Bir Alevi gözü ile…

Bir bölüm Alevi sağ partilerden aday olurken, çok küçük bölümü sol partiler içinde kendi inancı ile aday olmuş olduklarını gördüm.


Ankara’da toplanan Alevi Bektaşi Meclisi ve sonuç bildirgesine bakarak bu adaylıkları yine alevi beklentilerini göz önüne alarak değerlendireyim. Ankara toplantısında sağ partilerden aday olanların Alevilikten çıktığı ilan edilmiş oldu, kısaca aforoz edildi, Katolik inancına göre! Alevi inancında Alevilikten çıkmak olmaz, alevi doğulur ve alevi ölünür. Bir kurum veya birileri sen artık alevi değilsin demekle Alevilikten çıkmış olunmuyor.


Meclisin almış olduğu kararlar ışığında CHP ve DSP birlikteliğinden (ya da hüllesinden) aday olanların etik olarak incelemek istiyorum. Kararlar ve CHP seçim bildirgesi bu incelemede belirleyici olacaktır. Bugüne kadar CHP seçim bildirgesi yayınlamamış, iktidara geldikten sonraki programı dahi yoktur. CHP şu anlık görüntüsü ile sadece seçime hazırlanan ve kendisini sağ dünya görüşüne tamamı ile açmış bir konumdadır. AKP karşısında sadece elinde LAİKLİK vurgusu vardır, onun dışında herhangi bir söylemi henüz yoktur. Biliyoruz ki CHP laiklik anlayışı, bugünkünün satbil olarak savunmasıdır. Gerçek anlamda laiklik savunusu yoktur. Aleviler ise Mersin stadyumunda gerçekleştirdikleri etkinlikte Türkiye Laik değildir, Laik olacak sloganını öne çıkarmıştı. Bu anlamda dahi CHP ile zıt görüşleri savunmaktadır. 


Meclisin almış olduğu karaların bir tanesi “CHP ve DSP’nin sol adına çözümler üretebilmesinin yolu ise kendisini ‘’sağa’’ tümüyle kapatarak, SHP, ÖDP gibi partiler başta olmak üzere, sendikal hareketi, demokratik sivil örgütlenmeleri ve Alevi hareketini kapsayacak bir şekilde geniş bir sol birlik oluşturmasından geçmektedir.” denmektedir. Bugünden baktığımızda CHP sağ partiler ile birleşme görüşmeleri yaparken, sol’a kapılarını tamamı ile kapatmıştır. Bu durumda Alevilerin tavrı ne olmalıdır?


Gazetelerden öğrendiğime göre alevi meclisi almış olduğu kararları yine kendisi çiğnemektedir. Ve birlik olmadan kendilerini CHP milletvekili adaylık adayı listesinde yer bulma kavgasına girmiştir ve pazarlık yapmışlardır. İlkesizlik baştan itibaren devam etmektedir. Genç Parti ile flört eden CHP  – DSP birlikteliği içinde kendilerine yer edindirme mücadelesi nasıl yorumlanır?


“Siyasal İslamla, ırkçılıkla aynı kulvarda buluşan bir Alevi, en temel Alevi değerlerini reddettiği için Alevi olmaktan çıkmıştır. Irkçılığa, gericiliğe siyasal İslamın dayattığı şeriata karşı çıkmak Aleviler için kırmızı çizgilerdir.” Bu kırmızı çizgi şimdi ne olmuştur? Silinmiş midir iki günde, adaylık kulvarında pazarlıklar yapılmaktadır?


Meclis almış olduğu karaları aşağıya bir kez daha yazıyorum, bu durumda ne değişti de CHP içinde adaylık yarışı olmuştur?  CHP aşağıda alınan kararların hangisini savunuyor, hangisi seçim bildirgesinde yer alacak? CHP gibi sağa kucak açan bir parti kendi cemakanına koymak için birkaç alevi kökenli vatandaşa ne gibi öneriler sunmuştur, bu durumda Alevilerin ne gibi kazançları olmuştur?
Aşağıdaki sonuç bildirgesini bir kez daha okuyun ve siz karar verin, CHP ile seçime girmek ne kadar doğrudur?


“Alevi Bektaşi Meclisi bütün Türkiye’ye bir kez daha ‘’Laik ve demokratik bir Türkiye’’ için olmazsa olmaz taleplerini ilan eder:
 
Alevi Bektaşi Meclisi Çağrısı: Laik ve Demokratik Bir Türkiye İstiyoruz!
 
Laik ve demokratik bir Türkiye isteyen Aleviler için Türkiye, kimliklerin ve kültürlerin çatıştığı değil, eşit ve özgür koşullarda, bir arada yanyana kardeşçe yaşadığı bir Türkiye’dir. Farklı kimlik ve kültürlerinden dolayı ezilen, horlanan bir Türkiye çatışmaları kaçınılmaz kılar. Farklılıkların kabullenildiği, demokratik hukuk kuralları ile korunduğu, eşitlikçi, özgürlükçü, çok kültürlü bir toplumsal proje olan laik ve demokratik Türkiye projesi hem çatışmaları önler hem de Türkiye’nin bölünmesinin önüne geçer.
 
