‘Bindirilmiş kıtalar’

Ankara geçilmez.. Ankara girişine tarihte eşi görülmemiş bir barikat kuruluyor. Az sonra ülkenin dört bir yanından ‘kırmızı güçler’ tebeşirlerini, kalemlerini kuşanmış olarak başkentin kapılarına dayanıyorlar. Mavi güçlerden kat kat fazla sayıları. Donanımları da bir o kadar ‘görkemli.’ Beyaz tebeşirler, kırmızı tebeşirler, mavi tebeşirler, mor tebeşirler, tozlu tebeşirler, tozsuz tebeşirler. Kurşunkalemler, tükenmezkalemler, dolma kalemler..


Mübalağa cenk olundu..


Kırmızı güçlerin üzerine tazyikli su sıkılarak ‘Ankara geçilmez’ sloganı eylemsel olarak kanıtlanmaya çalışıldı. Kırmızı güçler yılmıyorlardı. Bunun üzerine göz yaşartıcı bombalar devreye sokuldu. Her ne kadar bu bombaların parasının en azından bir bölümünü ‘kırmızı güçler’ ordusunda bulunanlar ödemişse de.. Bunların hesabının yapılacağı zaman değildi. Gün o gün değildi. Zaman o zaman değildi. Kırmızı güçler akıl almaz savaşım güçleriyle başkentin kapılarını zorlamaktaydılar.


Mübalağa cenk olundu..


Kırmızı güçler başkent kapılarından içeri girmeye başladıklarında ‘yakın mesafe araçlarıyla’ içerden müthiş bir hücum başladı. Coplar yakın mesafeden iniyordu kırmızı güçlerin kafalarına, beyinlerine, gözlerine, kulaklarına, sıcak yüreklerine, insancıl duygularına, aydınlık düşüncelerine..


Mübalağa cenk olundu..


On bin kişilik eğitim ordusu sonunda püskürtüldü.
Savaşı kazananlar kimlerdi peki?


21. Yüzyılın ilk yılları.. Modern bir dünyanın özlemini duyan aydınlık insanlar.. On bin kişilik eğitim ordusu başkente sokulmak istenmiyor. ‘İşgalcilermiş’ gibi davranılıyor..


Bu insanlar demokratik kitle örgütü Eğitim-Sen’in eğitimci üyeleri. Bunlar çocuklarımızın geleceğini emanet ettiğimiz öğretmenler..


Bunlar işgalci değil..


Bunlar “Bindirilmiş kıtalar” hiç değil..


aesenyel@hotmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.