Bilmek zorunda mıyım ?

Mürekkep yalamış Türk hastalığıdır.
Bilmek zorundalık.
” Aaaa, Hocam nasıl bilmezsiniz ? ”
Mürekkep yaladıysanız azıcık ve sağda solda biraz da
önem atfediliyorsa size
bilmek zorundasınız efen’m,
bilmek zorundasınız.

Sonra ne derler ?
Tefe kor’lar adamı.
Edebiyat, Sinema, Müzik, Resim.
Bileceksin.
Sosyoloğa sosyoloji, antropoloğa antropoloji öğreteceksin.

Hocam , ” Augusto Boal’in Forum Tiyatrosu’nu
Brecht’ in epik tiyatrosu bağlamında ele alarak
yorumladığımızda, Boal’in tiyotroyu sokaklara
taşımasını, Brecht tiyatrosunun devrimci
bir açılımı gibi değerlendirebilir miyiz ? ”
Hani derler ya, ” Al sana bir kaya…. ”
Bilmiyorum kardeşim, bil-mi-yo-rum!
Bilmek de, is-te-mi-yo-rum!
Bu benim alanım değil, ben tiyatrocu değilim.
Tiyatroyu severim, izlerim.
Ama bunları bilmek zorunda değilim.
Herkes işini yapsın.
Git bunları bir tiyatrocuyla konuş.

Her şeyden biraz bilip,
hiç bir şeyi tam bilmemek
ama bilir gibi yapıp, her konuda konuşmak.
Nasıl bir salaklıktır, anlamam.

‘’ Siz yurt dışında yaşadığınız için bilmezsiniz.
Sakın sağda,solda böyle bilmiyorum,
hiç bir fikrim yok, filan demeyin.
Yanlış değerlendirilir sonra.
Ortalığın halini bir bilseniz.
Ne kurtlar var piyasada. ‘’
Bir de, böyle kırmızı başlıklı kız
muamelesi yapmazlar mı adama,
gel de deli olma.

Ben kafamı boşaltmaya uğraşıyorum.
Adam, olur olmaz şeylerle doldurmaya.
Her insan gibi, benim de kafam
milyonlarca lüzumsuz şeyle kirlenmiş halde zaten.
Beynimi nasıl yıkatsam diye düşünürken, bunlar daha da kirletecekler.

Seminer, konferans, panel gibi yerlerde çok olur bunlardan.
Soru bölümünü beklerler hep.
Dinlemezler, ne söyleyeceklerini düşünürler.
Dertleri bu işte.
Ne kadar çok bildiklerini kanıtlayıp, konuşmacıya karşı bir pirüs zaferi kazanacaklar.
Sonra da, gittikleri barda bunun muhabbetini yapacaklar.
Nasıl rezil ettim ama adamı ?
Peki ne geçti eline, kime ne faydası oldu bunun ?
Öyle demeyin Hocam, maskesini indirmek gerek böylelerinin.

Bunlara bakarsan, maskesiz kimse yok bu memlekette.
Son 40 yıldır, sürekli bir maskeli balo halindeyiz.

Bilmiş olmak için bilmek.
Bildiğini göstermek.
İş mi bu ?

Lazım olunca, okuyup öğrenmek varken,
bir gün lazım olur diye okuyup, atayım beynimin çöplüğüne.
Bu kadar mı değersiz benim beynim ?
Yok efendim yok, öyle abur cubur dolduramam onu her şeyle.

Hem, daha çok lazım olacak o bana ileride.
Yaşlılığımda, böbreklerime sidik süzme komutu veremiyecekse beynim,
senin bu saçmalıkların yüzünden olacak belki de bu.
Nereden bileyim ?

Yaş ilerledikçe anlıyor insan bunları.
Gecikmiş anlamalar, anlaşılmalar.
Bu mu olmalı hayat ?

ayhanunlu@sol.dk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.