Laik ve demokratik bir Türkiye’de;
 
• Halen yürürlükte olan 12 Eylül Anayasası, hukuki ve toplumsal sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı, laik ve demokratik yeni bir Anayasa hazırlanmalıdır.
• 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen her türlü yasal engel kaldırılmalı, darbeciler yargılanmalıdır.
• %10 barajı gibi demokratik olmayan ve milyonlarca seçmeni yok sayan seçim yasası derhal kaldırılmalı, demokratik ve yeni bir seçim yasası hazırlanmalıdır.
• 1 Mayıs 1977, Maraş, Sivas, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink gibi katliamlarının gerçek suçlularının ortaya çıkarılması için özel araştırma komisyonları kurulmalıdır.
• 1 Mayıs emeğin bayramı olarak yasallaşmalıdır.
• Eğitim ve sağlık sistemi, bütün toplumsal grupların sosyal, demokratik ve politik farklarına bakmadan eşit haklarla yararlandıkları ücretsiz bir sisteme kavuşturulmalıdır.
 
Laik ve demokratik bir Türkiye’de;
 
• Alevilik, yasal ve anayasal olarak tanınmalıdır.
• Cemevleri, bir inanç merkezi olarak kabul edilmeli, altyapı hizmetleri ücretsiz verilmelidir.
• Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.
• Devlet laiklik ilkesi gereği bütün inançlara eşit mesafede durmalıdır.
• Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.
• Alevilere ve farklı inançlara yönelik, yazılı ve görsel alanda, ders kitaplarında her türlü iftira, haksız yakıştırma, karalama durdurulmalı, bunları yapanlar cezalandırılmalıdır.
• Muharrem Orucu, Aşure günü gibi Alevilerle ilgili kutsal günler, bütün diğer inançların kutsal günlerinde olduğu gibi kamuya ait kurumlarda ve medyada duyurulmalı ve diğer dini günler gibi, resmi bir statüye kavuşturulmalıdır.
• Hacı Bektaş Veli Dergahı müze olmaktan çıkartılıp, bir inanç merkezi olarak asli sahiplerine teslim edilmelidir.
• Sivas’taki Madımak Oteli ’’Barış ve Kardeşlik Müzesi’’ yapılmalıdır! „


Bütün bunların ışığında aleviler nasıl bir tavır içinde olmalıdır? Bu soru sanırım hepimizin kafasının içinde durmaktadır. Eğer aleviler gerçek anlamda örgütlü olduklarına inanıyorlar ise, seçimlere kendi istemleri ile ve hiçbir pazarlığa girmeden bağımsız olarak seçilebilecekleri bölgeden aday olarak meclise girebilirlerdi. Bu şekilde bağımsız bir politikayı meclis içinde seslendirmeleri daha rahat olacaktı. Şimdi bir parti disiplini içinde cemakanda sergilenen olarak girecekleri için politikalarını yüksek ses ile duyuramayacaklardır, çünkü CHP yukarıda alınmış olan kararların hangisini savunduğu ortadır. Son gelişmeler karşısında almış olduğu tavır ortadadır ve savunanlarla yapılanlar arasında ki uçurum ortadır. Sağcı bir parti ile itifak içinde olanlar “Alevi, en temel Alevi değerlerini reddettiği için Alevi olmaktan çıkmıştır.” denmektedir. Bu durumda adaylık pazarlığı içinde olanlar aforoz edilmiş mi oluyor? CHP’ye hala sol parti denilebilinir mi? O zaman sol hangi anlama geldiğini açıklanması gereklidir.


Laiklik vurgusu ile yaklaşsak dahi, AKP karşıtlığı ve AKP iktidarına karşı duyulan korku CHP ile ittifak yapmayı getirmez, çünkü CHP, AKP iktidarından daha kötü uygulamayı 84 yıldır sürdürmek taraftarıdır. Laiklik yoktur, yok olan bir şeyin savunusu olmaz. Şeriata karşı duyulan korku bugün Alevileri CHP gibi sağcı bir parti altında toplamaktadır. Fakat bu siyaset bilimi içinde ne kadar doğru bir tavır olduğunu tarih bize gösterecektir. AKP karşıtlı demek değildir CHP. Başka alternatifler düşünülmeden girişilen bu seçim çalışması Alevilere ne gibi katkı sunacağını zaman gösterecektir. Ben şahsi olarak oyumu CHP dışında bir birlikteliğe vereceğim, Aleviler oradan aday oldukları için ve AKP iktidara gelmesin diye CHP’ye oyum yok!


—————————
http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com
http://www.blogcu.com/cemoezkan


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.