Beyşehir Gölünde o proje uygulanmayacak

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE- Milli Park ve içme suyu rezervi olarak korunan Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü Beyşehir Gölü kıyılarının yapılaşmaya açılacağı endişelerine neden olan o proje uygulanmayacak…

Konya ve Isparta sınırlarında bulunan Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü, içme suyu rezervi olmasının yanında milli park ve doğal sit alanı olarak da koruma altında. Son yıllarda kuraklık ve su alımlarına bağlı olarak su hacminde önemli kayıplar yaşanan 1121 rakımlı Beyşehir Gölü kıyısındaki Karaburun Mevkii’nde ilçe belediyesi tarafından yapılacağı açıklanan plaj, marina, kamping alanı, bungalov evler ve çadırlı kamp alanı gibi tesislerin uygulanabilir olmadığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz ay kamuoyuna açıklanan animasyon projenin bir tür ‘öneri’ niteliğinde olduğunu söyleyen Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, Karaburun Plajı’nda yalnızca günübirlik ihtiyaçlar için gerekli olan sızdırmaz foseptikli tuvalet ve soyunma kabini gibi üniteler yapılacağını dile getirdi. Beyşehir Belediyesi’nce kiralanan alanda temizlik çalışması yaptıklarını dile getiren Bayındır, kamuoyunda Beyşehir Gölü kıyılarının imara açılacağı endişelerine neden olan projeyle ilgili de “Bu proje tamamen üniversitenin güzel sanatlar bölümü hocalarının, ‘böyle olursa iyi olur’ diye sunduğu bir proje. Bu proje gösterildi ama uygulanacak bir proje değil. Milli Parkın uzun devreli gelişim planında bunlara izin verilmiyor” diye konuştu. 

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TATLI SU GÖLÜ VAR OLMA SAVAŞI VERİYOR

Konya ve Isparta illeri sınırlarında bulunan Beyşehir Gölü, Türkiye’nin en büyük içilebilir tatlı su gölü olarak biliniyor. Toplam 651 kilometrekarelik alanı kaplayan göl, deniz seviyesinden 1121 metre yükseklikte yer alıyor. İrili ufaklı 30’a yakın ada bulunan gölde Isparta sınırlarında yer alan Mada Adası, üzerinde insan yaşayan en önemli yerleşim. Geçmişte önemli bir iç su balıkçılığı potansiyeline sahip olan Beyşehir Gölü’nün suları uzun yıllardır tarımsal sulamada kullanılıyor. Ancak küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve yoğun su alımı gölün su rejimini olumsuz yönde etkiliyor. Buna bir de kapalı bir havza olan Konya havzasındaki yoğun yeraltı suyu kullanımı da eklenince Beyşehir Gölünün Türkiye’nin yok olma riski altındaki gölleri arasında anılmasına neden oluyor.

HİTİTLERDEN SELÇUKLUYA BİNLERCE YILLIK KÜLTÜR MERKEZİ

Beyşehir Gölü bir yandan var olma savaşı verirken bir yandan da muhteşem güzelliği ile bölge insanını kendine çekiyor. Anamas Dağı olarak bilinen Dedegöl Dağı’nın doğu eteklerinde uzanan Beyşehir Gölü ve çevresi neolitik çağdan beri önemli bir yerleşim ve yaşam merkezi. Gölün kuzeydoğusunda yer alan Sadıkhacı köyündeki M.Ö. 13. Yüzyıldan kalma Hitit Su Anıtı Eflatunpınar, batı kıyısında Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad’ın 13. Yüzyılda yaptırdığı Kubad Abad Sarayı ve Beyşehir kent merkezindeki 13. Yüzyıldan kalma Türkiye’nin en önemli ahşap direkli camilerinden biri olan Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii bölgenin köklü geçmişinin izlerini taşıyor.

HEM MİLLİ PARK, HEM SİT ALANI, HEM DE İÇME SUYU REZERVİ

Sahip olduğu doğal ve kültürel kaynak değerler nedeniyle çevresiyle birlikte 1993 yılında Milli Park ilan edilen Beyşehir Gölü kıyılarının önemli bir bölümü aynı zamanda doğal sit alanı statüsünde. İçme suyu rezervi olması nedeniyle Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Temmuz 2017’de çıkartılan Beyşehir Gölü Özel Hükümleri de gölün bir tür koruma anayasası niteliğinde.

Bütün bu koruma statülerinin uygulanmasında ve denetiminde çeşitli aksaklıklar yaşansa da Beyşehir Gölü’nün temiz ve sağlıklı biçimde geleceğe aktarılması için kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, belediyeler ve vatandaşlara önemli sorumluluklar düşüyor. İnsan kaynaklı kirlilik gölün en önemli sorunlarından biri.

