Bildiğim şeytan evladır bilmediğimden

Bildiğim şeytan evladır bilmediğimden

0
PAYLAŞ

ne bir Mesih inecek yeryüzüne ne sura üflenecek; öyle sanıyorum ki insanlığın sonunu, insanın sonunu “insan” getirecek…Kimbilir, Tanrı’nın kullarını oyaladığı bir uydurmadır belki bu; yeryüzüne önlenemez bir biçimde yayılan insana ket vuracak yegane frendir, insanlığın sonunu getirecek müphem bir mucizenin gerçekleşecek olması. Öyle sanıyorum ki, yeryüzünün defterini insanlar dürecek…


Tanrı, izleyeceği tüm oyunlar akarken yeryüzünde, en sonunda yeryüzü kendisine kalsın diye herhalde, oyunlar oynanırken insanlık kendisini de imha etsin istedi büyük bir ihtimalle. Bu geniş, akıl almaz büyüklükteki sahneyi birden ve toptan yok etmektense, işin tadını çıkarmak istedi belki de. Kimsenin şüphesini çekmemek için de ortaya, yok oluşun istediği bir anda aniden olacağı şaşırtmacasını attı. Yoksa insan neyine güvenirdi de canına okurdu insanlığın ve yeryüzünün bunca zaman?


RAKAMSIZLIK…


Savaşın (‘Yok oluş’ mu demeliydim acaba?!) başında da yazmıştım bunu; şu dünyada en çok savaşın rakamlarına güvenmem demiştim. Irak işgalinin dördüncü yıldönümüne dönen iki gün önceki takvim gününde, gazetelerde gitti geldi işgalin, savaşın rakamları. Kimi yüz binler dedi ölenlerin sayısını açıklarken, kimi on binlerle ifade etti. Ölen Iraklıların, askerlerin, mültecilerin, yaralananların, sakat kalanların, hepsinden beter olanların rakamları dolaştı durdu sayfalarda.


Yeryüzünde, kitleleri ilgilendiren yıldönümlerinin dökümü çıkarılsa bunlardan ne kadarı “iyi” bir olayın, ne kadarı “yok oluşun” dönümü olurdu acaba? Hakikaten… Ne kadarı?


TERLİKLE DARBE


Irak’ın işgalinden yıllar geçse de en evvel hatırlayacağımız, gözümüzün önünden hiç silinmeyecek iki şey var galiba: Biri belli, Saddam’ın idamı… Ötekisi de işgalden iki hafta sonra gerçekleşen “sembolik idam” olsa gerek…


Bağdat’ın Firdevs Meydanı’ndaki o ulu Saddam heykelinin boynuna geçirilen urganla alaşağı edilişi, kavruk yüzlü adamların Irak’ın tüm lanetlerinin mesulü o heykelmiş gibi, sanki o yıkılınca memleketinin üzerine çöreklenmiş lanet kalkacakmış gibi, her şeyin ucu o heykelde düğümleniyormuş gibi birikmiş tüm öfkelerini devrilmiş bir heykeli tekmeleyerek açığa çıkarmaları… Sonrasından ne umuyorsa artık, o heykelin işaretledikleri ortadan kalkınca hayatının nasıl bir hal alacağını hayalliyorsa, ayağındaki terliği çıkarıp heykele girişmesi bir adamın, sürüklenen heykeli elinde terlikle vura vura takip etmesi…


Bir de bu görüntü hiç eksilmeyecek dağarcığımızdan herhalde… Yıllar sonra Irak’taki savaşla ilgili bir haber yazılırken, o savaşta büyümüş ya da çok sonra doğup da savaş topraktan etine geçmiş Iraklı çocuklar topraklarının kaderini belgesel yaparken kullanacaklardır o heykelin yıkılışını da, heykeli terliğiyle döven yurttaşı da elbette…


ŞEYTANIMI BİLEYİM


“O heykelin dikildiği günden bu yana devrilmesi hayalimdi” demiş Iraklı halterci Kadim el Cuburi… Söylediğine göre çok çekmiş Saddam’ın iktidarından; canı yanmış, gözünü intikam bürümüş, hırslanmış. O yüzden heykel yıkılırken ilk balyozu vuran o olmuş…
İşgalin dördüncü yıldönümünde konuşan El Cuburi şimdi pişman söylediğine göre; o günleri arıyormuş. Her günün bir diğerinden fena olduğunu söylüyor Iraklı halterci: “Şimdi kim dost, kim düşman bilmiyoruz. Durumumuz her geçen gün daha tehlikeli hale geliyor. Hiçbir şey iyiye gitmiyor. Halk fakir, fiyatlar durmadan artıyor. Saddam, Stalin gibiydi. Fakat işgal daha beter.”


Sonra farkında olmadan Ortadoğu’nun kaderini söylemiş: “Bildiğin, tanıdığın şeytan bilmediğin şeytandan daha iyidir!”


Iraklı adam böyle söyleyince, kederin en koyusunu paylaşan bizimki gibi tüm Ortadoğulu efkar kardeşi topraklar da şöyle düşündü herhalde:


“Neden hep bir ‘şeytana’ muhtaç olmak zorunda kalıyor bu topraklar?”


“Neden şeytandan kaçarken, başındaki şeytandan ikrah etmişken aradığı gene bir ‘şeytan’ oluyor?”


“Neden sadece ‘şeytanların gününü’ gördü buralar?”


“Yoksulluk ve zulmün daha azını aradı; bunların olmayacağı bir hayat tahayyül edemedi…


Neden?”


Böyle düşündünüz değil mi? Iraklı halterci, “Bildiğin şeytan bilmediğinden iyidir” derken, doğru söyleyin ama, aklınızdan geçen bunlar oldu, değil mi?


emredasar@gmail.com


 

BİR CEVAP BIRAK