Binalar ve sırları üzerine

Binalar ve sırları üzerine

0
PAYLAŞ

Her soru aslında uzun zaman insanın kafasının içinde dolandırdığı cümlelerle, düşüncelerle birgün, olgunlaşan bir meyvanın dalından düştüğü gibi düşüverir. Matematik bir formül gibi dökülüverir.Tıpkı zaman, ebediyet, insan, binalar, sırlar üzerine düşen bu soru gibi.


Kimdir yada nedir  zaman karşısında dimdik duran, sırlarıyla heran varolan, yaşayan? Düşünür müsünüz?


Yeryüzündeki varlıkların en donanımlısı insan mıdır? Bir düşünce mi? Yada bir kitap? Akla ilk gelen genelde elle tutamadığımız, soyut ‘uçuşan şeyler’ den ibaret gibidir. Oysa ki şu anda tüm şiddetiyle var olan tamamen maddi şeylerin geçmişte, şimdide ve gelecekte de sürekli varolduğunu, varolabileceğini hiç düşünür müsünüz? Bir insanın, bir fikrin degil ama tamamen maddi bir varlığın mesela taş bir binanın herşey için karar veren zaman karşısında nasıl donanımlı olabileceğini, olduğunu yada hangi sırları kendinde taşıdığını hiç aklınızdan geçirir misiniz?


Tamamen somut, maddi bir varlık olan taş bir bina bir insandan, bir fikirden daha ebedi olabilir, sadece ebedi olmakla da kalmaz daha fazla şey anlatabilir mi? Daha sır dolu olabilir mi? Sadece tek bir taş bina..Bir bina bunları nasıl yapabilir? Yapabilir mi?


Düşünün! Hiç bir binaya baktığınız zaman içiniz acır mı? Nezaman bulunduğu yoldan geçseniz gözlerinizi kaçırmaz mısınız bir binadan canınızı yakmasın diye? Yada hergün gittiğiniz yolda gözleriniz bir binayı yakalar mı? Arar mı bir binayı? Tıpkı hiç tanımadığınız, sizden önce yaşamış insanların aradığı gibi. Tıpkı hiç tanımayacağınız, sizden sonra yaşayacakların arayacağı gibi.


Saint- Germain’den Notre Dame’ı görmeden geçebilir misiniz? Londra’da St.Paul’ü yada Roma’da Colesseum’u aramaz mı gözleriniz?


Hele İstanbul, ömrümüzün çoğunu sokaklarında, yollarında geçirdiğimiz İstanbul. Her sokağında, her rutin güzergahınızda gözleriniz, siz farkında olmadan hergün size eşlik eden bazı siluetleri seçmez mi? Ayırmaz mı?


Eminönü’ne yaklaşırken dünyanın en sade ama en görkemli sarayı Topkapı Sarayı’nı, eşsiz Ayasofya’yı, Yahya Kemal’in adeta gökyüzünden indirilmiş dediği minareleriyle mükemmelliğin ifadesi Süleymaniye Camii’ni aramaz mı gözleriniz hiç? Ya Eminönü’nden Karaköy’e geçerken birbirine benzer yapılar arasından birgün ayırt ediverdiğiniz bir binayı, iki dünyayı, batıyı-doğuyu, gelenekle-modernliği gerek mimarisi, gerek müşterileriyle kendisinde birleştiren bir taş binayı, ilk kadın çalışanı Anette Zundo ile, bıraktığı görevi devralan ilk Müslüman kadın Feride Şevket ile, ‘sefil iştihâ, kirli nazar’ dediği maddi çıkar peşinde koşan insanların dünyasından kaçıp, mutluluğu hayali bir belde de arayan Ahmet Haşim ile Bank-ı Osman-i-i Şahane’yi aramaz mı gözleriniz?


Bakışlarınız küçücük mesafelerin dışına çıkabiliyorsa, Şehzadebaşı’nda Burmalı Camii’i, Kalenderhane Camii’ni otobüsle bile geçerken göz ucuyla yakalamaz mısınız? Hani neredeyse yerlerinde mi diye hiç  kontrol etmez misiniz? Sohbetlerinizi bir anda ‘Bak, Burmalı Camii’ diye kesmez misiniz ve yanınızdaki ‘Ne dedi acaba?’ der gibi size bakmaz mı hiç?


Hiç bir binaya baktığınızda içiniz acır mı? Bir binayı görmeyi özler misiniz? Arar mı gözleriniz rutin güzergahlarınızda bazı siluetleri? Ve sorar mısınız kendinize bir insanın, bir düşüncenin değil, ama tek bir taş binanın nasıl bir sırla sizi kendine bağlayabileceğini?


Nedir sırları bu binaların? Düşünür müsünüz? Görkemli Topkapı Sarayı’nın, mükemmelliğin simgesi Süleymaniye Camii’nin, tek başına bir toplumun kimliği olabilen Bank-ı Osman-i-i Şahane’nin..


Sır belki de, matematik bir formül gibi dökülüveren sorunun kendi içinde.


Sır belki de, bu binaların, insanın kendinde olmayan, zaman karşısındaki duruşlarıyla adeta sürekli bir geçmiş, şimdi ve gelecek içinde maddi olarak yaşıyor olmalarındadır. Tamamen maddi varlıklarında. Sır belki de, soyut gerçeklerin, yani bir düşüncenin, bir felsefenin  herhangi bir kavramı bizlere kitapların sayfaları arasından anlatmaları ama elle tutturamamaları, buna karşılık bütün bu binaların örneğin bir mükemmelliği, görkemi yada bir kimliği tüm maddi varlıklarıyla hergün karşımıza dikebilmelerindedir.

BİR CEVAP BIRAK

twenty + 1 =