İÇ TURİZM HAREKETİ GÖL KIYILARINDA KULLANIMI ARTIRDI

Son yıllarda artan iç turizm hareketliliğinden payını alan Beyşehir Gölü, ‘Konya’nın denizi’ benzetmesiyle anılıyor. Gölün güney kıyılarında yer alan Karaburun bölgesi ise uzun kumsalı ve çevresindeki doğal güzellikleriyle yaz aylarında Beyşehir’in en çok ziyaretçi çeken bölgelerinden biri. Yaz aylarında ilçe halkının yanı sıra çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların da göle girip serinleme ihtiyacını giderdiği Karaburun Plajı geçtiğimiz yıllarda Konya’da bulunan Milli Parklar 8. Bölge Müdürlüğü tarafından özel bir işletmeciye kiralanmıştı.

KARABURUN SAHİLİ YEREL BELEDİYEYE KİRALANDI

Ancak koruma statülerinden dolayı bu alanda yapılaşmaya izin verilmediği için sahili kiralayan işletmeci bu işten vazgeçti. Ardından ise Karaburun Plajı’nın Konya Büyükşehir Belediyesi’ne kiralanması gündeme geldi. Ancak sonunda Beyşehir ilçesi sınırlarındaki plajın yerel belediye tarafından işletilmesinin daha doğru olacağı düşünülerek geçtiğimiz Şubat ayında bu alan Beyşehir Belediyesi’ne kiralandı.

ÜNİVERSİTEDE HAZIRLANAN ANİMASYON PROJE TEPKİLERE NEDEN OLDU

Karaburun Plajının olduğu bölgeyi yaz sezonuna hazırlamak isteyen Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, 27 Nisan’da proje alanında basın mensuplarına bir açıklama yaparak burada uygulanacak projeye ilişkin bilgiler verdi. Ancak Belediye Başkanı Bayındır’ın paylaştığı animasyon projede yer verilen detaylar kamuoyunda göl kıyılarının yapılaşmaya açılacağı endişelerine neden oldu. Konya Karatay Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyeleri tarafından hazırlandığı öğrenilen projenin animasyonunda, sahildeki yamaçlara serpiştirilmiş bungalov evler, çadırlı ve karavan kamp alanları, restoren, kafeterya ve bir iç su olmasına rağmen yat limanı gibi ünitelere yer verilmesi tepki çekti.  Göl kıyılarının imara açılacağı endişesine neden olan projenin iptali için imza kampanyası başlatıldı.

BAYINDIR: ‘PROJE ÖNERİ NİTELİĞİNDEYDİ, UYGULANMAYACAK’

Ancak bölgede bulunan ve Beyşehir Gölü’nün niteliklerini bilmeleri beklenen bir üniversitenin akademisyenleri tarafından hazırlanan projenin uygulanabilirliği mevcut yasal düzenlemelere göre mümkün değil. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır da bu projenin uygulanabilir olmadığını dile getirdi. Geçtiğimiz ay kamuoyuna açıklanan animasyon projenin bir tür ‘öneri’ niteliğinde olduğunu söyleyen Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, Karaburun Plajı’nda yalnızca günübirlik ihtiyaçlar için gerekli olan sızdırmaz foseptikli tuvalet ve soyunma kabini gibi üniteler yapılacağını dile getirdi. Beyşehir Belediyesi’nce kiralanan alanda temizlik çalışması yaptıklarını dile getiren Bayındır, kamuoyunda Beyşehir Gölü kıyılarının imara açılacağı endişelerine neden olan projeyle ilgili de “Bu proje tamamen üniversitenin güzel sanatlar bölümü hocalarının, ‘böyle olursa iyi olur’ diye sunduğu bir proje. Bu proje gösterildi ama uygulanacak bir proje değil. Milli Park’ın uzun devreli gelişim planında bunlara izin verilmiyor” diye konuştu.

‘AMACIMIZ ALANIN GÜVENLİ BİR YER HALİNE GELMESİ’

Karaburun Plajı’nın yıllık 411 bin lira kira bedeli ile belediyeye kiralandığını söyleyen Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, “İnsanlar burada gelişigüzel suya giriyorlardı. Suyun içinde emniyet bandı bile atılmamış. Burası halkın hafta sonları arka planda mesire yaptığı, çocukların suya girdiği bir yer. Bizim bu işi almamızın sebebi, alanın denetimli ve güvenli bir yer haline gelmesi. Allah korusun yanlış bir şey olur diye biz buraya sahip çıktık” dedi.

‘KARABURUN BÖLGESİ BETONLAŞTIRILMAYACAK’

Çevre ve kumsal temizliği yapılmasının ardından 5 Temmuz’da kullanıma açılacağını belirttiği Karaburun bölgesinin betonlaştırılmayacağını dile getiren Belediye Başkanı Bayındır, “Bunu TRT’de de söyledim ben. ‘Gelin burada çekin, nereye beton atmışız, parsellenen neresi var? Ben bağımsız Belediye Başkanıyım. Beyşehir Gölü için zamanında Demirel ile kavga ettim. Gölün içme suyu kaynağı olmaktan çıkarılması girişimlerine karşı çıktım, hayır dedim” şeklinde konuştu.

