Biden’in Kıbrıs sorununu 40 yıldır bildiği doğru

Biden’in Kıbrıs sorununu 40 yıldır bildiği doğru

0
PAYLAŞ

Geçtiğimiz gün Kıbrıs’ın Güney tarafına çıkarma yapan, Kuzey’e de “geçiyordum uğradım” nevinden el sallayan Biden, yaptığı açıklamada Kıbrıs sorununu 40 yıldır bildiğini söyledi.
Biden’in Kıbrıs sorunuyla 40 yıldır ilgilendiği ortada ki, adaya ayak basar basmaz, “ben bir Cumhuriyet tanırım, o da Kıbrıs Cumhuriyeti” dedi.
Anastasiadis’le sarmaş dolaş görüntüler sergilerken, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun elini usületen ve gönülsüzce sıkan Biden, program dışı bir görüşme gerçekleştirdi Anastasiadis’le…
Söylenen; talebin Biden’den geldiği. Yetmedi, dini liderlerle yaptığı ortak görüşmenin ardından bu kez de, Hrisostomos’la görüştü…
Kıbrıs sorunuyla 40 yıldır ilgilendiğini kaydeden Biden doğru söylemişti. Kıbrıs sorununu 49, hadi biraz daha kısalım, 41 yıldır bilmiş olsaydı bu şekilde hareket edemezdi.
1963-74 yılları arasında Kıbrıs Türklerinin çektiği mezalimi bilseydi,- her ne kadar dinbirliği de olsa- Rumlara bu denli sıcak davranırken, Kıbrıs Türkünü rencide etmezdi.
Kuyu mezarlarını, kaybolan otobüsleri bilseydi, Eroğlu’nun elini öyle ucundan değil, dünyanın en büyük gücünün ikinci adamı olarak, desteğini gösterecek şekilde sıkardı.
Şayet, Kıbrıslı Türklerin cebren Cumhuriyetten kovulduklarını, tüm haklarının ellerinden alındığını bilseydi, kurtuluş mücadelesi sonrası bir devlet oluşturma başarısını gösterdiklerinden dolayı kutlayabilirdi…
Makarios’un, “kansız Enosis” politikası olarak hayata geçirmeye çalıştığı ve kısmen de başarılı olduğu “Türk gençlerinin bursla yurtdışına gönderilmesi” projesini bilseydi belki Kıbrıs Türkünün nüfusunun neden az olduğunu anlayabilir, azınlık olarak görmezdi…
1967’de Yunanistan’da yönetimi askeri darbeyle ele geçiren Cuntanın, Enosis’e ulaşmak için Keşan ve Dedeağaç görüşmelerinde Türkiye ile pazarlığa kalkıştığını, bundan sonuç alamayınca Kıbrıs’ta Boğaziçi ve Geçitkale köylerine karşı saldırılar düzenlediğini, bu saldırılara Yunan birliklerinin de katıldığını bilseydi, adaya kan ve gözyaşını getirenin Türk askeri değil, Yunan askeri olduğunu bilir, ona göre davranırdı.
Papagos liderliğindeki Yunanistan’ın BM’ye self-determinasyon için başvurduğunu, Rumların, Kıbrıs’ta İngilizlerden bağımsız bir yönetim için başkaldırması üzerine Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ihlak etme kararı aldığını, Türkiye’nin ise sorunun çıktığı bu ilk dönemlerde İngiltere ile birlikte hareket ederek BM Genel Kurulu’nda ortak tutum benimsediğini, asla Kıbrıs’a müdahale gibi bir düşüncesinin olmadığını, hatta o dönem Türkiye hükümetinin “bizim Kıbrıs diye bir sorunumuz yoktur” dediğini bilseydi Türkiye’yi işgalci olarak tanımlayan hareketlere girişmezdi.
1974’de, Türkiye’nin anlaşmalardan doğan hakkını kullanarak, adada barış temin etmek üzere müdahil olduğunu, rahmetli Bülent Ecevit’in İngiltere’ye gidip yardım istediğini, İngiltere’nin “ne yaparsanız yapın” dediğini, adaya geldiğinde de uçaklardan “biz savaş için değil, barış için geliyoruz” broşürleri attığını bilseydi, belki Makarios’un mezarına gittiği gibi, Merhum liderlerimiz Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük’ün kabirlerine de uğrayabilirdi.
Nitekim sadece ve sadece Amerikan’ın çıkarları için adaya gelen Biden, “Kıbrıs sorununu 40 yıldır biliyorum” derken doğru söyledi. Olayı 1974’den aldığı ve sadece Rum’un, Rum lobisinin, Türkiye karşıtlarının ağzından dinlediği her davranışından belliydi ikinci adamın…
***
Biden’in Anastasiadis’le canciğer kuzu sarması görüntüler sergilemesi Rumları sevindirdi elbette. Amerika’nın kendilerinden yana bir tavır sergilemesi gururlarını okşadı komşuların. Ne var ki, olay göründüğü gibi değil. Amerika’nın, Rumların eski flörtü Rusya’yı kıskandırma hamlesi olarak değerlendirdiğim olayın odak noktası ne Kıbrıs Rumu, ne Kıbrıs Türkü, ne de adada sağlanacak barış. Zerre kadar ilgilendirmiyor Amerika’yı bunlar. Önemli olan bölgedeki yeraltı kaynaklarının –İsrail’deki de dahil- yönetimi ve güvenli bir şekilde Avrupa’ya ulaşması. Gerisi laf-ı güzaf…

BİR CEVAP BIRAK

12 + ten =