BIO ve OH

BIO ve OH

0
PAYLAŞ

Başlığın seçimi, sahtekârca, okuyucuyu çekmek için değil. Başlıktaki her bir harfi sözcük olarak yazmış olsam bir satırı geçen bir sözcük zinciri oluşabilir. Başlığın açılımı şöyle: Bennet Ifeakandu Omalu ve Onur Hamzaoğlu. Omalu, 1968 doğumlu Nijeryalı bir nöropatolojist, Onur Hamzaoğlu ise Kocaeli Üniversitesi’nde toplum sağlığı profesörü. İkisi de doktor olan bu kişilerin müşterek yanları yapmış oldukları araştırmaları sonucunda haksızlığa ve zulme uğramış olmalarıdır.

Önce Nijerya kökenli olup ABD’ye göçen nöropatolojist Omalu’ya bakalım. Omalu, ABD’de Amerikan futbolu oynamış olup, bir süre sonra davranış bozukluğu, depresyon, ilaç bağımlılığı gösteren, hatta intihar teşebbüsüne yeltenen ve birinde de sonlanan hastalar üzerine yapmış olduğu incelemeleri neticesinde saptadığı bulguları 2005 yılında “Ulusal Futbol Ligi Oyuncularında Kronik Travmatik Ensefalopati” başlığı ile yayınlıyor. Zavallı Omalu, zannediyor ki, bu makale konu ile ilgili doktorların ve hatta tüm ilgili çevrenin dikkatini çekecek ve gerekli önlemler alınacak. Evet, makale bazı doktorların ve gerekli idari mercilerin dikkatini çekiyor, ama yansımalar, Omalu’nun düşündüğü ve ümit ettiği şekilde değil, tam tersi, şiddetli tepki olarak gelişiyor. Resmi çevreler Omalu’ya, herhalde bizlerden öğrenmiş olacaklar ki, aynen şunu söylüyorlar. “ sen kimsin? Amerikalı değilsin, hatta Afro-Amerikalı bile değilsin!” Her ne kadar Omalu’nun yanıtı, “bilim ve bulgu ne olacak!” şeklinde de olsa, dinleyen olmuyor. Zira ABD’de, garip elbiselerin giyilerek yapılan o saçma spor, kaynak yaratma gücü nedeniyle, nerede ise ikinci sırada gelen ekonomik güç olarak kabul ediliyor. Omalu’nun uzun süren büyük çabası ve direnci sonucunda fikirleri kabul ediliyor, kendisine ABD vatandaşlığı ve halen görevini sürdürdüğü Kaliforniya Üniversitesi’nde de görev veriliyor. Omalu’nun hikâyesi bu kadar da kısa değil. Omalu’nun toplumsal etkisi zamanla büyüyor ve son günlerde (Eylül, 2016) Hillary Clinton’un zehirlenmiş olabileceği, dolayısıyla başkanlık kampanyası ilgililerinin Clinton’a kan testi yapması gerektiği görüşü yanında, Putin ve Trump’a güvenmediği ve bu kişilerden her şeyin beklenebileceği şeklindeki sosyal medya mesajı ile de toplumun ilgi odağı olduğu ifade edilmektedir. Acaba Omalu’yu Türkiye’ye mi davet etsek! Omalu’nun öyküsü kitaplaştırıldığı gibi ‘Concussion’ başlığı ile öykünün filmi de yapılmış. Google’dan izlenebilir.

Profesör Onur Hamzaoğlu’nu artık hepimiz tanıyoruz, hatta kendisini, ‘Onurumuz’ olarak tanıyoruz. Onur Hoca ne suç işlemiş ki, bir dizi meslektaşı ile birlikte, son kararla OHAL sepetine havale edilerek üniversitedeki görevine son verildi? Onur hocanın suçu büyüktür. Zira hoca, sabahları odasına gelip, çayını yudumladıktan ve dersine girdikten sonra, öğlen yemeği sonrası evine gidip öğle uykusuna yatacağına, gereksiz şekilde ve hiç üzerine vazife değilken bir saha araştırmasına kalkışmış. Marmara’nın körfez bölgesinde yeni doğan çocukların dışkılarında ve emziren annelerin ilk sütlerinde ağır metal artıkları saptayarak bölgede kanser riski olduğunu ortaya koymuş. Hocamız tüm araştırmalarını resmi yoldan, hatta bizzat maliyetine katlanarak yapmış ve tıbbi alanda çok önemli bir halk sağlığı konusuna parmak basmış. Hoca böylesi önemli bir konuyu ortaya koydu da ne oldu? Onur hoca da Omalu gibi bekledi ki, meslektaşları ve idari siyasi yetkililer halk sağlığını tehdit eden bu duruma müdahale eder ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlayarak halkın yaşam kalitesini yükseltir. Heyhat! Onur Hoca’ya üniversitesi soruşturma açtı, kamu otoritesi yargıya gitti. Bereket ki, yargıçlar durumu üniversite hocalarından ve idari sorumlulardan daha iyi değerlendirdi de davalar kazanıldı. Fakat halkına hizmete yönelik olması gereken siyasi erkin tarafgirliği ve nefreti bir türlü dinmedi.

Omalu Amerikan futbolunda şiddetli kafa çarpmalarının beyinde hasar yaptığını saptadı. Omalu aynı durumla çatışmalara katılmış bazı askerlerde, özellikle de Irak savaşından dönen bazılarında da karşılaştı. Askerlerin durumunu dikkate almazsak, Omalu’nun özellikle üzerinde durduğu Amerikan futbolu ile Hamzaoğlu’nun üzerinde durduğu bir bölgede oluşan kanser riski arasında ayırım yapmak gerekir. Şöyle ki, olumsuz sonucu yaratan etken her iki durumda da kapitalizmle ve para gücü ile ilgili olmakla beraber, Omalu vakasında riske maruz kalmak kısmen bireyin iradesi dâhilinde olduğu halde, Hamzaoğlu vakasında riske maruz kalmak mağdurun iradesi dâhilinde değildir. Amerikan futbolu yasaklanmasa da futbol oyuncusu olmak bireyin iradesi dâhilindedir. Oysa bir bölgedeki yaygın çevre kirliliğine maruz kalmak bireyin iradesi dâhilinde olmadığı gibi, hatta birey çoğu zaman neye maruz kaldığının bilincinde dahi olmayabilir. Bu nedenle, bulgulara saygılı olarak ve her iki durumda da gerekli önlemlerin alınması gerektiğine inanarak, ileri sürülebilir ki, Hamzaoğlu durumunda üniversite ve idari siyasi makamların çok daha dikkatli olması ve halkın sağlığını koruyucu önlem alması birinci derece zorunluluktur.   

Kapitalizme teslim olmuş, emperyalizmin eteğinde yerini arayan bir siyasi erk, özellikle de yabancı sermayeyi ülkeye çekmeye çalışırken, bedava arsa, vergi avantajı ve emek sömürüsü yanında niçin tüm halkın sömürülme olasılığını da teşvik önlemi olarak gümüş tepside iç, özellikle de yabancı sermayeye sunmasın ki! Seçmen tabanı bu kargaşada olup-biteni algılayabilir mi? Zaten, halk bir bunları algılasa gerçek demokrasiye yaklaşılır, algılamadığı içindir ki, demokrasi tramvayına binen siyasiye rağbet edilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK