efsanesi” kitabı, Kıbrıstürk kültürünün yaşatılmasına yapıtları ile çok büyük emekler veren bu efsane dörtlünün hem bizim hem de şimdiki nesillerin belleğimizde kökleşmesine olanak sağladı. Bu kitaplar aslında sosyal yaşantımızın anlaşılmasına da ışık tutan çok önemli çalışmalardır. İleride antropologların başvuracağı kaynak kitaplar değerindedirler bu yapıtlar.

Yazarın daha birçok önemli yapıtı var, ama ne kadar da bu yazı Hasan Çakmak’ın genel kitapları hakkında genel bir yazı değilse de “İki Cesur Yürek”ten bahsetmemek olanaksızdır. Yıltan Taşçı ve Adamos Katsontonis’in barış adına çıktıklaı müzik yolculuğunu anlatan öykülerini okuyup da duygulanmamak mümkün mü? Kitap üç dile çevirildi ve Kıbrıstürk edebiyatında hak ettiği yeri aldı.

Geçtiğimiz hafta Hasan Çakmak yine Londra’da idi. Bu sefer bir ilk olan yeni yapıtı ile ilgili yayın ve medya kurumları ile görüşmeler yapmak için gelmişti. “Benim Gözümden” ismini taşıyan ilk sesli kitap. Basit bir kitap değil de bir proje olan bu çalışma, genelde engelliler, özelde ise görme engelliler konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Daha önce kimse tarafından yapılmayan bir proje olması çalışmaya ayrı bir önem veriyor.

Londra’da iken BBC tarafından da ağırlanan yazarımız, buralara gelmişken kitabını bizim topluma da tanıtmak için kolları sıvadı. Geçen sefer ona tek destek olan Garden House Book Store, yine ona kapılarını açtı. Çalıştığım için o etkinliğe katılamadım. Ama geçtiğimiz Pazar gün Enfield Türk Okulundaki tanıtımda idim. Kısa bir takdimin ardından bir saat boyunca Lefkoşada düzenlenen kitapla ilgili etkinliğin BRT tarafından yayınlanan DVDsini izledik. Görme engellilerin doldurduğu salonda, kitap aralarında Kıbrıs’ımızın ünlü ses ve tiyatro sanatçılarının da bulunduğu kişiler tarafından seslendirildi. Salonda yaşanan aynı duygusal anları sayımız az da olsa, Oasis Academy okulunun küçük bir sınıfında bizler de yaşadık. Kitabın esas teması giderek kaybolmaya yüz tutmuş Kıbrıstürk kültürüne ağıt niteliğindedir. Ama en büyük özelliği geçmişte hiç düşünülmemiş bir gruba seslenmesi.

Etkinliğin yapıldığı Atatürk Kültür Salonunda, engellilerin günlük yaşamda hiç düşünülmediğine tanık olduk. Örneğin konuşmak için sahneye çağrılan fiziksel engelli bir dernek başkanı sahneye çıkamadı ve mikrofon oturduğu yere götürüldü. Görme Engelliler Derneği Başkanına sahneye çıkabilmesi için iki kişi yardımcı oldu, v.s., v.s. Hasan ve sunucu özel olarak bu düşüncesizlikleri vurgulamakla yetkililerin bu konularda dikkatlerini çekmiş oldular. Hasan’dan bu aksaklıkların giderilmesi için salonda bazı düzenlemeler yapıldığını duymak beni mutlu etti. Bu tür şeyler kararlılıkla üzerlerine gidildiği takdirde aşılabilecek türden şeyler. Esas sorun beyinlerdeki engelleri aşmak, ve duyarlılık ve farkındalık yaratmak.

Hasan Çakmak geçen yılın sonlarında Londraya geldiğinde toplumumuzdan gereken ilgiyi görmedi. Bu sefer de durum farklı olmadı. Garden House Book Store ve Enfield Türk Okulu dışında bu değerli Kıbrıs’lı yazarımıza sahip çıkan olmadı.

Aynı hafta içerisinde başka bir etkinlik düzenlendi. Türkiye Büyükelçiliği rezidansında genç bir piyanist için Büyükelçi himayesinde bir konser. Yüze yakın “davetli”nin katıldığı konser müthiş olmuş. Haberi veren gazeteci arkadaşıma Facebookda sitem ettim. Sitemim aynen şöyle idi: “Sanat adına büyük bir ayıp. Sanat elit kitlelere değil toplumlara mal edilmeli. Rezidanslarda sanat yapan sanatçılari ve katılanları şiddetle kınarım. Ayrıca büyük özveri ile yapıtlarını tanıtmak için çırpınan ve hiçbir devlet veya toplum desteği almayan sanatçıların etkinlikliklerine katılmaya tenezzül etmeyen ama kokteyllere ve rezidanslara koşan medya mensuplarıniı da şiddetle kınarım.”

Büyük bir ihtimalle KKTC Londra Temsilciliği personeli de rezidansdaki etkinlikte idiler. Garden House veya Enfield Türk Okulundaki etkinliğe katıldılar mı? Sizce?
Hasan Çakmak yoluna devam edecek. BBCnin önemsediği ama İngiltere’deki çoğu toplumumuzun duyarsız olduğu arkadaşım. Merak etme. Sayımız küçük de olsa seni takdir edenler olarak yanındayız. Yolun açık olsun.

BİR CEVAP BIRAK

thirteen + two =