Bilinsin… – Covid günlüğü –

Yeni bir çağın eşiğindeyiz düşün bunu…

Her şeye yeniden başlıyormuş gibi yazamaz mısın kalan ömrünün ön sözünü?

Duvarlarını yalnızlık bürümüş bu büyük tufanın

hepi topu iki metrekare eder iz düşümü…

O duvarlar ki sen istersen kağıt

O kapılar ki sen istersen kilidi naylondan bir oyuncak olur.

Sen;

geçmişi dert etme

onları başkaları yaşasın…

Hep bir kifayetsizlikle çevrili bu korku düzenini

Acılarla örülü bu üşengeç gezegeni

Yürümeye değer bulmadığın her kimseyi

unut gitsin…

Sen hatırlanmaya değeni yaz

İki fotoğraf delsin yüreğini

Fısıltılarını dinle kedilerin

Bir çalan zilin

Merhaba diyen sıcak bir nefesin

Çatlayan tohumun, bağışlayan sesin

Yanan mumun, üfleyen duanın

içinde kalsın adın, kalmalı adın…

Sabır maharettir

Bilinsin…

 

Nereye gidersen git

Milyar doların da olsa cebinde

uzaklara atılan her adım

İnce belli bardakta bir demli çay buğusu özletecek er geç

Kulakların çınladığında O’mu diyeceksin

Belki arar umuduyla yalnızlığını sevmeyi öğreneceksin.

Dağ başında unuttuğun o çiçeğin de

dikenleri bileylenecek bilesin.

Sesin değişecek, kokun değişecek..

Nihayetinde hayat

cesur bir başkaldırıdır bütün korkulara,

Elbet arınacaksın geçmişin eğreti karanlıklarından…

Sen kelimelerini iyi seç

ki kuş vurmayalım can sıkıntısından…

Sabır da limitlidir

Bilinsin…

 

Koca bir yılın üzgün birikintisinden geçtik, tamam…

Sarılamadın, tutunamadın, kaydı gitti ellerinden zaman

Her şeye yeniden başlıyormuş gibi kalbinden öpemez misin sevdiklerini?

Oltanın ucundaki balığı da affet ne olur bir defacık

Mezen biraz pilaki, biraz cacık olsa ne olur

Turuncuya çalan bir gökyüzünün şiire büründüğü

ne büyük bir gün dönümüdür o gün…

Hepimiz büyümeye çalışan güzel çocuklarız bu veryansında..

Bildiğimiz şarkılardan gelecek yine sorular

Bildiğimiz kavgalardan, bildiğimiz masallardan

Halkalı şekerden, Evreşe yollarından..

Ama geçeceğiz…

Bitecek bu vahşi yalnızlığı dört duvarın

Farzet ki gökyüzünde seyir halinde bir uçaktasın…

Deli bir türbülansa yakalandın diye

sonu mutlu biten bir romandan

bir şiirden, bir şarkıdan

çok güzel bir bakıştan

vaz mı geçeceksin?..

Yeni bir çağın eşiğindeyiz düşün bunu

Her şeye yeniden başlıyormuş gibi yazamaz mısın kalan ömrünün ön sözünü?

Mesela bir uçaktaymışsın gibi şimdiye kalkan…

Savunmasıdır hayat yepyeni bir kelimenin

her duyduğunda kanatlanan…

Sabrın sonu selamettir

Bilinsin.

 

Bu gün yine sessiz bir edebiyattan akıp gitti gün

İnsanlar çok Rembrandt, bulutlar çok Cemal Süreya

Eksik bir nal sesinden hallice vuruyor göğsümüze rüzgar

ada vapurunda…

Şu an şu satırda
‘Keşke bunun için sevseydim’ mevsimi hüküm sürmekte…

Ekonominin, siyasetin, depremin, pandeminin tam ortasında

hala bir açıklama aranıyorum anlayamadıklarıma…

Sade kelimeler değil

geçmiş de bazen düzeltme bekler.

Hayat zan’lardan ibaret değildir

Bilinsin…

 

İçimizde hep bir göçebe ruhu

Nereye gitsem nereye sığınsam korkusu

Biliyorum kaybettik çoğumuz umudumuzu…

Her şeye yeniden başlıyormuş gibi yazamaz mıyız kalan ömrümüzün ön sözünü?

Yatağı çarşafı dürüp çıkmadan evvel

kilidi çevirmeden

kahvaltımızda kuşların gagaladığı sabah kırıntılarını

o kumruların boynundaki yeşil pembe parlamaları

iyileşmiş hastaları, kavuşmuş aşıkları, adaletli kararları

kendimizi bir yıldızla kıyaslamadan

şu serçenin gözlerinde de anlayamaz mıyız açlığı?

Bulayım birdenbire deme…

kendini kendinle temizlemeden

zemheri karanlığın yükünü hafifletemezsin…

Bir derin tutku gerektirir sabır

Bilinsin…

 

Hayata ve özgürlüğe ve sabretmeye dair daha yazacak çok şey var

ama sen;

bütün kuşların bütün şarkıların bütün yıldızların toplamından

hep bir fazlasın

Bilesin…

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.