‘ALLAH TABLO GİBİ GÜZELLİK VERMİŞ, BİZ SADECE BUNA ÇERÇEVE YAPALIM’

Beyşehir Gölü’nün kıyılarında ağaçlandırma ile yeşil kuşak yapılmasından yana olduklarını dile getiren Belediye Başkanı Bayındır, “Allah buraya tablo gibi bir güzellik vermiş. Biz sadece buna çerçeve yapalım. Bisiklet yolları, yeşil peyzajların olduğu bir şekle sokalım. Beyşehir Gölü’nün kıyısında yapılaşmaya izin vermemeliyiz” dedi.

YAPILAŞMA TARTIŞMASINI BAŞLATAN AÇIKLAMANIN YER ALDIĞI HABER

Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, 27 Nisan’da Demirören Haber Ajansı (DHA)’da yer alan haberde yer verilen açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Beyşehir Karaburun’da 188 hektarlık bir alanda plaj, marina, kamping alanı, bungalovlar ve çadır kamplı tesisler olmak üzere kapsamlı bir çalışma yaptık.

Projenin animasyonunu sosyal medya yoluyla vatandaşımıza izlettik. Görüşlerini aldık. Beyşehir, Konya için deniz niteliğindedir. Bu projeyle Konya’mızın, İç Anadolu’nun yazlığı olacak bir yer hazırlıyoruz. Bu sene plaj, karavan ve günü birlik kamping alanını çözeceğiz. Manzaraya hâkim bir yerde kademeli bir biçimde bungalovlar yerleştireceğiz. Plajın arka planında, sazın içinde çakma ağaçlarla ahşap yapı kavramıyla yine bungalovlar ve kameriyeler çözeceğiz. Plajımız, Akdeniz de ne varsa; şezlonguyla, çadırıyla, şemsiyesiyle tabi gözetleme kulelerine kadar düzenli bir biçimde, buraya gelen vatandaşın hem kendini dinleyeceğiz, hem yüce Mevla’nın bu verdiği cömert bu güzellikleri yerinde yaşayacağı bir manzarayla güzel tatiller yapmalarını sağlayacağız.”

PLAJ DÜZENLEMESİNDEN BAŞKA BİR PROJE BAŞVURUSU YOK

Beyşehir Belediyesi’nin Karaburun Plajını kiralama süresi ilgili yönetmeliğe göre 7+13 yıl olacak. Belediye 7 yıllık süre içinde eğer ihale şartnamesinde yer alan gereklilikleri yerine getirirse süre 13 yıl daha uzatılabilecek. Edindiğimiz bilgilere göre Beyşehir Gölü Milli Parkı sınırlarındaki Karaburun Plajı için şu ana kadar basit plaj düzenlemeleri dışında bir plan ve proje başvurusu yapılmadı. Bunun dışındaki faaliyetler için bu alana yönelik imar planı hazırlanması gerekiyor. Ancak henüz bu yönde atılmış bir adım da bulunmuyor.

 

MİLLİ PARKLAR DOĞAL ALANLARI NEDEN ÖZEL SEKTÖRE KİRALIYOR

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan bu tür alanlar, kurumun kendi bünyesinde işletecek yeterliliğe sahip olmadığı gerekçesiyle ilgili yönetmelik kapsamında özel kişi ve kuruluşların yanı sıra belediyelere kiralanıyor. Örneğin Alanya, Kemer, Marmaris ya da Kuşadası’ndaki herhangi bir milli park ile Beyşehir Gölü Milli Parkı’ndaki kiralama yöntemi arasında hiçbir fark bulunmuyor. Milli park alanlarındaki yapılaşma koşulları da bu alanların bir tür yönetim anayasası olan uzun devreli gelişim planlarıyla belirleniyor.

ÇADIR YERİ İÇİN BİLE İMAR PLANINA İHTİYAÇ VAR

Milli Parklarda bir çadır yeri de, günübirlik tesis de bu planlarla belirleniyor. Bu tür alanlarda imar planlarının hazırlanması alanın sağlıklı kullanımı açısından önemli ancak dikkat edilmesi gereken konu bu planların içeriği ve yoğunluğu. Türkiye’deki birçok milli parkın uzun devreli gelişim planları hazırlık aşamasında. Beyşehir Gölü Milli Parkı da bunlar arasında.

Önceki haberErken açılma ve sürü bağışıklığı stratejisi
Sonraki haberKurumları denetlemeyelim/denetlemeyelim
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.