Berlin duvarı yıkıldı mı?

Berlin duvarı yıkıldı mı?

0
PAYLAŞ

Berlin duvarının Türkler üzerine yıkıldığını, bu kadar yaşanmışlıktan sonra söylemeye gerek yoktur diye düşünüyorum! Duvar dibinde, “organik” tarım yapan – ‘Türk köylüsü’ – oranın işçisinin üzerine duvar yıkılmıştır. Doğudan gelenler, özgürlüklerinin ilk gününden itibaren duvarlardan kopardıkları taşları orada yaşayan yabancılar özellikle Türkiye’den gelenler üzerine atmıştır.

Berlin’in batı tarafını çeviren duvar, aslında sadece Berlin’i çevirmediği yıkıldıktan sonra anlaşılmıştır. Duvar, hala varlığını korumaktadır. Sadece Berlin etrafında değil, İstanbul’daki sitelerin etrafında da görebilirsiniz!

Duvar denince akla gelen Çin setti, Meksika sınırında göçmenleri engelleyen duvar ve İsrail’in Filistinlileri kendisinden ayırma duvarları…! Duvar ayrılık demektir. Duvar olan yerde öteki vardır. Öteki ile kendin aranda sınır çekmektir. Sınırlar artık her yerde ve duvarlar ile pekiştirilmektedir!

İstanbul’da oluşturulan sitelerin duvarları, Berlin duvarı boyutu gibidir. Sitelerin kenarlarından yürürken, güneşin engellendiğini görürsünüz! Sitelerin yüksek binaları yanında, yüksek duvarları da oradaki yaşamdan ayrılır! Duvar ayrılık demektir, izole yaşamın öteki adıdır.

Duvarların olduğu yerde, doğal yaşam yoktur. Doğadan koğuşun öteki adıdır. İnsan, kendisini duvar arasında izole ederken, doğadan kopuşunu da başlatmıştır. Doğadan koparken, sosyal yaşamdan da kopuşu sembolize eder. Karmaşalıklaşan ilişkiler içinde duvar, ayrışmayı sembolize eder.

Modern yaşamın günlük yaşantımıza girmesi ile birlikte duvarlar, sınıf farklılığını da daha çıplak olarak ortaya sererler, çünkü burjuvazi, göz zevkinin kirlenmemesi için zevkine uygun duvarlar örerek, hem göz zevkini, hem de yaşam kalitesini kendisine göre koruma altına almış olduğunu ilan etti. Şehirlerin karmaşası içinde duvarlar içinde yaratılan yeni siteler, çevrenin gelişmişliğinden ayrı olarak bir hülya içinde yaşamı, yani sırça köşkte yaşamı ortaya çıkarmıştır. Bu sırça köşklerdeki yaşam, ülke gerçekliğinden uzak, kendi gerçekliği içinde yaşamı ve ilişkileri ortaya çıkarmıştır.

Duvarlar, sırça köşkte yaşayanlar tarafından oluşturulmakta ve toplumun her katmanına zorla kabul ettirilmektedir. Duvarlar, bizim için doğal olmuştur, kanıksamışız ve de alışmışız. Sorgulamıyoruz, doğal bir şey gibi kabul ediyor ve kendi kaderimiz içinde yaşamaktayız. Duvarlar, insanlar arasında ayırımı daha çıplak olarak ortaya koyarken, kimse bu çıplaklığın farkında değildir. ‘Anne bak kral çıplak!’ diyecek çocuk cesaretimiz bile ortadan kalkmıştır!

Sırça köşkün, inanılmaz yüksek olan duvarına atılacak bir kafatası ile paramparça olacağını aklımıza dahi getiremiyoruz, çünkü ‘büyük birader’in gözleri ve kulakları altında yaşamayı doğal olarak kabul etmektedir.

Berlin duvarı, simgesel olarak yıkıldı ama duvar hala yerli yerinde durmaya devam ediyor. Yıkılan parçalar ise, orada yaşayan Türkler üzerine yıkıldı, o yıkıntılar içinde ‘orada kimse yok mu?’ çığlığını duyan yok! Çünkü faşizm, yeni biçimi ile hayatta yerini bulurken, ayrımcılık ve dışlamacılık o kadar ince yapılmaktadır ki, kimse bir ayrımın ve ayrışmanın içinde yaşadığının farkında dahi değildir.

Duvar, gerçekten Berlin’de Brandenburger Tor (Brandenburg kapısı) önünde yıkılmıştır. Ama yaşamın her alanında varlığını dahada güçlendirerek devam etmektedir.


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

BİR CEVAP BIRAK